kapat
23.10.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

MEHMET BARLAS


Sürekli takılmış plak dinler misiniz?

Takılmış plak gibi tek konuya saplanmak insana bıkkınlık verir. Size vermiyor mu?

Yarım yüzyıldır hala aynı çözümsüz konulara takılıp kalmak ve bunları daha da çözümsüz hale getirecek davranışları izlemek, sizde de bıkkınlık yaratmadı mı?

Oysa Türk toplumu da, dünya da, cıvıl cıvıl.

Baksanıza.. Devlet, 2004 bütçesinde, sadece cep telefonu kullananlardan, 1,2 katrilyon "Özel İletişim Vergisi" almayı hesaplıyor.

Şu anda 18-20 milyon civarında cep telefonu kullanan kişi var Türkiye'de.

Bu insanlar, 150 milyon liradan, 8-9 yüz milyon liraya kadar, telefon cihazı için para ödüyor. Bunların bir bölümü de, sürekli telefon değiştirip, yeni modeller için para veriyor.

Bir de abone bedeli veya kontör parası var... Bunların içinde vergiler ve sabit giderler de ödeniyor.

Özetle, 20 milyona yakın Türk, bütçelerinden çok önemli bir parayı, cep telefonu almak ve kullanmak için ayırıyor.

Ama gazete alan Türk sayısı, 3-4 milyon sınırında.

Kitap alan Türklerin sayısı ise, çok daha düşük. Son haftada iki kitap fuarını ziyaret ettim. Kitap satışları dramatik noktadaydı..

Acaba telefon işe yarıyor ve haber, bilgi gibi olgular, işe mi yaramıyor?

Ya da gazeteler Ankara gibi, Türkiye gerçeklerinin dışına mı düştüler?

Veya "Kültür" kavramına, New York sokaklarındaki Seymen Ağa'nın serüvenlerini izlemek, yeterli mi oluyor?

Geçen yıl bir kitap yayınlandı.. Adı "1491-The Year China Discovered the World."

Gavin Menzies adındaki bir İngiliz denizaltı komutanının yazdığı bu kitaba göre, Çin'li Amiral Zheng He'nin komutasındaki donanma, Kristof Kolomb'dan önce Amerika'yı, Kaptan Cook'tan önce Avustralya'yı keşfetmiş. Magellan'dan önce, dünyayı dolaşmış.

Örneğin Kristof Kolomb'un amiral gemisi Santa Maria, 22-23 metre. Amiral Zeng'in gemileri ise, 100 metreden daha büyükmüş.

Peki Çin'liler, Avrupa'lılardan önce Amerika'yı, Avustralya'yı keşfetmişler de, sonra ne olmuş?

Sonra Çin'de, yönetim tutucuların eline geçmiş... Öylesine içine kapanmış ki Çin, karasularının dışına çıkan balıkçılara ölüm cezası getirilmiş.

Menzies'in kitabına göre (Amazon.com'da, "1421" yazarsanız bulursunuz). Çin'lilerin haritalarını, bulgularını kullanan Avrupa'lılar, yeni kıtaları, yeniden keşfetmişler. Hatta bizim Piri Reis Haritası bile, Çin esintiliymiş.

Bütün bunlardan ne çıkıyor?

Toplum, içine dönüp, hep aynı konuları konuşmaya başladı mı, işin tadı kaçıyor.

Dünyaya açık Çin İmparatoru Zhu Di, 1423'te devrilince, Çin duraklama ve çökme sürecine girmiş.

Matbaayı da, barutu da, pusulayı da hep Çinliler bulmadı mı neticede?

Ama bunları iyi kullanan Batı, aldı başını gitti.

Bizde de Fatih, Macar dökümcü Urban'ın know-how'ını alıp, İstanbul surlarını yıkan topu yaptı. Ama onun torunları, Osmanlı Türkleri'ne matbaayı yasak ettiler.

Yani, şu türban tartışması falan kabak tadı verdi. Cumhurbaşkanı Sezer, ufkunu biraz aşsa ne iyi olurdu!

55'İNCİ YIL

İyi ki varsın Adalet Ağaoğlu!
Adalet Ağaoğlu'nun yazarlık yaşamının (Doğumu 1929) 55'inci yıldönümünü, vefakar dost Deniz Adanalı'nın düzenlediği bir kokteyl ve yemekle, Kuruçeşme Divan'da kutladık.

Ağaoğlu'nun romanlarını (Ölmeye Yatmak-1973, Fikrimin İnce Gülü-1976, Bir Düğün Gecesi-1979, Yazsonu-1980, Üç Beş Kişi-1984, Ruh Üşümesi-1991) okuyanlar, sayfaların arasında mutlaka bir yerde kendilerine de rastlarlar.

Ben bunu en fazla, "Bir Düğün Gecesi"nde sergilenen, aile içi gerginlikleri ve farklılıkları okurken hissetmiştim.

Çatıdaki Çatlak, Sınırlarda, Duvar Öyküsü gibi oyunları da, müthiş bir gözleme gücünü yansıtır. Anlatımı sadeliği, insanların ruhsal durumlarını yansıtabilmesi ve değişim karşısında yaşanan çelişkiler, Adalet Ağaoğlu'nun hep ilgi alanındadır.

Eski bir Ankara'lı olan Adalet Ağaoğlu'nun (Ankara Kız Lisesi ve Dil Tarih Coğrafya Fakültesi mezunu) bir çeşit jübilesi olan gecede, eski dostlarla da birlikte olduk. Çetin Altan'la, babadan oğula devam eden kuşaklar-ötesi beraberliğin lezzetini, bir kez daha yaşadık. Altan Öymen'le CHP'nin geleceğini konuştuk. Prof. Nermin Abadan-Unat'ın son çalışmasına konu olan "Göç" de, oğlu Mustafa Kemal Abadan'ın, Amerika ve Japonya'daki mimari başarıları da, hep konuşuldu.. Atilla Dorsay'la sinemayı, Meral Tamer'le her şeyi konuştuk. Cumhuriyet'ten beri arkadaşlığımızın sürdüğü Doğan Hızlan, Türk toplumuna ışık saçan Yıldız-Müşfik Kenter kardeşler..

Adalet Ağaoğlu'na nice yıllar ve yeni kitaplar diliyorum.

ÅžAKA

Huysuz bolluÄŸu!
Bizdeki huysuzlar yetmiyormuş gibi, şimdi dışarıdan da huysuz ithal etmeye başladık.

Baksanıza manken Naomi Campbell'in yaptıklarına... Kendisini davet edenleri de, gazetecileri de bir dövmediği eksik kaldı.

Galiba bu kadın kendisini, Türkiye'de üst-yönetici sanıyor!

Mesajlarınız için: mbarlas@sabah.com.tr


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler

Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır