kapat
16.11.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMI
limasollu
TURKIYE
DUNYA
POLITIKA
SPOR
MEDYA
SERI ILANLAR
METEO
TRAFIK
SANS&OYUN
ACIL TEL



GREENCARD

Sabah kanla dogdu Istanbul'un uzerine

Olumler, yanginlar ve kazalarla dolu bir gecenin sabahinda sinegog patlamalari sanki yeniden savas meydanlarindaymisim hissini verdi

Korkunc bir geceydi. Olumler, oldurmeler, yanginlar, kazalar birbirini kovalamisti. "Sabah ola hayir ola!" dedik, yanilmisiz. Sabah daha da hayirsiz, ugursuz, tekinsiz ve kanla dogdu Istanbul'un uzerine. Simdi gelin bu korku filmini andiran sureci ta basindan, gece yarisindan baslayip ozetlemeye calisayim...

* Cuma gecesi saat 19.30; Turk Sinemasi'nin 89.yas gunu etkinligini izlemek icin The Marmara'dayim. Kultur Bakani Erkan Mumcu onur odulunu kendi elleriyle Vedat Turkali ustada veriyor. Unlu sinema yildizlari, usta yonetmenler, yapimcilar, senaristler, genc oyuncular hatta figuranlar bile bu muhtesem solende yerini almis vaziyette.

* Sinema uzerine soylesilerimi tamamlayip cikiyorum otelden. Sira cuma gecelerinin haber acisindan dogurgan potansiyelini dusunup buyuk hastaneleri, emniyet merkezlerini gezmekte.

* Saat 01.30; Atakoy'de babasina ait tesisatci dukkanini geceleri fuhus mekani olarak kullanan genc bir kadin oldugu ihbari geliyor. Polislerle bulusup sozu edilen adrese gidiyoruz. Sahislar kil payiyla kacmis biz gelmeden. Ama evlerinden asagi inen konu komsu "bicak kemige dayandi!" diyor...

* Sabaha dogru bir anons daha geciyor. Kanli bir cinayetin anonsu bu. Pangalti-Dolapdere arasi barlardan birinde saatlerce yiyip icip eglenen iki arkadas mekandan cikinca kavgaya tutusmus. Ve iddiaya gore bindikleri Mercedesin sahibi olan Serdar Katircioglu, arkadasini tam 9 kursunla basindan, gogsunden ve bacaklarindan vurup oldurmus. Daha sonra aracindan inmis ve bir ticari taksiye atlayarak sirra kadem basmis. Evinin Uskudar'da oldugunu ruhsattan ogreniyor ve kameralarimizi ne yazik ki o kanli karelerle doldurup Uskudar'a geciyoruz.

TELSIZ SUSMUYOR
* Ancak yine bir dehset haberi gelmekte gecikmiyor telsizden. Bu kez faciadan kil payi donulmus. Cunku Kartal Koprusu altinda carpisan iki otobusten biri alev alev yanmaya baslamis aninda. Sofor sogukkanli bir bicimde araci durdurmus ve yolculara panik yapmadan inmelerini soylemis. Yetistigimde alev alev yanan koca otobus Itfaiyenin tonlarca kopuk sikmasiyla zor bela sonduruluyordu.

* Irili ufakli diger kaza, yangin, silahla, bicakla yaralama, gasp, darp, kapkac olaylarini da dusununce kaza mahallinde bir araya geldigimiz gece muhabirleriyle " Aman ne gece be arkadas. Is patlamasi oldu!" diye konusuyoruz tabii ki.

* Artik gun agarmistir. Haberciler yavas yavas merkezlerine dogru yol alirken ben de ekibimi SABAH-atv binasina birakip evime dogru ilerliyorum. Taksim civarina geldigimde korkunc bir patlama duyuyorum ciplak kulakla. Hemen sagi solu arayip "nedir? Ne patladi" diye soruyorum. Kimsenin bilgisi yok o an icin. Az sonra gaz sikismasi dolayisiyla patlama diye bir haber geliyor bazi meslektaslardan.

* Meger... Meger gaz sikismasi dedigimiz sey lanet olasi bir eylemin gaddar gok gurultusuymus... Meger bir dakika arayla Istanbul'da mevcut 5 sinagogdan ikisinin onunde tahrip gucu yuksek bombalar patlamis.

* Bana gore yakin olan Neve Salom Sinagog'u. Ben oraya giderken, ekibimi de digerine, Sisli'ye gonderiyorum.

BIR DEJAVU BU
* Olayin vehametini ve boyutunu anlamam icin sokaga girmem gerekiyormus meger. Sanki bir dejavu bu! Savas muhabirligi yillarimdan kalma goruntuler sanki bir kez daha aynen gelip geciyor gozumun onunden.

* Her yer yikilmis, harap olmus. Her yerden dumanlar cikiyor, toz bulutu kalkiyor. Ve bu dehset tablosunun icinden aniden beliren insan siluetleri once telasli adimlar ve cigliklarla kacisirken ancak yakinlastiklarinda gorebiliyoruz yuzlerini, giysilerini kaplayan kanlari.

* Adim basi et kemik parcalanmis uzuvlar. Enkaz arasinda boylu boyunca ve cansiz yatanlar. Suratle olay yerine dolusan polis ekipleri, ambulanslar, itfaiyeciler...

* Sanki gercek bir ortamda degil bir savas filminin platosunda gibiyiz. Hani bir an sonra yonetmen stop diyecek, olu taklidi yapanlar kalkacak, boyayla yapilmis kanlar ozenle silinecek, plastik kollar bacaklar dekorcular tarafindan kostum aracina tasinacak...

* Ancak her sey gercek ne yazik ki. Akan kanlar, yiten canlar, paramparca vucutlar, berhava olan dukkanlar, arabalar, kirik camlardan delik desik olanlar, korkuyla evlerinden firlayanlar, sonra fotografcilar, kameramanlar, anonslar, canli yayinlar, bakanlar, baskanlar, kahrolan kalabaliklar.

* Saatler sonra gazeteye gelip eski bir yazimi cikariyorum arsivden. Daha 2 ay once yazmisim meger. Demisim ki Neve Salom Sinagog'u cok hassas bir yer. Burada nobet bekleyen polislerin cok ozel olmasi gerek. Uyku mahmurlugu, bitkinlik bozar buranin ahengini. Dikkatli olun ey mudurler demisim. Sonra Emniyet yetkilileri hak vermis bu dedigime. Genc, atak, fisek gibi delikanlilari koymus oraya nobete. Ama bu kez baska bir kalleslik dusunmus teror iblisleri. Bombali bir arac patlatmislar tam kapida. Ve ne yazik ki olen ilk kisi daha bir yillik evli, genc ve basarili bir polis evladimiz, Bulent Bostanoglu kardes olmus...

Savas AY


Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya tiklayin

<< Geri don Yaziciya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler

Sari Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGI BASIM YAYINCILIK SANAYI VE TICARET A.S. - Tum haklari saklidir