|
 |
|

SAVAS AY
Efsaneler nasil doguyor?..
Bingol'e SABAH okulunun acilisina gittik ya. Iste orada sayisiz efsane dinledim yore halkindan. Bir tanesi cok hosuma gitti. Diyorlardi ki "Su ilerilerde Sulbus Dagi vardir. Ustu dumduzdur aslinda ama uzaktan sivri kulah gibi gorunur. Zirvesinde de bir ziyaret vardir. Yatir vardir yani. Gider dua eder gucu kuvveti yeten. Bu yatirin hikâyesi de pek yamandir.
Araya cadi girdi
Soyle anlatir ata dedemiz bize o hikâyeyi Sulbus adindaki bir delikanli, Stari adindaki guzel bir kiza asiktir. Araya giren bir cadi bunlarin evlenmesine engel olur. Oglan askindan verem hastaligina yakalanarak olur. Bu uzuntuye dayanamayan kiz da cok gecmeden olunce vasiyeti uzerine sevgilisinin yanina gomulur. Fakat cadi, mezarlarinin bile arasinda dikenli bir agac seklinde filizlenerek onlari orada da ayirmak ister. Ve bunlarin oteki dunyada bile birbirlerine kavusmadiklari rivayet edilir.
Yilanli yol
Bu oykuyu dinleyince bir zamanlar yazdim diye kiyamet kopan bir baska sehir efsanesi geldi aklima. Hatirlatayim soyle bir.
3 cocuklu bir aile Siirt'ten yola cikmis, Hasankeyf yonune gidiyor. Altlarinda steysin tipi araba var. 5 ve 7 yasindaki iki cocuk arka koltukta. 3 aylik bebek onde, annenin kucaginda. Baba direksiyonda. Yolun yarisi sayilabilecek bir tenhalikta, yerde bir lastik gorup yavasliyor adam. Hani, tuzak filan olur diye endiseleniyor. Tam lastigin yanindan gecerken de, bunun muhtemelen bir baska aractan dusen stepne oldugunu dusunuyor.
Felaket basliyor!..
Durup, kendi arabasina da olabilecek lastigi alip, arkaya atiyor. Bedavadan lastigim oldu diye sevinirken meger bir felakete davetiye cikariyor. Lastigin icinde ciftlesen bir cift yesil yilan, huzurlari kactigi icin sinirlenip usulca akiyorlar arka koltuga. Biri aninda sokup zehirliyor 7 yasindaki cocugu. Oburu ise diger kucuk cocugun boynuna dolaniyor.
Dehset ve cinnet
Baba teybi sonuna kadar acmis turku dinleyerek gidiyor. Anne uyur uyanik. Arkadan durumu goren baska bir araba kornalar calarak onunu kesiyor ailenin. Sonrasi dehset anlari. Baba yilani bin guclukle boynundan sokup aliyor cocugun. Ama cok gec. Her iki kucuk yavru icin de yapilacak bir sey yok. Anne iki cocugunu kaybetmenin cinnetinde. Oyle bir kasiyor ki kollarini. Bu kez kucagindaki 3 aylik bebek nefessiz kalarak oluyor.
Trajedinin son perdesi
Kadin tamamen dellenmis. Arabaya kosuyor. Bagaji acip kocasinin av tufegini aliyor ve O lastigi sen yoldan aldin. Cocuklarimin katili sensin! diyerek dom dom kursunuyla basindan vurup olduruyor adami. Sonra da cilginca bir kosu tutturup, az otedeki, on metrelerce yukseklikte yardan asagi birakiyor kendini. Ve maalesef kayalara carpa carpa dusup, parcalaniyor...
Folklor bu mu?
Ben dinlerken nefesim kesildi. Sanirim siz de okurken fena oldunuz. 'Anlatmayayim mi acaba' filan diye cok dusundum. Sonra da dedim ki Boyle bir olayi okuyucumdan saklamaya hakkim yok. Haa dogru mudur, uydurma abartma midir orasini bilmem. Neticede bir sehir efsanesidir iste. Yani; "Halic'in dibi altinmis, Japonlar 'biz temizleriz ama cikanlar bizim olsun' demis, Menderes aslinda olmemis, her gece kir bir atin uzerinde cikip gelirmis, Kaleci Sabri yasiyormus" turunden soylentiler nasil cikiyorsa, bu da oyle cikip yayiliyor. Folklor dedigin biraz da budur zaten, ne edeceksin?..
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|