|
 |
|

UMUR TALU
Bir "oteki yarimiz" var!
"Parayi veren dudugu calar" sozu hala okullarda "ne anlama geliyor" faslindan soruluyor mu bilmiyorum ama...
Bu "atasozu" hayatimizin en ciddi formulune isaret ediyor.
Turkiye'de yoksulluk ve adaletsizlik hukmunu surerken, istisnai durumlar disinda, bu mevzularin medyada buharlasivermesi gibi.
"Duduk", epeydir hukumetler oldu, ekonomik politikalar oldu, universiteler oldu, yazarlar oldu, programlar oldu, medya oldu.
"Veren" ise, yabancilar, spekulatorler, IMF gibi kurumlar, devletin borclandiklari, buyuk is dunyasi vesaire...
Egitimli ya da parali, ama her halukarda tuzu kuru is-medya-siyaset-sosyete zirveleri, birbirlerini birbirlerine aktararak, ulkelerini ve halklarini anlamaktan ve anlatmaktan vazgectiler.
70 milyonluk ulke, medyayi saran "yumusak-haber" salgini icinde, en iyimser rakamla 10 milyonlukmus gibi yorumlandi, sunuldu.
10 milyonu asmis bir Istanbul, yine iyimser rakamla, 300-500 bin kisinin hayatinin ekseninde idrak edildi.
****
Siyasetin ve burokrasinin Ankara'si ile ekonominin, hazzin ve medyanin Istanbul'u, 70 milyonluk ulkeyi, nufusun hala yuzde 40'inin tek gecim kaynagi olan topragi unutuverdi.
Oysa, bu halkin yarisi aclik ve yoksulluk denizinde bogulmamaya cabaliyor, yarisindan cok daha fazlasi insan onuruna yarasir bir hayatin kiyilarina ancak kulac atmaya calisiyor.
Ve "onlar yokmus gibi" devam ediyor hayat. Onlar yokmus gibi kararlar, onlar yokmus gibi haberler, onlar yokmus gibi safahat.
Yoksullugu "Allah'tan" bilen inanc bicimleri ile yoksullugu sadece "yoksul"un kendisiyle, beceriksizligiyle, cehaletiyle, dogurganligiyla filan aciklayan "laik, pratik, pragmatik" ideolojik kavrayislarin fazla farki yok.
Ilki teslimiyet telkinine kadar variyor; digeri zaten teslim aliyor.
Oysa, bir arada yasiyorsak ve yasayacaksak...
Gosterilmedigi icin, ustunde pek durulmadigi icin, koyverildigi icin, gozumuzu kacirdigimiz icin, kokusundan dokusundan hoslanmadigimiz icin "yoklarmis gibi" addettigimiz "oteki yarimiz"i, hatta daha buyuk kismimizi...
Bu ulkenin hayati sorunlarinin en tepesine oturtmak gerekiyor.
Mesela, "bolgenin en buyuk askeri gucu" olmak ile "Avrupa'nin en yoksul gucu" olmayi birlikte irdeleyebilecek miyiz?
Mesela, toplumun karar, fikir ve para verenleri, ozel okullu, ozel saglik sigortali, ozel korumali bir dunyanin icinde yolculuk yaparken...
Egitim, saglik, barinma gibi sosyal programlara kaynak ayiramayan...
Toplayabildigi vergiden fazlasini para sahiplerine faiz olarak dagitan bir devleti bu acilardan da tartisabilecekler mi?
Ozellestirmenin cok onemli addedildigi bir ekonomide, bizzat devletin "kamulastirilma, kamusallastirilma, kamuya iade" zorunlulugu...
Cumhuriyet'in ortak dayanisma platformu olan "sosyal guvenlik"i yayma ve gelistirme sorumlulugu idrak edilecek mi?
Bazilarimizin "iyi, keyifli" yasayabilmesinin, burasini "iyi, keyifli bir ulke" kilamadigi konusulabilecek mi?
"Ekonomi"nin, sadece para-borsadan, kara-kuru rakamlardan ibaret bir "dijital gosterge" olmadigi...
Kanli-canli, kansiz-cansiz, gustoya sahip-acliktan mustarip, sicak parali-sicak yemeksiz, umutlu-umutsuz, dolgun-solgun, cifte kavrulmus-kavruk, milyonlarca benzemez cocuk ve insandan mutesekkil bir toplulugun ortak hayati oldugu kavranabilecek mi?
****
"Cocuksuz Demireller"in buyuttugu bir ulkede, buyumenin kalkinma anlamina gelmediginin bu sayfalardaki canli kaniti "6 cocuklu yoksul aile"nin Demirel'ligi ise, sadece bir "ironi" olmali!
Mesajlariniz icin:
utalu@turk.net
Fax 212 280 05 51 Tel 0 537 660 71 21
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|