kapat
23.10.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

ALİ KIRCA


Cehepe cephesi..

Kuruluşundan bu yana, -12 Eylül günlerindeki ara dönemin dışında- Cumhuriyet Halk Partisi'nin sadece "sıradan" bir parti olduğu söylenebilir mi?

Yalnızca bir tek özelliği bile CHP'yi benzerlerinden kesin çizgilerle ayırır..

Çünkü o "kurucu" bir partidir..

Cumhuriyet sonrasındaki Türkiye'nin "siyasal, sosyal ve kültürel" kurumlaşması CHP temellerinde ve CHP çatısı altında gerçekleşmiştir.

Bu anlamda parti olmaktan öte, bir "cephe" olma hüviyetini kazanmış ve korumuştur yıllarca..

Başka bir rejimden "cumhuriyet" rejimine geçen ülkede "cumhuriyetçiler cephesi"nin partisi olmuştur..

Bu misyonunu da 1946'ya yani çok partili ilk seçimlere kadar sürdürür.. Ve o yıl Türkiye'nin demokrasi macerası başlar..

Tartışılması gereken şudur belki de

O günden sonra CHP, cumhuriyetin ilk yıllarından beri sürdürdüğü "cephe" partisi olma "hüviyet"ini koruyabilmiş midir?

Ya da daha açık bir deyimle "demokrasi cephesi"nin de "asıl ve asal" partisi olabilmiş midir?

Ya da böyle bir misyonu var mıydı gerçekte?

Bu sorunun yanıtı, CHP'nin tahlilinden çok; cumhuriyeti -ve elbette- o partiyi kuranların "cumhuriyet-demokrasi" ilişkisindeki yaklaşımlarında saklıdır..

Cumhuriyeti kuranlar; hedefleri arasına daha ilk günden "demokrasi"yi de koymuşlar mıdır?

Bir gün gelip "tek partili" cumhuriyet macerasını; çok partili bir serüvene çevirme manevrası; beyinlerinin zihinlerinde saklı kalmış mıdır?

O zaman çözelim beyin kıvrımlarında saklı düşünceleri.. Mustafa Kemal'in sözleriyle

"Açıkca belirtelim ki, biz, üç buçuk yıl evveline kadar cemaat halinde yaşıyorduk.. Bütün cihan bir an duraksamasın ki, artık Türkiye devletinin tek ve gerçek temsilcisi, yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir."

Demokrasinin temel unsuru olan "parlamento"yu öne çıkaran bu sözlerden sonra devam ediyor asıl demokrasi vurgusuna

"Demokrasi esasına müstenit hükümetlerde, egemenlik halka, halkın ekseriyetine aittir. Demokrasi prensibi, egemenliğin ulusta olduğunu, başka bir yerde olamayacağını anlatır. Bu suretle demokrasi prensibi, siyasi gücün, egemenliğin kökenine ve meşruiyetine istinad eder. Demokrasinin en açık şekli cumhuriyettir."

****

Mustafa Kemal'e ait bu sözler, çok açık bir biçimde; cumhuriyeti kuranların "nihai" hedefinin "demokrasi" olduğunu ortaya koyar..

Bu nihai hedef cumhuriyetin siyasal yapısının temelini oluşturan CHP'nin de misyonu haline dönüşür.. Ancak, bu misyon kaçınılmaz bir "paradoks"u da davet eder..

Hedeflediğiniz misyon sizi tıpkı cumhuriyet gibi, demokrasinin de "cephe partisi"ne dönüştürür.. Ama bu misyonun gerçekleşmesi ya da tamamlanması; sizin "cephe partisi" olma misyonunuzun da sona erdiği anlamına gelir..

Bugün kurultayını yapmakta olan parti, işte hep paradoksun gölgesinde sürdürerek gelir siyasal yaşamını..

27 Mayıs öncesindeki "Vatan Cephesi"ne karşı; 12 Mart'taki " muhtıra darbeli demokrasi"ye karşı; 12 Eylül'deki "açık darbeli demokrasi"ye karşı.. Ve son yıllarda, nihayet; "siyasal islamlı korkular"a karşı..

Hep "bir şeye karşı" ve hep "bir şeyleri koruma" içgüdüsüyle davranan bir siyasal hareket.. Ve hep kendini "hala" cumhuriyetin cephe partisi olarak görme içgüdüsü ve refleksi.. Misyon tamamlanınca, gücün de azalması..

Belki de bütün sorun burada.. Belki de artık "koruyucu"luk gibi bir misyonun ağır yükünden kurtulup; yirmibirinci yüzyılın "modern" bir partisi olabilmek.. Kendisi olabilmek ya da..

Belki de "cumhuriyetin partisi" şimdi bu dönüm noktasında..


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler

Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır