|
 |
|

Lacoste, fabrikasini tasimaktan vazgecti
Lacoste, Fransa'daki fabrikayi Corlu'ya tasiyacakti. Bu, 2 bin 200 kisiye is demekti. Ancak Is Yasasi'nin ardindan, Fransizlar, "Sizin bizden ne farkiniz kaldi?" dedi ve vazgecti. Lacoste fabrikayi tasiyacak diye, Corlu'da binbir guclukle tam 140 donum arazi satin aldik. Avrupa'nin ihtiyaci olan Lacoste burada uretilecekti. Simdi Fransizlar vazgecti. Biz de bu arazide ne yapariz diye kara kara dusunuyoruz.
Unuttuk bile! Ocak ayinda, Diyarbakir ucagi dusmustu ve 75 kisi de ne yazik ki hayatini kaybetmisti. Hayat oyle hizli akiyor ki, biz pek cok seyi oldugu gibi bu ucak kazasini da unuttuk. Kuskusuz biz unuturken, yakinlarini kaybedenler asla unutmuyor. Amacim, pazar soylesisine bu aci olayla baslamak degildi ama yegeni Nurullah Eren'i bu ucakta kaybeden Ahmet Eren'le sohbet ederken, konu istemesek de buraya geldi. Hem zaten Eren Ailesi, Nurullah Eren'i hep hatirlamak icin simdi onun anisina Bitlis'te 'Ankara'nin dogusunda benzeri olmayacak" diyecek kadar iddiali bir okul yaptiriyor. Nurullah Eren, hayattayken, aile tarafindan kurulan ve ogrenci okutan Bitlis Egitim Vakfi icin cok calisirmis. Simdi aile bir anlamda onun vasiyetini yerine getiriyor.
Ikinci kusaktan bir ferdi kaybetmek Eren Ailesi icin yikim olmus. Ahmet Eren, aslinda oturdugu baskanlik koltugunu en buyuk yegen olan Nurullah'a devretmeye hazirlaniyormus. Aci olaydan sonra Ahmet Eren islere yeniden agirligini vermeye baslamis.
Basinda birden fazla sapka tasiyor simdi. Hem varolduklari sektorlerin derneklerinde, vakiflarinda gorev aliyor hem de Eren Holding'in baskanlik koltugunda oturuyor. Aslinda kendinden buyuk iki kardesi daha var. Ama iste hem kucuk hem de buyuk kardesleri onun baskanligini uygun gormus. Once aile isinde calismayip, Amerika'da master egitiminin ardindan burokrat olarak calisan Ahmet Eren, baba ve annesinin, 'Aile isine don artik' baskilarina dayanamayip, isadami kimligine burunmus. Iste o gunden sonra Eren Holding de buyumeye baslamis. Ic camasiri uretimiyle baslayan seruven, bugun 400 milyon dolar cirolu bir buyukluge ulasmis. Ahmet Eren, cimento sektorunde cektiklerini ve onca emek harcayarak, tek tek kucuk arazileri satin alarak, 140 donum arsayi fabrika yeri olarak hazirlayip, Lacoste'u, Fransa'daki fabrikayi Turkiye'ye tasimaya ikna ettikten sonra baslarina gelenleri anlatip, icini doktu...
* Siz Lacoste'tan, onlar sizden memnun mu?
Asagi yukari 12 yildir isbirligi yapiyoruz. Hem onlara uretim hem de ithalat yapiyoruz. Bu konuda ben de bir uzuntu, yara var. Bu ise girerken, Lacoste'un Avrupa'daki uretimini buraya kaydirmayi istiyordum. Ne de olsa Fransa'daki maliyet Turkiye'deki maliyetin cok ustundeydi. Uretim ussunu Turkiye'ye kaydirmalarini teklif etmistim, onlar da 'peki' demislerdi. Bunun uzerine biz Corlu'da 140 donum arazi aldik. Biliyorsunuz, yabancilar biraz gec karar verir. Tam sona yaklasmistik ki, o donemin bakani Yasar Okuyan, Is Guvencesi Yasasi'ni gundeme getirdi. Simdi adamlar geri adim atti. Dediler ki, sizin Fransa'dan bir farkiniz kalmadi. Niye fabrikayi tasiyalim ki...
ROMANYA'YA GITTILER BILE!
* Turkiye boylece ne kaybetti?
Butun Avrupa'ya Lacoste'lar buradan uretilecekti. Lacoste'un Fransa tesisleri buraya nakledilecekti ve 2 bin 200 kisi calisacakti. Artik siz dusunun Turkiye'nin ne kaybettigini... Cok buyuk bir ihracat olacakti. Simdi Romanya'ya gidiyorlar. Ufak bir tesis kurdular bile. Ben soyledim Yasar Okuyan'a ama tabii onlar onem vermiyor. Iscilerin oyunu almak icin bu ise soyundu. Kendisini severim ama politikaci olunca degisiyorlar. MHP tendansli bir politikacimiz, oy icin birdenbire solcu hukumetlerin yapamayacagi bir seye soyundu. Ama biliyorsunuz MHP baraji assaydi bile Yolavo'dan dahi secilemiyordu. Bu tabii politik bir sey. Sirf sendikalara hos gorunmek icin.
* Siz bu yasayi en cok elestirenlerden birisiniz. Neden?
Sendikali emekci olabilirsiniz, kardesim de olabilirsiniz ama ben sunu acikyureklilikle soyluyorum. Turkiye'deki sendikali isciler bir mutlu azinlik. En altta issizler var. Onun ustunde isi olan ama sigortasi olmayan kayitsiz isciler var. Onun ustunde isi ve sigortasi da olup, sendikasiz olanlar var.
En tepede de hem isi, hem sigortasi, hem de sendikasi olanlar var. O tepedekileri memnun etmek icin bu yasa geldi. Ben bu kadar sert konusuyorum. TISK'te bile beni tenkit ediyorlar. TISK Baskanvekili'yim ayni zamanda. Bana 'Bu kadar sert konusma' diyorlar. Ama Turkiye'nin gercekleri bu. Turkiye'de bu kadar issiz var. Emek fazlasi var. Onlara soruyorum. Turkiye'den Romanya'ya, Bulgaristan'a isadamlari gidiyor. Oralardan buraya da isciler geliyor. Ya bir terslik var bunda, gormuyor musunuz? Lacoste gelemedi, digerleri de gelmekte tereddut edecek. Bakmayin siz sendikalar bagirip, cagirir. Bu yasa Turkiye'ye iyilik getirmeyecek. Efendim sen sendikali olmaktan niye korkuyorsun diyebilirler. Sendikalarin Turkiye'de nasil calistigini bilmek lazim o zaman. Yararli mi zararli mi oldugunu bilmek lazim. Verimlilikle ilgili hicbir sey yapmayip, sadece ucreti artirmak, grev yapmak icin calisan sendika yararli degildir. Bizim sendikalarin bircogu boyle.
* Aldiginiz arazide ne yapacaksiniz peki?
Oyle duruyor simdi. Bakalim ne yapacagiz. Tekstil konusundaki yatirimlar fazla isgucune ihtiyac duydugu icin tereddutle karsilaniyor. O yuzdendir ki belki, biz daha cok bu siralarda enerji yatirimlarina agirlik verdik. Bizim iplik fabrikamiz var. 450 kisi calisiyor. Ayni degeri yaratan enerji firmamizda 19 kisi calisiyor. Hele bu yasadan sonra uretim niye yapalim ki. Al sat daha iyi. Bizim Lacoste, Swatch gayet iyi. Simdi yeni bir markayla daha anlastik. French Connection. Ilk magazayi Carousel Alisveris Merkezi'nde acacagiz.
* Enerjide ne kadar buyudunuz?
Su anda 92 megawatt uretim gucumuz var ama simdi 60 megawatt'lik gaza dayali yeni bir yatirim daha var. Komure dayali enerji projeleri uzerinde de calisiyoruz su anda.
* Bitlis'teki okul projesi ne durumda?
Ocak ayinda dusen Diyarbakir ucaginda agabeyimin oglu da vardi. Bizim ikinci jenerasyonunun birinci adamini kaybettik. Bitlis Egitim Vakfi'nin aktif bir uyesiydi. Universitelerle gorusuyordu, vakifimiz neler yapabilir diye. Ama maalesef kaybettik. Bunun uzerine calismalarin devami olsun diye, Bitlis'te bir okul yaptirmaya karar verdik. Ama oyle siradan bir okul degil. Bir Anadolu Ogretmen Lisesi. Okul binasi, 400 kisilik yatakhanesi, spor salonu, 18 dairelik ogretmen lojmani. Insaati devam ediyor. Onumuzdeki yila yetistirmeye calisiyoruz. Diyebilirim ki biraz iddiali konusuyorum, Ankara'nin dogusunda oyle bir okul olmayacak! Ondan sonra da devam ettirecegiz. Ingilizce hocasi yoksa, ozel ogretmenler tahsis edecegiz.
* Niye basiniz surekli Rekabet Kurumu'yla derde giriyor?
Rekabet Kurumu herhalde cimentoya takmis! Sanirim gozle gorulur hedef biz variz onunde. Zaten bir gazcilara takiyor, bir de cimentoculara! Para da aliyorlar ama bu arada sunu da soylemek istiyorum. Rekabet Kurumu cok buyuk bir uyaniklik yapti ve hic ilgisi olmayan bir kanunun, Milli Piyango Idaresi Kanunu'nun sonuna bir ekleme yaparak, "Ben once para cezasini alirim, ondan sonra isteyen mahkemeye gider" seklinde bir madde koydular. Simdi biz onunla mucadeleye hazirlaniyoruz.
REKABET TAKTI BIZE!
* Yani once siz parayi odeyeceksiniz, sonra da dava mi acacaksiniz?
Evet, oyle diyor ama oyle sey olur mu Allah askina? Tabii mahkemelerin uzun surdugunu biliyorlar. Anayasa'ya aykiri bu. Once infaz ediyor yani! Becerebilirsek biz bu maddeyi kaldirtacagiz.
* Su durumda cimento sektorunun sizi mutlu ettigini soyleyemeyiz herhalde?
Cimento bizim en az memnun oldugumuz ve rekabetin en acimasiz oldugu sektor. Iki de bir birbirimize gireriz. Maliyetin altinda satariz. Boyle oldugu halde, Rekabet Kurumu bakiyor kim var dogru durust buyuk sektor. Cimento! Herhalde bu anlayislarini degistirecekler.
* Rekabet Kurumu korkulu ruyaniz olmus...
Hani bazen siniflarda bir ogrenciyi ogretmen kotu bilir ve ondan sonra ne zaman bir sey olsa onu sorumlu tutar ya... Bizimki de bu hesap! Rekabet Kurumu bizim ustumuze geliyor.
Denizli Cimento'yu satin alip dorduncu buyuk yaptik
* Eren Holding'in ilk ortaya cikisi Eros'la mi oldu?
Oyle diyebiliriz. Eros'un dogus sekli, Er-Os'tu. Osman isminde bir ortagimiz vardi, 1973 yilinda ayrildik. Bizim firma 1969 yilinda kuruldu. Peder, Sultanhamam'da faaliyet gosteriyordu, sonra iste camasir isine girdik. Tabii ben aileye daha sonra katildim. Cunku Maliye Bakanligi'nda hesap uzmani olarak calisiyordum.
* Aile isini istemediginiz icin mi burokratligi sectiniz?
Baslangicta itiraz etmistim. Babam hep burokrasiden ayrilip, aileye katilmami istiyordu. Sonra da annem 1975'te vefat etmeden once, bana 'Artik yeter oglum. Ailenin isine don' demisti. Ben de sonunda dondum ve 6 yillik burokrasiye veda ettim. O gunlerde ihracatimiz da artmaya basladi ve ivme kazandi.
* Kagit sanayiine girisiniz daha sonra mi oldu?
1980'den sonra oldu. Modern Karton isminde bir sirket kurduk. O zaman Hurriyet gazetesi ortagimizdi, sonra onlar ayrildi. Simavi o zaman ilginc bir sey soylemisti. 'Fiyati Ahmet Bey belirleyecek, karari biz verecegiz' demisti. Cok hassas bir durumdu ama sonunda biz devraldik. Modern karton Turkiye'nin en buyuk ambalaj kagidi ureticisi ve ihracatcisi konumuna geldi. Avrupa'nin da uc buyuk firmasi arasina girdi. Su anda komsu ulkelere ihracat yapiyoruz. SEKA'nin ozellestirmesine de ilgi duyduk tabii. Ama teknolojisi eski. SEKA Silifke'ye talip olmustuk ama bizim verdigimiz deger cok dusuk kalmisti.
* Farkli sektorlere dalmissiniz. Bir de Denizli Cimento fabrikaniz var...
Tabii hic bilmedigimiz bir sektordu cimento. Ama iste sanayiciyiz diye girdik. Basarili da oluyoruz. 1992'de ozellestirmeden Denizli Cimento'yu satin aldik. Hatta Nuh Cimento'nun ortagi Muharrem Eskiyapan, "Burasi parayla alinacaksa, ben alacagim" demisti. Parayla alindi ama tabii biz aldik. O gunlerde Muharrem Bey'le birbirimize mesafeli duruyorduk. Tabii sonra cimento ailesine katilinca, iyi dost olduk. Su anda Denizli Cimento, gerek teknolojisi gerekse kapasitesiyle dorduncu buyuk cimento fabrikasi durumunda. Ancak tabii cimento sektoru asagi yukari 7-8 yildir gelisemiyor, cunku Turkiye'de ne ozel sektor, ne de devlet yatirimlari var. Ne kopru, ne yol ne de kopru projesi var. Duble yollar var ama iste o kadar. Boyle olunca Turkiye fazla kapasitesini ihrac etmek zorunda kaliyor. Biz gecen yil iyi ihracat yaptik ama bu yil kurlar yuzunden yapamiyoruz da. Ben Cimento Isverenler Sendikasi'nin baskaniyim ayni zamanda. Cimento sektoru olarak sikintimiz var tabii. Cimento aslinda ne ihracat ne de ithalat malidir. Agir bir maldir. O yuzden lokal olarak satilmasi lazim ama Turkiye'deki uretimin dortte birinden fazlasini ihrac etmek zorunda kaliyor.
Selale KADAK
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|