kapat
23.10.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

EMRE AKÖZ


CHP'li bir 'cesur çift' aranıyor

Olayı biliyorsunuz 29 Ekim günü Cumhuriyetin 80'inci kuruluş yıldönümünü kutlayacağız... Bu vesileyle Cumhurbaşkanı Sezer bir davet veriyor... Ancak davetiyeler birkaç kategoriye ayrılmış durumda

1) Eşlerinin başı açık olduğu varsayılan CHP'li erkek mebuslara 'eşli' davetiye. 2) Eşlerinin başı kapalı olduğu varsayılan erkek AKP mebuslarına 'eşsiz' davetiye. 3) Eşinin başı açık olduğu kesinlikle bilinen erkek AKP mebuslarına 'eşli' davetiye. 4) AKP'nin kadın mebuslarına 'eşli' davetiye.

****

Burada birkaç açıdan ayrımcılık var 1) Cumhuriyet hepimizin. Devletin tepesindeki kişi, milleti temsil eden Meclis'in üyelerini böyle sınıflandıramaz. 2) Kadınlara haklarını vermekle, onları toplum içine sokmakla övünen Cumhuriyet'in Devlet Başkanı kadınları ikinici sınıf vatandaş haline getiremez.

****

Ama yapıyor.

İşin kötüsü Eğer AKP'liler Sezer'in dayatmasına karşılık verirse... Ekmeğine yağ sürmüş olur. Çünkü Sezer'in amacı zaten kriz çıkarmak. Nereden mi biliyorum? Daha önce verdiği bir davete başı kapalı kadınlar katılmıştı da ondan... Belli ki bir art düşünce, bir siyasi tezgâh var bu davetiye meselesinin arkasında.

****

Peki ne olacak?

Büyük olasılıkla AKP'liler süklüm püklüm o davete gidecekler. Böylece "Bunlar Cumhuriyet düşmanı" yaygarasına izin vermemeye çalışacaklar.

Bir soru daha Cumhurbaşkanı Sezer'in bu yaptığı yanına kâr mı kalacak?

Yani... Sezer bazı milletvekillerini ve eşlerini aşağılayacak... Cumhuriyet'in temel ilkelerine aykırı hareket etmiş olacak... Kuralları, ilkeleri, ahlakı, insanlığı, haysiyeti kafasına göre yorumlayacak... Ve bütün bu yaptıkları yanına kâr kalacak.

****

Bu kabalığın cevabını kim verebilir biliyor musunuz? Ancak CHP'li bir milletvekili ve eşi Laiklik ilkesine bağlılığından kuşku duyulmayan, elinde kapı gibi davetiyesi olan 'çağdaş' bir çift!

İster mebus olsun, ister mebus eşi, CHP'li bir hanım o davete başı örtülü gitmeli.

Hayır! 'Çarşaf giysin' demiyorum... 'Türban taksın' demiyorum... 'Başörtüsü bağlasın' demiyorum...

Kendisine yakıştırdığı, modaya uygun, İslami kesimin simgelerini kesinlikle çağrıştırmayan bir giysiyle... Ama başı bir biçimde kapalı olarak o davete gitmeli.

İki sebepten dolayı bu yapılmalı

1)Demokrasiye, hukuk devletine, özgürlüğe, Meclis'in saygınlığına, insan ve kadın haklarına sahip çıkıldığını göstermek için.

2)CHP'lilerin 'doğal müttefik' olduğunu sanan Sezer'in oyununu bozmak için.

****

Tabii bu bir fantezi.

Hiçbir CHP'li böyle davranmaz. Çünkü sadece partililer tarafından değil, Ankara'nın 'cemiyet' hayatından da aforoz edileceğini bilir. Artık o çifti kimse bir resepsiyona, kokteyle, açılışa filan davet etmez. Milletvekili CHP'den atılır. Atılmasa dahi bir daha seçilemez.

Zaten bunu yapamadıkları için de, Baykal istediği kadar "Tesettürlülerden de oy istiyorum" desin, CHP seçimlerde nal topluyor.

'Çıkıntılık yapmanın lüzumu yok!'
Alman atasözü müydü, "Şeytan ayrıntıda gizlidir" diyen? Ayrıntılara takılanlardan, olaya başka bir açıdan bakanlardan pek hoşlanılmaz. Genel kanıya uyum göstermeleri beklenir. 'Çıkıntılık' yapmakta ısrar edenlerin cezalandırıldığı çok görülmüştür.

Bu durum nereden aklıma geldi biliyor musunuz? Emre Kongar'ın son kitabı, 'Babam, Oğlum, Torunum'u (Remzi Kitabevi) okuyorum. Kongar anılarına babasının başından geçen bir olayı anlatarak başlıyor.

****

Öğretmenlik yapan babası müfettiş olmak ister. Bunun için de sınava girer. Başlarda her şey yolundadır. Derken heyet bir resim gösterir ve İhsan beyden buradaki mantık hatalarını sıralamasını ister. O da sayar...

Ancak bir noktayı ısrarla mantık hatası saymaz Resimde görünen geminin dumanı öne doğru yükselmektedir. Eh, hareket halindeki geminin dumanı arkaya doğru tütmez mi? Peki İhsan bey niye bunu bir mantık hatası olarak görmemektedir?

Baba Kongar açıklar "Eğer rüzgar geminin arkasından güçlü bir biçimde eserse, duman da öne doğru çıkar." Heyetten gelen itirazlar üzerine de ekler "Ben Boğaz'da oturuyorum. Her gün böyle dumanı öne çıkan vapurlar görüyorum. Bizim eve buyrun, size de göstereyim."

Ne kadar mantıklı, ne kadar gerçekçi bir açıklama değil mi? Ancak heyet bunu kabul etmez. Çünkü ellerindeki kağıtlara göre müfettiş adayının resimdeki mantık hataları arasında bunu da sayması gerektiği yazılıdır.

Tartışma çıkar. Öyledir, böyledir derken İhsan Kongar'ın siciline, "Uyumsuz, kavgacı, müfettiş olamaz" diye yazılır.

****

Not: 1 Kitapta değinilecek çok nokta var. Hele bir bitireyim de...

Not: 2 Hatırlarsınız, Kongar'ın 'Yozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe' adlı kitabını burada ele almıştım. Bir de 'biçimsel' eleştirim olmuştu Kitapta hiç olmazsa özel isimlerin geçtiği sayfaları gösteren bir dizin yoktu. Kongar gönderdiği notta 4'üncü basıma dizinin de ekleneceğini belirtiyor. Oh ya! Nihayet birileri bunun önemini anladı.

'PABUÇ' FOTOĞRAFLARINDAN BIKTIM!
Aslında yeni bir durum değil. Mutlaka sizin de dikkatinizi çekmiştir Gazetelerde, dergilerde ünlü bir kişiyle söyleşi yapılıyor... Kocaman bir fotoğraf sayfayı süslüyor... Ama o da ne Fotoğrafa baktığınızda ilk gördüğünüz şey adamın ayakkabısı (ya da terliği). Öyle bir açıdan çekilmiş ki... Sanki çamurlu pabucunu (gıcır gıcır olsa ne yazar), eskimiş terliğini burnunuza dayamış. Fotoğrafçı arkadaşların değişik, ilginç bir açı yakalama çabasını takdirle karşılıyor ve destekliyorum... Ama bu tip kareler itici oluyor valla!


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler

Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır