|
 |
|

SELALE KADAK
Bir belge yuzunden basina gelmedik kalmadi!
Mubasir koridora cikar ve bagirir Hamdi Akin! Isadami Hamdi Akin, cagirildigi kapiya dogru yonelir. Kapida asili kagitta, "Emniyeti suistimal-Hamdi Akin" yazisini gorup, irkilir ama yapacagi da bir sey yoktur. Mubasirin arkasindan cagirildigi odadan iceriye girer...
Ustelik bu ikinci gidisidir ve ne yazik ki yetmemistir. Ocak'ta bir kez daha gitmesi gerekecektir. Bu da ayni sekilde bir kez daha cagirilmasi anlamina gelmektedir ki, en cok bu Akin'a koyar... Bilirsiniz iste Turkiye'de acilan davalar oyle sip diye sonuclanmaz...
Hamdi Akin, Ataturk Havalimani'ni rekor surede tamamlayan konsorsiyumda yer alan sirketlerden Akfen'in patronu. Bugune kadar pek cok muteahhitlik isinde yer almis ama anlattigina bakilirsa, bir kez dahi mahkemeye boyle cagirilmamis. Iste bu yuzden de yasadiklari zoruna gidiyor. Akin'i mahkemeye tasiyan hikayeye gelince...
Hamdi Akin ve esi Safak Akin, toplumsal sorumluluklarinin bir geregi olarak bir gun bir vakif kurmaya karar verir. 1999 yilinda Turkiye Insan Kaynaklari Vakfi adiyla kurulan Akin Vakfi daha sonra Turkiye Insan Kaynaklari Egitim ve Saglik Vakfi olarak adini degistirerek, ozellikle Turkiye'nin dogu ve guneydogusunda yasayan ve okuyan universite ogrencilerine yonelik programlar duzenlemeye ve burs vermeye baslar.
Bireysel Gelisim Programi, Uluslararasi Genclik Odulu Programi birbirini izler. Bu arada, vakifa katkida bulunsun diye Ataturk Havalimani Dis Hatlar Terminali'ne de kumbaralar konur. Bu kumbaralar doldugu zaman yetkililerin huzurunda acilip, toplanan paranin miktari belirlenerek ilgili yerlere aktarilir. Sorun da iste burada baslar. Kumbaranin noter huzurunda acilmasi sirasinda gerekli olan belgelerden birinin kayboldugu anlasilir ve bu noktada da sorusturma baslar, 2 milyar lirayi bile asmayan bu para icin kurucu Hamdi Akin sorumlu tutulur ve hakkinda dava acilir. Kurumlarin keyfi bir davranisi da soz konusu degildir. Kaybolan belge yardim toplama iznine ait fotografli bir kimlik belgesidir ve var oldugu halde asli tum aramalara ragmen ne yazik ki bulunamamistir.
Ortada kuskusuz bir ihmal var ama Akin'in zoruna giden, bu durumun aninda mahkemelik olup, aylarca surecek bir hale burunmesi, mahkeme kapisinda isminin yaninda bir de 'emniyeti suistimal' ifadesini gormesi... "Basima gelmedik kalmadi. Kapatasim geliyor bu vakfi" diyor ve ekliyor, "25 yildir devletle is yapiyorum. Bir kez bile hakim karsisina cikmadim. Simdiye kadar en ufak sekilde bile sorgulanmadim ama iste kucuk bir ihmal yuzunden sonunda ben de mahkemelik oldum."
Hamdi Akin'in esi Safak Akin'in zamanin buyuk kismini ayirdigi bu vakifin yaptigi egitim projeleri ortada. Kuskusuz kapatilirsa yazik olur. Zaten Hamdi Akin da bu cileyi cekecek, vakifi ayakta tutacak. Peki bu davadan ne zaman kurtulacak? Iste onu zaman gosterecek...
Bu yontemle satarsan, boyle sonuc alirsin!
Olacagi buydu! Bu kadar cok hayal kirikligina ugrayanlarin oldugu bir ortamda Tekel ihalesinin iptal edilecegi asikardi. Edildi de. Acik artirma yapilsaydi boyle olur muydu? Kimbilir belki de olmazdi. Ne de olsa, 1 milyar 150 milyon dolari veren Japonlar, yuz yuze yapilacak bir gorusmede, buyuk olasilikla fiyati yuzde 20-30 oraninda artirirdi. Ama o da olmadi ve bu sonuca gelindi. Tekel'in ozellestirilmesi surecinde malini satmak istemeyen burokratin dogru durust bilgi vermedigini Tekel'le ilgilenen herkesten duyduk. Hala dogru durust kac kisinin Tekel'de calistigi ogrenilemiyor. Stoklara bakmak isteyenlere 'bakamazsin' deniyor. Icten ice sanki burokrat 'Tekel'i satmak istemiyor. Umarim bu anlayis sona erer ve Tekel, gercekten hak ettigi fiyata en yakin zamanda satilir ve Turkiye, sermaye dostu oldugunu dosta dusmana gosterir.
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|