kapat
18.10.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

'Asmalı' filmi beğenilmedi

Merakla beklenen "Asmalı Konak" filmi, dizi tutkunlarına hayal kırıklığı yaşattı. Asmalı Konak'ı Asmalı Konak yapan unsurların hiçbiri filmde yoktu

Türkiye'yi 54 hafta boyunca ekran başına kilitleyen Asmalı Konak dizisini Atatürk Havalimanı'nda gözyaşları içinde bırakmıştık. O günden bu yana "Bahar ölecek mi, Seymen'e ne olacak, aile dağılıyor mu?" sorularıyla bekleyip durduk. Evde, işte, sokakta tek konu buydu. Ve dizinin yaratıcıları tüm bu soruların yanıtını bir filmdeki finalle yanıtlamayı uygun gördüler. Film büyük bir gizlilik içinde Amerika'da çekildi, dışarıya sızmasın diye montajlar Akdeniz'de bir teknede yapıldı. Üç adet son vardı. Acaba hangisiydi? Oyuncular bile bilmiyordu. Ve aylar süren bekleyişe önceki gece son nokta kondu. Oscar ve Cannes'daki ödül gecelerine benzeyen görkemli bir gala hazırlanmıştı. Kırmızı halılar, limuzinler vs. Filmin önemli oyuncularından Selda Alkor, yönetmen Sinan Çetin, sinema eleştirmeni Atilla Dorsay ve televizyon eleştirmeni Yüksel Altuğ'un izlenimleri "dağ fare doğurdu" şeklinde özetlenebilir.

Seymen de yok, Bahar da...
Biz Seymen'in o dimdik duruşunu sevmiştik.. Gücünü, hayata meydan okuyan tavrını, verdiği güveni. Biz Bahar'ın o deli dolu halini, Seymen'le yan yana duruşunu sevmiştik. Sümbül Hanım'la Ali Bey'in aşkındaki mahçup tavrı, Dilara'nın bunalımlarını, Seyhan Ağa'nın ikinci çocuk olmasının ezikliğini, Zeynep ile Salih'in çılgınlıklarını, ikinci gelinin şapşallıklarını, Yaman ile Seymen'in çekişmesini, konağın mutfağındaki hayatı sevmiştik. Bekir Kirve'nin o mahsun bakan gözlerini, Ali Hamzaoğlu'nun hayattaki o vakur duruşunu sevmiştik. Yönetmen Çağan Irmak'ın bize anlattığı o hikayeyi çok sevmiştik.

Ve filmde gördük ki, Asmalı Konak'ı Asmalı Konak yapan hiçbir şey yok. Ne Kapadokya'nın o büyülü havası, ne konağın o hareketli atmosferi, ne kahramanlar, ne de onların hikayeleri Filmde Bahar ile Seymen de yok. Garip ama ikisi de yok...

Ben sinema eleştirmeni değilim. (Zaten sinema eleştirmenleri de diziyi izlemedikleri için ilginç yorumlarda bulunmuşlar; "Görüntüler çok güzel, tekniği harika" gibi tanımlamalar kullanmışlar.) Ben bir Asmalı Konak izleyicisiyim.

HAYAL KIRIKLIĞI YARATTI
Bu nedenle filmde Bahar'ı, Seymen'i, Sümbül Sultan'ı, Ali Hamzaoğlu'nu ve diğerlerini görmek istedim. Filmin, dizinin bittiği yerden; havaalanında Bahar'la Seymen'in Amerika'ya giderken aileyle vedalaşırken bittiği yerden başlamasını istedim.

Oysa Amerika'da başka bir Seymen çıktı karşımıza; delirmiş, saçı sakalı birbirine karışmış, sokaklarda yaşayan bir adam...

Bahar ise neredeyse hiç yoktu. Onu çoğunluk bir hastane odasında uyurken gördük.

Sokakta saldırıya uğradıkları bir sırada saldırganın elinden almaya çalıştığı silahla Bahar'ı vuran ve onun öldüğünü zanneden Seymen aklını kaçırdı. Geçmişinden kaçmaya, unutmaya çalıştı. Sokaklara düştü. Karton kutuların üzerinde yattı.

Bahar ise ölüm uykularına yatmıştı. Bu arada izleyici Bekir Kirve ve Ali Hamzaoğlu'nun komik Amerika maceralarını (ikisi de Amerika'da karizmayı fena halde çizdirmiş), Ayşe Melek'in hastane koridorlarındaki vefakar çabalarını, bir dedektifin Seymen'i bulmak için yaptığı araştırmaları, Amerika'daki güzel evleri, kalabalık caddeleri, Bahar'ın başında bir yıl boyunca bekleyen hemşirenin esprilerini izledi. Asmalı Konak'takiler ne yapıyordu, neler yaşıyordu hiç öğrenemedi. Böyle olunca da film Asmalı Konak'tan çok Amerika'da geçen bir polisiye film havasında akıp gitti.

Film bittiğinde, dizinin tutkunları aynı şeyi söylüyordu "Bu, Asmalı Konak'ın filmi değil."

Filmin gala gecesinde iki ayrı izleyici tipi vardı. Asmalı Konak'ı başından sonuna bilenler ve hiç bilmeyenler. Bilenler şaşırdı, hayal kırıklığı yaşadı, bilmeyenlerin de kafası karıştı, anlayamadı. Film mutlu sonla bitti ama insan kendi kendine soruyor "Asmalı Konak"ın hikayesi böyle mi bitmeliydi?"

ATİLLA DORSAY

Kötü makyajlı yorgun kadın
TV dizileriyle sinemanın mantığı tümüyle farklıdır. Uzunboylu tartışılması gereken nedenlerle (bunları yarın Pazar-Sabah'taki eleştirimde biraz deşmeye çalışacağım) böylesine tutmuş bir dizinin aceleyle film haline getirilmesi yanlıştı. Çok iyi tasarlanmış, yazılmış ve hazırlanmış bir film gerekiyordu. Bu yapılamamış. Dizinin hastaları, sevdikleri birçok yan karakteri hiç görmemekten ya da çok az görmekten ve de ana karakterlerin başına gelen aykırı ve sert olaylardan şikayet edecekler. İzlememiş veya az izlemiş olanlar ise, bu muamma-kişilikleri ve gelişmeleri kolay çözemeyecekler. Diziye ustalıkla sindirilmiş olan eski Yeşilçam duyarlılığı ise filmde öylesine kör kör parmağım gözüne biçiminde sunulmuş ki, sanki bir büyü bozulmuş. Ve geriye kötü makyajlı, yorgun yüzlü bir kadın kalmış...

SİNAN ÇETİN

Keşke Çağan yönetseydi
Asmalı Konak"ı Çağan Irmak'ın yönetmesini isterdim. "Asmalı Konak" çok büyük bir prodüksiyon. Abdullah Oğuz da çok büyük bir prodüktör. Çok sevdiğim, çok parlak bir prodüktör olarak onun yerinde olsaydım filmi Çağan Irmak'ın yönetmesini isterdim. Çünkü o dünyayı kuran ve o dünyayı sevdiren yönetmen Çağan Irmak'tı. Sinema filminin de onun elinden çıkmasını isterdim. Abdullah'ın kendi kişisel filmini çekeceği günü heyecanla bekliyorum.

YÜKSEL AYTUĞ

Asmalı değil Kasmalı Konak!
Ve dağ fare doğurdu... Merakla beklenen "Asmalı Konak"ın içeriği, görkemli galasının yanında sönük kaldı.

Dizi olarak atv'de yayımlandığında çağdaş bir romantik masal olarak izleyiciyi yüreğinden yakalayıvermişti. Ticari kaygıların tetiklediği "Nasıl olsa dizi tuttu. Bu ilginin üzerine ne yapsak gider" kolaycılığı, sonunda büyük bir hayal kırıklığı olarak perdeye yansıdı. Zira insanı anlatan o nahif dizi gitmiş, yerine "ana karakterlerin kafayı sıyırdığı" bir psikolojik gerilim filmi gelmiş. İkinci ve daha büyük bir hata; tıpkı dizinin ağır toplarından Selda Alkor'un da değindiği gibi "film tamamen bir Özcan Deniz gösterisi" olmuş. Oysa dizinin bu kadar sevilmesinin en büyük nedenlerinden biri, başrolün neredeyse eşit şekilde paylaştırılmasıydı. "Sesli çekme" saplantısı ise zaten "figürana" dönüştürülmüş yan karakterlerin ezilmesine neden olmuş. Şimdi yapımcıların şu soruya içtenlikle yanıt vermeleri gerekiyor Eğer önce bu film çekilip de ardından dizisi yapılsaydı, "Asmalı Konak" ekrandaki reyting rekorlarını yine kırabilir miydi? Ve gelelim finale... Ticari kaygılar burada da ön plana çıkmıştı. "Belki ileride bir televizyon kanalında devam edebiliriz" düşüncesiyle finalin ucu yine açık bırakıldı.

SELDA ALKOR

Sümbül ön plana çıkabilirdi
Dizide her karakteri ön plana çıkarabiliyorsunuz. Fakat filmde böyle bir şey olursa 5 saat bitmez. Sinema filminde iki karakterin kadın ve erkeğin ön plana çıkması normal, onların aşkları anlatılıyor. Filmin kökünde "Asmalı Konak"ın renkleri ve izleri bulunuyor. Bu ayrı bir film. Diziyle bütünleşmemeli. Tabi Sümbül karakteri daha fazla ön plana çıkabilirdi. Ama bu ayrı bir olay. Bütün oyuncu arkadaşlarımız filmin içinde olmak durumundaydı. Ben de orada olmak var olmak zorundaydım. 54 bölümlük "Asmalı Konak" olmasaydı bu teklifi kabul etmezdim. Rolümü az bulurdum. Ama ne olursa olsun az da olsa çok da olsa ben oynadığım oyundan mutluyum. Kendi sesimi kullandığım için mutluyum...


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler

Sarı Sayfalar
GreenCard


TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır