|
 |
|

VEDAT BAYRAM
Yükselişteki Türk futbolu yaralandı
Son yıllarda dünyada başarılar kovalayan "Türk futbolu" kariyer ve sportif başarı çıtasını yükseltmeye devam ediyor.
Milli Takımımız sürdürdüğü mücadele ile dünyanın çekindiği takım hüviyetine kavuşmuştur.
Türk futbolu yükseliştedir.
Futboldaki bu başarılarımız ligde zaman zaman kulüp yöneticilerince ortaya atılan "KASITLI HAKEM HATALARI" ve "USULSÜZLÜK" iddialarını da bastırmaktaydı.
Müsabakalar sonrası yöneticilerin hakemlerle ve MHK ile ilgili verdiği hararetli demeçleri fazla umursamıyorduk.
Konuşanların hissi davrandıklarını varsayıyor, geçiştiriyorduk.
Yükselen Türk futbolunun hızı kesilmesin diye ilgili camiaya toz kondurmuyorduk.
Hakem tayinleri ve MHK ile ilgili muhtelif suçlama ve şüpheler alenen tartışılır olmuştu. Ancak...
Olayın bu kadar vahim noktada olduğunu kavrayamamıştık veya kavramak istemiyorduk.
19 Ekim 2003 gecesi Sadık İlhan, TV'lerden mühim açıklamalarda bulundu.
İddialar büyük, durum vahimdi.
İddialarda bulunan Sadık İlhan da futbolda önemli bir şahıstı.
Bu da olayın vehametini arttırmaktaydı.
Türk futbolu bu açıklamalardan yara almıştır.
Şimdi bu vahim hal karşısında futbolla ve de asayiş ile ilgili herkes gereken tavrı koymalı yetkililer de gereken tedbiri almalıdır.
Futbol camiasında ün yapmış adamlar TV'lerin spor programlarında "hakemler ile ilgili yorum yapmayız" gibi yuvarlak laflardan uzak durmalıdır.
Yanlışlar karşısında müdahil olunmalı ki, haksızlık yapanlar cesaret bulmamalıdır.
Ayrıca tüm kulüp başkanları ortaya atılan bu kirlilikle ilgili ivedi tavır koymalıdır.
Bu tartışmaları bitirmek için, hakem tayinlerinde kuraya gidilmelidir.
Hatta bu kuralar kupa kuraları gibi çekilmeli ve kamuoyuna yansıtılmalıdır.
Kura çekimleri, cazip hale getirilip, reklam alma yoluna gidilerek ek bir gelir kaynağı da elde edilebilir. Yaralanan Türk futbolunun tedavisi ancak böyle mümkün olabilir.
Tedavi devam ederken mikropların kurutulması mücadelesi de paralel olarak sürdürülmelidir. Sonuç olarak, kangren olan kolun kesilip kesilmeyeceğini ve kimin ne tavır alacağını dikkatle izliyoruz. Alınacak tavrın Türk futbolunun geleceğini etkileyeceği de unutulmamalıdır
Asırlık çınar İstanbulspor
İstanbulspor; 10 milyonluk mega kentimizin sarı- siyahlı efsane takımı...
Kuruluş tarihine uygun kültürle, daima seçkin yapısını gösteren; "Fötr şapkalı, İstanbul Beyefendilerince kurulmuş prestijli ekip."
1926 tarihinde Kemal Halim Gürgen ve İstanbul Erkek Lisesi öğretmenleri tarafından kurulmuş olan ve bugüne kadar Türk Futboluna ünlü yıldızlar yetiştirmiş "Büyük Ocak.."
Bu İstanbulspor ki, Türk futboluna Kaptan Aydemir, Kel İhsan, Kasapoğlu, kaleci Sabih, İbrahim, Bilge, kaleci Arap Yılmaz, Yıldırım, küçük ve büyük Ahmet, Yasin ve Gökmen, Yılmaz Şen, Ercan Aktuna, Ender Gonca, Alpaslan, Cemil ve adını yazamadığımız onlarca yıldız kazandırmıştır.
Ayrıca bu yıldız fabrikası 1932 yılında 3 büyüklerin iştirak etmediği mahalli ligde İstanbul birincisi olarak İzmir'de Türkiye Şampiyonası'na iştirak etmiş ve şampiyon olmuştur.
İstanbulspor bu şampiyonluğuyla, İstanbul'dan çıkan ilk Türkiye şampiyonudur.
Yukarıdaki yıldız futbolculardan ise kimileri 3 Büyükler'de futbol hayatını sürdürmüş; Yıldırım İper gibileri ise semtlerinde efsane olarak daima saygı görmüşlerdir.
Enteresan bir husus da, oynadığı 12 senede 63 gol atarak daima gözde olan "Bilge" gibi futbolcularin ayrıca tahsil hayatını başarıyla tamamlayan ve mühendislik mesleğini kazanan o dönemin ender sporcularından olmasıdır. İşte bütün bu özellikleri bünyesinde toplayan; İstanbul Lisesi ve kulübüyle bu kültür yuvası; mali zorluklarla mücadelesini sürdürmektedir.
Bugün Süper Lig'de her şeye rağmen dik durmasının gücünü, işte bu geleneksel kültüründen almaktadır.
Şimdi, hep birlikte aynı kültürden beslenen ve bir yerlere gelen iş adamlarımıza ve şehrimizi yöneten çok değerli yöneticilerimize vazife zamanının geldiğini ilan ediyorum. Vakit çok çabuk geçmektedir..!
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|