|
 |
|

MEHMET BARLAS
Oldugun gibi gorunme,gorundugun gibi gorun!
Istanbul'da belediye ne zaman "Altyapi yapiyorum" derse, mutlaka, ustyapiyi kullanan kentlilerin hayati zorlasir.
Barbaros Bulvari ile Yildiz Posta Caddesi'nin kesistigi yerde, muthis bir altgecitli kavsak yapiliyor.
Bu insaat, vadesiz bir senet gibi. Ne zaman bitecegi, kaca mal olacagi, kentlilerin bilgi alani disinda.
Birkac isci ve 2-3 greyder, agir agir, trafigi kilitlemeyi surduruyorlar.
Bakalim bu kavsak mi once bitecek, yoksa gecmisteki genel secimlerin mesruiyeti tartismasi mi?
Istanbul yollarinin bir ozelligi de, trafik tikaninca, araclarin cevresini seyyar saticilarin, dilencilerin ve benzer is sahiplerinin sarmasi.
Siz de, tikaniklikta bu manzaralari izlerken, hafif filozof oluyorsunuz.
Onceki gun baktim, bir seyyar satici, oyuncak satmaya calisiyor araclardakilere.
Bir elinin parmaklarini, uzun kirmizi gagali, cekici bir kus kuklasina gecirmis.
Diger elinde ise, bir kurbaga kuklasi var.
Parmaklarini oynattikca, kus gagasini acip kapatiyor, kurbaga da dilini cikartip, geri cekiyor.
Muthis sevimli kuklalar. Onlara bakarken insan neseleniyor. Icinizden gulmek geliyor.
Birden gozum, saticinin yuzune kaydi.
Biyikli, asik suratli, sakali 2-3 gunluk tirasli, bir yoksul Anadolu insaniydi bu...
Ellerindeki kuklalarla cevreye sactigi nese, kendi yuzune hic yansimamisti.
O suratla, kus ve kurbaga kuklasi satmaya calisacagina, tansiyon aleti, aspirin veya ilk yardim cantasi satsa, mutlaka uyumlu olurdu.
Gece evde, TRT'nin 4'uncu kanalini actim. Turk Halk Muzigi icra eden bir resmi koronun konser yayini, banttan veriliyordu.
Koro elemanlari ve saz calanlar, smokinliydi.
Baktim, davul calan da, zurna ufleyen de smokinliydi.
Amacim ne davulu, ne de zurnayi hafife almak.
Ben de davul-zurna esligindeki ezgilere meftunum..
"Estergon Kalesi"ni de, "His hisi hancer"i de, bu enstrumanlar olmadan hayal edemiyorum.
Ama smokinle davul, bir arada olmuyor iste.
Herhalde Zubin Mehta da, salvarla orkestra idare etse ve Isak Perlman carikla Mendelsohn calsa, yine olmaz.
Nasil asik suratla oyuncak satamazsaniz, smokin veya frakla da, davulu oyle calarsiniz.
Bilirsiniz.
Smokine siyah, fraka beyaz papyon takilir.
Sadece iyi (veya cok pahali) lokantalarda, sef garsonlar, fraklarini siyah papyonla giyerler.
Bir Fransa gezisinde, De Gaulle'un davetine frak mecburiyeti koyulmus. Bizim heyettekilerin nereden fraklari olsun ki yanlarinda? Gidip, Paris'teki dukkanlardan kiralamislar... Giysi kulturleri de, smokinin otesine gecmedigi icin, fraklarina siyah papyon takmislar.
Elysee Sarayi'ndaki davetteki Fransizlar, bizimkileri garson sanmis..
Icki isteyen, bizim siyah papyonlu fraklilara "Mosyo, mosyo" diye seslenip durmus.
Bizimkiler de, "Fransizlar bizi sevdi, ilgi gosteriyor" diye, cok sevinmis.
Ben anlatanin yalancisiyim.
Aynen boyle olmus.
Ama elinizi vicdaniniza koyun..
TBMM'deki frakli hademelere gulmuyor muydunuz?
Bir TBMM Baskani, bir de hademeler frakli...
Ya da, smokinle davul calan bir muzisyen...
TOYOTA'nin bir reklami var televizyonlarda.
Cok guzel yuzlu ve vucutlu, bikinili bir kadin, yolda bir araci durdurmaya kalkiyor. Aractakiler durmayip geciyor.
Sonra yoldaki kisi, maskesini cikariyor.
Korkunc bir erkek yuzu cikiyor. Meger soyguncuymus.
Peki, o maskenin altindaki yuzu anladik da, o vucut, o bacaklar ne olacak?
Yol kesen haydut, bacaklarina agda mi yaptirmis acaba?
SAKA
Ne buldular ki?
ABD uzmanlari, Irak'ta kitle imha silahi bulamadiklarini, Kongre'ye resmen bildirdiler.
Sadece kitle imha silahi mi bulamadi Amerikalilar?
Saddam Huseyin'i de bulamadilar!
Acaba o da mi yoktu?
BURASI TURKIYE
Anlamak icin Turkce bilmek yetmez!
Bir yabancinin cok iyi Turkce ogrenip, hergun bizim gazetelerdeki haberleri okudugunu dusunun.
Kelimeleri ve cumleleri anlardi. Ama her haberi nasil anlamasi gerektigini bir turlu kestiremezdi.
Ornegin TBMM'nin yeni donem resepsiyonuna Cumhurbaskani'nin gelmemesi de, komutanlarin gelmesi de haber.
Tersi olsa, yine haber olacak.
Cumhurbaskani "Medya Tekeli"nden soz edince haber degil, "Rejimin Korunmasi"ndan bahsedince haber.
Baskan Bush, rakibi Gore'dan daha az oy almasina ragmen baskanliginin mesruiyeti hic tartisilmaz. Bizde, gecmis bitmis secimin mesruiyeti tartisilir.
Bizim daha kokten bir demokrasimiz var cunku..
Ulkenin basbakani bile, tek tartisilmazin "Hakem Karari" oldugunu dusunur. Ve televizyonlardaki futbol programlarinin ana tartisma konusu, hakem kararlarinin dogrulugu olur.
Bir yabanci, gazeteleri okuyabilse bile, ne olup bittigini anlayamazdi.
YOK'un hocalari mi, Galatasaray'in "Fatih Hocasi" mi daha onemli kisiler, kesinlikle bilemezdi.
Mesajlariniz icin:
mbarlas@sabah.com.tr
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|