|
 |
|

ÖMER LÜTFİ METE
Bakü'de çal, Kıbrıs'ta oyna
Azerbaycan'daki seçim kepazeliğine ciddi bir tepki gösteremeyen Amerikan hariciyesi KKTC söz konusu olunca aşka geliyor, hatta küstah bir tavırla Ankara'nın kulağını çekmeye kalkışıyor
"KKTC seçimi dürüst olsun, yoksa karışmam..."
ABD'nin Bakü'de çıkar kovalayan yanı petrolcü şahinlik, Kıbrıs'ta manevraya katılan yanı ise Haçlı şahinlik. Bakü'de İlham Aliyev'in kazanması gerekiyor, KKTC'de ise muhalefetin.
Belli ki, ABD'nin bölge hesapları açısından Kıbrıs adası 1974'teki yerinden kaymıştır. Şimdilik orada hiç tartışılmayan İngiliz üsleri ABD için yeterli "Doğu Akdeniz güvencesi" durumunda... Washington için Sovyet üssü olmaya aday bir Kıbrıs riskinin belirdiği 1974'ten sonra geçen 30 yıl içinde köprülerin altından başka suların aktığı malum. Yeni şartlarda ABD içindeki Yunan lobisinin önünü kesecek engeller zayıflamıştır. ABD'nin gözettiği geleneksel Türk-Yunan dengesi bile eskisi kadar anlamlı değildir.
Ne var ki, her şeye rağmen Kıbrıs konusu ABD açısından, Türkiye'yi belli küresel tasarılara mahkum edebilmek için hala her an kullanılabilir bir şantaj aleti değerini korumaktadır.
Türkçe konuşan Helenler
Bu yüzden de, ABD hariciyesinin son günlerdeki gayretkeşliğinin ardında fazladan bir dürtü olsa gerektir. O da, bütün Batı'yı her işinde hayli derinden etkileyip yönlendiren duygusal temel olarak Haçlı şahinliğidir. Bu temeldir ki, Batı'ya hayasız bir tarafgirlik sergiletir.
Böyle bir iklimde, küresel ölçekte küstahlığı "yeni muhafazakar ilke" edinen ABD'nin Haçlı şahinleri elbette sadece diplomatik baskı ile yetinmeyecektir. Nitekim CIA devrede ve kirli elleriyle KKTC'nin derinlerindedir. Özellikle de 1974'ten sonra Anadolu'dan KKTC'ye gidenlerin üzerinde mesai harcanıyor.
Kısacası, bu insanların genellikle Denktaş çizgisinde olduklarını bilen ABD'nin Haçlı şahinliği kaleyi içten fethetme oyunu oynamaktan çok hoşlandığını Kıbrıs'ta da gösteriyor. Sözde diplomat kimlikli bu unsurlar içinde akıcı Türkçe konuşanlar da var. Sözgelimi ABD elçiliğinden "ismiyle müsemma" (Helen) görevliler gibi.
Bunlar görece daha düşük geliri olan insanları iğfal etmeye çalışıyor, muhalefetin söylemini kullanarak oy avcılığı yapıyorlar.
Rum'un keskin sirkesi
Muhtemeldir ki buna karşılık Türk tarafı da "istihbarat" faaliyetini sürdürüyor; en azından ABD'li ajanların ne yapmaya çalıştıklarını izlemeye çalışıyordur. Kime ne yaptıkları, hangi muzır kişiye "gözünün üstünde kaşın var" dedirtebildikleri meçhul. Ancak izleyebildiğim kadarıyla; ABD ile bütün Avrupa'yı çağdaş haçlı şemsiyesi altında birleştiren bu faaliyetler ters tepmeye başladı. Seçim çalışmaları çerçevesinde halka Annan Planı'nın olumsuzluklarını anlatan iktidar cephesinin önemli bir mesafe aldığı görünüyor. En azından, bir süre öncesine kadar "Artık yeter, riskleri olsa da bu planla bir yerden başlayalım" duygusu içinde olan Kıbrıs Türkleri'nin de önemli bir kesimi eski çizgisine dönüyor. Bunda muhalefetin aşırı hırsı ve özellikle de Rum kesiminin katı yüzü büyük rol oynuyor. Ayrıca Rum tarafı ile KKTC muhalefeti arasındaki temasların meşru ve doğal komşuluk çizgisini aştığı yolunda şüpheler de etkili oluyor. Rum idaresinin KKTC'ye yönelik fanatik düşmanca tavrında en küçük bir değişme olmaması, kafası karışan seçmeni de yeniden geleneksel Denktaş çizgisine yönlendiriyor.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|