|
 |
|

ILKER SARIER
Seyyar randevuevinin "ekonomik" bilancosu
Butun gun evrak incelemekten Riza Bey'in imani gevremisti. O dalginlikla, duraga usulca yaklasan otobusun numarasina bakmadan daldi iceri, on koltuklardan birine oturttu.
Otobus birkac manevradan sonra E-5'e cikip Pendik istikametine yoneldi.
Koca otobuste sadece on tarafta iki koltuk vardi, bir de sofor ile muavini...
Arka taraftan da saril saril su sesi geliyordu.
Riza Bey sudan huylandi
-Sizin otobus galiba su akitiyor, halbuki yagmur da yok.
Muavin siritti
-Su kacirmiyo abi, arka tarafta bir yolcu dus aliyor.
Riza Bey muavinin saka yaptigini dusunerek, espriyle karsilik verdi
-Vallahi bu yogun trafikte yatak yorgan bile gerekiyor...
-Biz de yatak yorgan da var abi.
Muavin saka yapmiyordu. Riza Bey merakla sordu
-Nasil yani, belediye otobusunde yatak yorgan ha?
-Bizim otobus ozel abi... Az yolcu tasiyoruz ama yolculara ozel hizmet sunuyoruz.
-Nasil bir ozel hizmet?
-Maksat yolcular trafikte gecen zamani iyi degerlendirsin... O yuzden yataklarda kadin da bulunduruyoruz.
-Neeee, kadin mi?
-Her turlu ihtiyaci dusunduk abi... Evden ise, isten eve kosturup duruyor insanlar... Aska vakit mi var?
-Deminden beri duydugum ah, uh sesleri oradan mi geliyordu?
-Evet, bazilari ask sirasinda fazla gurultu yapiyorlar.
Merak, Riza Bey'in kafasini kurcalamaya baslamisti. Biraz durdu. Yine sordu
-Akbil geciyor mu bu otobuste?
-Gecmez...
-Peki bileti kac para?
-Fiks menu, 35 milyon lira... Ister iki durak git, istersen 20 durak farketmez...
Riza Bey'in dudagi ucuklayacakti saskinliktan... Merak ile heyecan icini sarmaya baslamisti. Otobusun arka tarafini gormeden inemezdi bu otobusten...
Utana sikila dondu muavine
-Bir de biz bakalim bari, diyebildi.
Insan, sirf arkadaslarina anlatmak icin bile girerde boyle bir maceraya... Arka tarafa gectiler. O sirada bir adam suzuldu on tarafa dogru... herhalde demin yikanan adamdi bu. Saclari joleli, arkaya taranmisti. Gozlerinden mutluluk akiyordu. Tedirgin hareketlerle on tarafa gecti. Bostanci mintikasinda arabadan indi.
Riza bey, usulca yaklasti, kapali bolmelerden birinin perdesini araladi ki ne gorsun?
Gercekten bir kadin yataga uzanmis, isveli gozlerle ona bakiyordu. Oyle de davetkar bakiyordu ki, adamda bet beniz atti. Ok yaydan cikiyordu. Riza Bey de nihayet bir erkekti. Muavine dondu
-Beni Kucukyali'da indirmeyi unutma sakin... Yemege gec kalmak istemiyorum, diyerek perdeden iceriye suzuldu.
Otobus Pendik'e, Riza Bey ise hem eve dogru hem de aska dogru gidiyordu.
Otobusun ikide bir cis-cis diye fren koymasi, yataktakileri cabucak "samimi" hale getirmisti zaten. Kendini bilmezlerin disarda ikide bir caldigi kornalar konsantrasyonu biraz bozuyordu ama olacakti o kadari da...
Kucukyali'ya yaklasirken Riza Bey dusunu almis, giyinmis, bilet parasini da odemisti bile... Kus gibi hafiflemisti.
Basi keldi, islanacak saci olmadigindan karisinin huylanmasi imkansizdi.
Zaten hangi kadin boyle bir "ask sektorunu" tasavvur edebilirdi ki, kocasindan suphelensin...
"Ask otobusu" bulusu, mumtaz Turk zekasinin mustesna bir ornegi idi.
Not Bu yazi ekonomi sayfalarina uygun dussun diye, gunde 1000 kisinin ziyaret ettigi (Ayasofya nuzesinden fazla) seyyar seks otobusunun, mazot, tekerlek, hava pompasi, dus suyu, sampuan, pecete, kolonya, sofor, muavin ve "ana sermaye" yatirim giderlerini hesaplayip, bir isletme bilancosu cikartmistim ama yer kalmadi. Kusura bakmayin...
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|