|
 |
|

UMUR TALU
Guller kurumasin diye kavgayi da sevdim!
"Uslup" oturdu, sevindim; "ok yaydan cikmisti", kiliclarin kindan cikmasina gerek kalmadi.
Polemik baki kalir; duello baska meydanlara.
Can Dundar'in, "Su kavgaci medya ortaminda kiminle polemige girmezsin deseler en basa yazacagim birkac isimden biridir Umur Talu" demesi, tercihime denk dustu.
Polemigi "Can'a kadar" uzatmamin nedeni, onun kendisi degil.
Birey olarak kimse degil. Oyle olsa, ondan once upuzun bir liste yapardim.
****
Gazetecileri rehin, hatta tutsak dusuren medya ortamini didiklemeye calistim hep.
Andigimiz donem, Dogan Grubu gucunun, yaygin tahakkum agiyla, ornegin Sabah'i da rehin alabildigi bir zaman.
Sabah'in yanlis islerle iktidara rehin dusuruldugu, Dogan Grubu'nun ise, istedigi yasayi cikartmak (RTUK), istemedigini cikartmamak (Is Guvenligi) icin, hem iktidari rehin aldigi, hem de ruhunu, bedenini iktidara verdigi zaman.
Bir vakitler Hurriyet-Sabah-iktidar isbirligiyle batirilmak istenen, bunun gazetecilige tehdidini yasamis birinin; o siralar nefret ettigi ozkoklu, mutlu yonetmenleri mulkiyetine aldiktan sonra, nereden geldigini unutup benzer ihtiras ve istahla costugu donem.
Halkla isleri kalmamis Mesut Yilmaz ve Husamettin Ozkan gibi siyaset cambazlarinin, bu manzarayi iligine kadar somurdugu, medyayi maniple ettikleri donem.
Bunun ne oldugunu, simdi birbirleriyle gerilen Cumhurbaskani Sezer ile Basbakan Erdogan, maruz kaldiklari medya saldirilariyla yasadilar. Hic unutmamalilar!
Nasil bir sey oldugunu, halk, gizlenen haberlerle, kurgu mansetlerle, patlayana kadar saklanan krizlerle, cebinden, aklindan, geleceginden calinanlarla yasadi. Hic unutulmamali!
****
Derdim bu. "Dun"u bir hatira, kuyruk acisi, polemik vesilesi kilmaktan cok; anlamak, anlatmak ve yarinin akli ile vicdanini olusturmaya bir nebze katki yapabilmek.
(Can hala, "yazabildim" dese de) Dogru insani, vicdani, mesleki tavirlari alabilecek gazetecilerin dahi susturulabildigini, vahametin misali olarak vermek.
Can Dundar diyor ki, "Gazetelerde 'Bu konuda yazilmayacak' diye 'grup karari' filan alinmadigini, olsa olsa yazarlarin istikbal kaygisiyla karisik bir ozdenetim mekanizmasiyla suskunluga gomuldugunu, o suskunluk yuzunden bugunlere, surgunlere gelindigini..." Umur da "bilir elbet"!
Buna "ozdenetim" degil, "iskence" dendigini bilmez miyim?
Cok sayida meslektasimla Milliyet'ten kovulurken, neden kovuldugunu biliyordum. Turkiye Gazeteciler Cemiyeti yonetiminde RTUK yasasina birlikte tavir aldigimiz Zeynep Atikkan'in Hurriyet'ten neden kovuldugunu biliyordum.
Biz kovulurken Milliyet'e gecmek icin bekleyen Can Dundar merak edip sorsaydi, ona da tum ictenligimle anlatirdim.
Grup karari vardi.
Yazmak isteyenin engellendigini, yazmayin dendigini, destekleyen yazi istendigini, bunun o gunku Sabah'i kapsadigini da biliyorum.
O gunku Sabah'ta bir Hasmet Babaoglu, o da sadece internet acisindan yasayi elestirmis, bugunku Sabah'in yonetmeni Ergun Babahan Aksam'da tavir alabilmis, bugunku Sabah'in yazarlarindan Necati Dogru Cumhuriyet'te, Mehmet Barlas Yeni Safak'ta siki muhalefet yapabilmisti.
Yasaya samimiyetle karsi olan Can Dundar, tum sinirlari zorlasa da, ancak yasa kesinlesince yazabildi. (Bana lutfen bu tur bir hikaye anlatma Can!)
Tam tezkere gunu "seyahatte" olan Bekir Coskun'un, gecenlerde kendini tutamayip "Bizi susturdunuz da ne oldu?" diye isyan etmesi gibi bir sey.
Dundar, "Cogu zaman 'batakliktaki gul'u kurutmak, 'batakligi' kurutmaktan kolay gelir" demis, ayip etmis.
Guller kurumasin diye, kendi capinda da olsa hep bataklikla didisen birine ayip etmis.
Kurumasin guller diye, kavgayi da, polemigi de sevdim ben!
Mesajlariniz icin:
utalu@turk.net
Fax 212 280 05 51 Tel 0 537 660 71 21
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|