kapat
23.10.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

Rüzgâr gibi geçti

Ressam Avni Arbaş'ın ölümünden bir hafta sonra, sinema sanatçısı torunu Derya Arbaş 35 yaşında kalp krizinden öldü. Amerikalı bir babanın çocuğu olan Derya Arbaş, Rüzgâr Gibi Geçti'nin devamı olarak çekilecek filmde 18 Scarlett adayından biri olmayı başarmıştı

Ünlü ressam Avni Arbaş'ın torunu 35 yaşındaki sinema yıldızı Derya Arbaş, dedesini toprağa verdikten 3 gün sonra ABD'deki evinde ölü bulundu. Los Angeles'daki evinde, birlikte kaldığı ABD'li ev arkadaşı tarafından salondaki kanepede ölü bulunan Derya Arbaş'ın, uykusunda kalp krizi sonucu yaşamını yitirdiği açıklandı. Cenaze törenine katıldıktan sonra uçakla ABD'ye giden genç oyuncunun eşyalarını topladıktan sonra Türkiye'ye kesin dönüş yapmayı planladığı öğrenildi. Kızının ölüm haberiyle şoke olan eski Türkiye güzeli ve sinema yıldızı Zerrin Arbaş, "Biricik güzel kızımı kaybettim. Daha o kadar gençti ki. Dedesinin ölümü onu çok etkiledi. Çok üzüldü, çok ağladı. Büyükbabasının ölümünden sonra perişan olmuştu. Kendisinden 12 saat haber alamadık. Üzüntü ve 16 saatlik yolculuğun ardından yorgun düşmüş. Kanepede uyuya kalmış, ev arkadaşı sabah uyandırmaya çalışırken öldüğünü fark etmiş. Daha sonra kalp krizinden vefat ettiği anlaşılmış" dedi.

HAYATINI İYİ SÜRDÜR
Dedesinin, hastanede kendisini ziyaret eden torununa hasta yatağında adeta vasiyet niteliğinde söylediği, "Ben ölüyorum. Sen yaşamaya devam et. Hayatını iyi sürdür" sözünden çok kısa bir süre sonra trajik bir şekilde ölen Derya Arbaş, ne yazık ki bunu yerine getiremedi.

Eve gelen, ilk kontrolü yapan doktorlar, ölüm nedenini kalp krizi olarak açıkladılar. Uykuda gelen ilk kriz, 35 yaşındaki güzel kadını uykuda sessiz, sedasız ölüme götürdü. Kızının ölüm haberini ABD'deki arkadaşlarından telefonla öğrenen anne Zerrin Arbaş gözyaşlarına boğuldu. Kemer Country'deki evinde, babasının ardından gencecik kızının ölüm haberiyle yıkılan Zerrin Arbaş, "Bu acı, bir tek yürek için çok fazla. Kızım pazartesi günü, eşyalarını toplayarak, İstanbul'a yerleşmek için Los Angeles'taki evine gitti. Oraya varınca çok yorgun ve bitkin olduğunu söyleyerek, salondaki kanepeye uzanmış. Yatak odasına bile gidememiş. Ev arkadaşı, kız da kendi odasına çekilmiş. Sabah kalktığında Derya'yı ölü buluyor. Babası da 71 yaşında 1991'de geçirdiği kalp krizi sonrası öldü. Dehl, ilk kalp krizini 29 yaşında geçirmiş. Bu kalp hastalığı ailede var yani. Pazartesi gecesi, saat 23.00'de acı haber geldi"dedi.

ABD'DE GÖMÜLECEK
Annesinin de kendisini doğururken, henüz 26 yaşında kalp krizinden öldüğünü anlatan Arbaş, "Bu hastalık hem anne hem de baba tarafından kalıtımsal" diyor ve ekliyor "Ölüm haberini telefonla aldım. Kendimi çok çaresiz hissettim. Telefonun öbür ucundaki ses, benim arkadaşımın eşine aitti. Bana, 'her yer polis kaynıyor. Çünkü kızın evde ölü bulundu' deyiverdi."

Zerrin Arbaş, kızının son derece sağlıklı birisi olduğunu, kalp sorunu olduğunu bilmediklerinden, yaşarken insanın ölümü aklına bile getirmediğinden söz ediyor. Arbaş, "Bu yüzden, anneannesiyle, babasında olmasına rağmen, onu doktora götürmek hiç aklıma gelmedi" diyerek, bir anlamda kendisini suçluyor. Babasının ölümünden sonra mezarı başında konuşurken kendisine, "Ölümden hiç korkmuyorum" dediğini hatırlatan anne Zerrin Arbaş, kızının çok iyi kalpli ve sevecen olduğunu, böyle iyi bir insanın ölüme yakıştıramadığını söylüyor. Derya Arbaş, 25 Ekim cumartesi günü Los Angeles'da babasının mezarının yanında toprağa verilecek.

Babasına hayran olan Derya Arbaş'ın, ölümünden sonra, babasının yanına gömülmeyi arzu edeceğini düşündüğünü, bu yüzden de böyle bir karar aldığını söyleyen Zerrin Arbaş, kızının 15 Aralık günü Türkiye'ye kesin dönüş yaptığında, Asmalı Mescit'te bulunan dedesinin atölyesine yerleşmek istediğini, ve onun izinden gidip, adını yaşatmayı planladığını da sözlerine ekledi.

Biraz Brooke biraz Nastasia
Türkiye'ye döndüğünde henüz 17 yaşındaydı. Dedesi ünlü ressam Avni Arbaş, portresini yaptığında ise daha ikisindeydi. Hayatına 7 Türk filminde başrol sığdıran, 35 yıllık kısacık yaşamında biraz Brooke Shields, biraz Nastasia Kinski gibi yaşayan Derya Arbaş, o hayal ettiği Hollywood yıldızlarından birisi olamadıysa bile, Türk insanının gönlünde yıldız olmayı başarmıştı.

CÜNEYT ARKIN'LA OYNADI
Türkiye eski güzeli Zerrin Arbaş'ın Kızılderili asıllı ABD'li oyuncu Dehl Berti'yle yaptığı evlilikten dünyaya gelen Derya Arbaş, 17 Haziran 1968'de Santa Monica California'da dünyaya geldi. California'da Institute Of The Arts'da sinema, tiyatro, fotoğraf, film, yazı ve resim üzerine 4 yıl eğitim gören Arbaş, sinema setiyle 5 yaşında tanıştı. 1975 yılında yönetmen Memduh Ün'ün dikkatini çeken Derya Arbaş, annesinin Cüneyt Arkın ile çevirdiği Battal Gazi filminde annesinin çocukluğunu oynayarak sinemaya adım attı.

ABD'deki eğitiminin ardından 17 yaşında Türkiye'ye geldi. Çarpıcı güzelliğiyle sadece çevresindekilerin değil, annesinin hiç de uzak olmadığı sinemacıların da ilgisini çekti. İlk filmi Bir Günlük Aşk'ı çekti. Türkiye'deki ilk filmiyle birlikte ilk aşkını da yaşadı. Rol arkadaşı Yılmaz Zafer'e aşık oldu. Sonra ise asıl büyük aşkı ve evliliği ile gündeme geldi. İkinci filmi Dilan'ın yazarı Ömer Polat'ın öğretmen kardeşi Nihat Polat ile 1987'de evlendi. Üç yıl sonra ayrıldılar. Güzel oyuncunun ABD'de oynadığı erotik bir film ise annesinin ve kendisinin zor günler yaşamasına neden oldu.

AŞKLARI DA ÜNLÜYDÜ
1996'da yeniden İstanbul'a dönen Derya Arbaş, bu kez ünlü kadın sinemacılarımızdan Mahinur Ergun'un çektiği "Çılgın Badyler" dizisinde Yalçın Dümer ile kamera önüne geçti. Rol arkadaşına aşık olma geleneğini burada da sürdüren Arbaş, her Türkiye'ye gelişinde duygu dünyasını allak bullak eden ilişkilere yelken açtı. 1999'da bu kez yine kendisi gibi oyuncu olan Gökhan Arsoy'la birlikteydi. Arbaş'ın en son ilişkisi ise, televizyoncu medyatik isimlerden Metin Uca idi. Arbaş, Uca ile, 2001'de başlayıp, 2002'de biten bir arkadaşlık yaşadı. Arbaş'ın Metin Uca'dan sonra duygusal ilişkiye girdiği ve halen beraber olduğu kişi ise, fotoğraf sanatçısı ve oyuncu Erkin Alver'di.

Derya Arbaş'ın sinema adına en büyük başarısı, 1992 yılında, 'Rüzgâr Gibi Geçti' filminin devamı olarak çekilecek olan 'Scarlett' filmindeki 3 önemli rolden birisinde oynamak üzere seçilen 18 Scarlett adayı arasına girmesiyle gerçekleşti. Bu başarısı adını 'Türk Scarlett' ine, ya da 'Utangaç Scarlett'e çıkarttı.

Genetik yatkınlık ilk krizde öldürür
Amerikan Hastanesi Kardiyoloji Departmanı'ndan Dr. Erdoğan Aygar, Arbaş'ın ani ölümüyle ilgili olarak, son sözü otopsi raporunun söyleyeceğini belirterek, "En önemli neden genetik yatkınlık ki, bu Derya hanım için geçerli bir risk faktörü. Hem anne, hem de baba tarafında kalp problemi varmış" diye konuşuyor. Genetik yatkınlık kadar, 35 yaşında böylesine ani bir şekilde ölüm nedeninin menopoz ve 250-300 değerlerine ulaşan yüksek kolesterol olduğunu vurgulayan Dr. Aygar, sözlerini şöyle sürdürdü

DOKTORA GÖRÜNÜN
"Damar tıkanıklığı sessiz bir şekilde gelip, genç insanları hazırlıksız yakalayabiliyor. Derya hanım, ilk krizi atlatmış olsaydı, 20-30 yıl daha yaşardı. Bir diğer neden ise, kalp adalesindeki ritm bozukluğuna yatkınlık. Eğer doğuştan bilinmeyen bir sorun varsa, kalbi uyaracak uyuşturucu, ilaç kullanımı bile ani ölüme yol açabilir. Damar tıkanıklığı şart değil. Bir nezle ilacı bile, kalbin durmasına yol açabiliyor."

Doç. Aygar, 30-45 yaş arası ani kalp krizlerinin doğumsal bozukluklar dışında, en çok ailesel genetik yatkınlıktan kaynaklandığını, bu yüzden birinci derecede yakınlarında kalp ve damar hastalığı olanların mutlaka hekim kontrolüne girmeleri gerektiği yönünde uyarıda bulundu.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler

Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır