|
 |
|

EMRE AKOZ
O pankarta sasirmadim (2)
UNIVERSITE VE IKTIDAR
Okurlarimizin cogu tek gazete aldigi icin once konuyu ozetleyelim...
Alper Gormus ve Kursat Bumin, Yeni Safak gazetesinde 'Kronik Medya' baslikli bir 'medya elestirisi' bolumu hazirliyor.
Cuma gunu Gormus, rektorlerin Anitkabir yuruyusunde acilan 'Ordu Goreve' pankartinin medyada yer alis bicimini irdeledi. Rektorlerin, "Pankartin bizimle bir ilgisi yok" sozlerine bazi kose yazarlari inanmisti. Olayin darbe ozlemi duyan kucuk bir grubun provokasyonu oldugunu dusunuyorlardi.
Alper Gormus bu konuyu ayrintili bir bicimde ele aldiktan sonra soyle devam etti
'Ya oyle degilse?'
Yukarida zikrettigimiz varsayim gecerliyse mesele yok, peki ya gecerli degilse? Ya durum, Sabah yazari Emre Akoz'un yazdigi gibiyse? Bakin, "O pankarta hic sasirmadim" baslikli yazisinda (28 Ekim) ne diyor Akoz
"Siz bakmayin yuruyusu duzenleyenlerin bu pankarti kinamalarina... Onlarin hayali tam da bu! Ancak 'zamanlama' sorunu oldugunu dusunuyorlar. Yani 'Simdi sirasi degil, onun da vakti gelecek...' (...) Toplumdaki mayalanma henuz kivamina gelmemisken, sonda soylenecek olan, hic basta soylenir mi? Bu gencler de pek aceleci canim!"
Evet, ya yuruyuse hakim olan "ruh" buysa?
Denebilir ki "Biz gazeteciyiz, 'niyet okumak' bizim isimiz degil..."
Denebilir tabii, ama hicbir seye yaramayan bir "objektiflik" olmaz mi bu? "Background" diye bir sey yok mu? Oraya bakinca 'rektorler'in 'pankart'i kinamalari size samimi gorunuyor mu?
Makro yapiya bakalim
Niye boyle dusundugumu... Niye yapmaya calistigimin bir 'niyet okuma' olmadigini anlatmam gerekiyor.
Soyle...
Gercekten de olayin bir arka plani ('background') var. Benim 'makro' dusuncem su Bir ulkenin siyasetinde, ekonomisinde, kulturunde temel yapilar vardir. Bu yapilar belli tipte iliskiler, fikirler, sorunlar uretir. Ve o yapilar degismedikce donup donup ayni noktaya geliriz.
Simdi gelin bunu universitelere uygulayalim.
Celal Bayar soylemisti
Zaten bildigim bir seyin en berrak ifadesini kimde buldum biliyor musunuz? Beni de sasirtan bir isim Ataturk'un basbakanlarindan, Demokrat Parti'nin kurucusu, Ucuncu Cumhurbaskani Celal Bayar!..
'Ne alaka' diyeceksiniz.
Turkiye Gunlugu dergisi 61'inci sayisinda (Yaz 2000) Turkiye'nin en ozgun dusunurlerinden Idris Kucukomer'in eski bir yazisini tekrar yayinlamisti.
Kucukomer 30 Eylul 1969'da Ant dergisinde cikan yazisinda universiteyi inceliyordu. Hoca yazisina Celal Bayar'in bir saptamasi ile baslamisti. Ozetle soyle diyordu Bayar
"1924 Anayasasi ile devlet yonetimi ortakligindan cikarilan ordu ve universitenin, Ataturk'un sahsina duyulan buyuk guven sebebiyle buna itiraz etmedikleri, yonetim haklarini tekrar ele gecirme cabasina girmedikleri, fakat sosyal bir miras olarak haklarini nefislerinde muhafaza ettikleri acikca goruluyor.
27 Mayis darbesinden sonra profesorler kurulu bir rapor hazirlamistir. Bu raporda soyle deniliyor 'Bir hukumetin mesruiyeti, sadece menseinde, yani iktidara gelisinde degil, iktidarda kendisini bu mevkie getiren anayasaya riayeti ve millet efkari, ordu, kaza (yargi) ve ilim muesseseleri (kurumlari) gibi muesseselerle isbirligi yaparak hukuk nizami icinde yasamasi ve devamiyla mumkundur.'
Yani universite, anayasada yazili olsun olmasin, kendini devletin ortagi saymakta ve hukumetin mesruiyetini bu ortakligi tanimasina baglamaktadir."
'Sakin bana dokunma'
Iste olay bu!
Zaten Cumhurbaskani Sezer de gecenlerde "Universiteler devletin bir organidir" demedi mi? Hocalari devletten maas almayan ozel universitelerin bulunmasina... Bilimsel calismanin ozerk olmasi gerektigi israrla soylenmesine ragmen Sezer'in sozleri oldugu gibi kabul edildi. Itiraz eden cikmadi.
Niye? Cunku yapi boyle kurulmus, mekanizma o sekilde isliyor. Eger hukumet universitede bir degisiklik yapmaya kalkisirsa... Universite hemen burokrasideki akrabalarina siginir; "Cumhuriyet, laiklik, cagdaslik" diye sesini yukseltir "Bana dokunamazsin cunku ben devletin bir parcasiyim... Eger cok israr edersen seni 'ordu' abime ve 'yargi' kardesime sikayet ederim... Ayrica bizimle ittifak kuran orta siniflari ve ogrencilerimi de senin aleyhine harekete geciririm" demektir bu.
'Sen gorursun gununu'
Bu kurumlarin birbirine destek olusuna sadece 27 Mayis'ta sahit olmadik. En son 28 Subat surecinde universite, uc bes catlak ses haric, 'postmodern' denilen bucuk darbenin yaninda tam kadro yer aldi.
Dolayisiyla kucuk bir grubun provokasyonu denilen o pankart apacik bir tehdittir "Su anda demokrasiye bagliyim... Ama ustume gelirsen bu pankartta yazilani ben de acik acik soylemeye baslarim, o zaman gorursun gununu..."
Ulemanin ruhu yasiyor
Demek ki yaptigimiz 'niyet okuma' degilmis. Ulkemizin siyasi yapisi maalesef boyle. Turkiye'nin Avrupa Birligi'ne girmesinden niye bu kadar cekiniyorlar saniyorsunuz? Mevcut sistemden gecinenler ayricaliklarindan hop diye vazgecer mi hic? Mirin kirin etmekten, darbe cagrisi yapmaya her turlu yola basvurarak kendilerini korumaya calisirlar.
Osmanli'da sarayla isbirligi yapan ulema sinifinin cuppesi, yazisi, ideolojisi Cumhuriyetle birlikte degisti. Ama ruh ayni ruh!
MUTLU ETMENIN SIRLARI
KADINLARI MUTLU ETMENIN SIRRI
1. Sacini oksa 2. Simart 3. Gozlerinin icine bak 4. Gelecek planlari yap 5. Yemege gotur 6. Guldur 7. Tesvik et 8. Teskin et 9. Affet 10. Kapiyi tut 11. Isit 12. Saril 13. Op 14. TV kumandasini ver 15. Bekle 16. Birlikte rejim yap 17. O uyumadan uyuma 18. Ne istedigini onceden anla 19. Yeminler et 20. Gunde yedi kez ozur dile 21. Arkadaslarina katlan 22. Yuzuk al 23. Tiras ol 24. Sac seklini degistir 25. Kopegi gezdir
ERKEKLERI MUTLU ETMENIN SIRRI
1. Soyun !!! (E-posta girgiri)
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|