|
 |
|

NECATI DOGRU
Tekelci Basin! Sahibinin sesi medya! Patrona satilan gazete!
Disci koltugunda agzini acabilmenin son sinirina kadar acmis hastanin cenesindeki "uc curuk disi" gosterip dikkat cekmeye calisan konusmalardan birini Cumhurbaskani Ahmet Necdet Sezer, digerini de Basbakan Tayyip Erdogan yaptilar.
3 curuk disi tarif ettiler.
Tekelci basin!
Sahibinin sesi medya!
Patrona satilan gazete!
Gazetelerde; "tekelci basin, sahibinin sesi besleme medya, patrona satilan gazete diye isim koydugumuz bu 3 curuk disi anlatmaya calisan ve cekilip atilmasini isteyen" 5-6 yazardan biri de, soylemesi ayip, ben oldugum icin heyecanlandim.
Acikcasi cok sevindim.
Cumhurbaskani da hakli.
Basbakan da...
Gazete sosyal bir urundur.
Sosyal faydasi olan bir urun.
****
Gazeteler ve gazeteciler; topluma faydali bilinc, kirlenmemis bilgi tasir. Gazeteler okurlarina; tarafsizlik, adalet, vicdan, esitlik, medeniyet, tam rekabetin yurumesi, insan hakkina, hayvan hakkina, doga hakkina saygi tasir. Hepsinden de onemlisi yasama, yurutme, yarginin bir olup tekel kurmasini ve "demokrasiyi oligarsiye donusturmesini" onlemeye calisarak her cesitten egemenin halki ezmemesi icin dayanma gucu tasir.
Gazete dayanma gucudur.
Nicedir...
Dayanma gucu erimekteydi.
Turk gazeteciliginin tarafsiz haber yazma, yorum yapma, dikkat cekme, dusundurme, alternatif onerme, halkin sesi olma, aci cekenin acisini aci cekmeyene duyurma degirmeninde bu "3 curuk dis" engel koyucu, saptirici, gazetecinin tarafsizligini alici, onu halktan uzaklastirici, kalemini besleme yapici duruma gelmisti.
Bilenler bilirler.
1980 yili oncesi basbakanlar, iktidar partileri; "SEKA'dan kagit tahsisleri devlet bankalarindan ve KIT'lerden ilan ve reklam pompalayarak" kendilerini destekleyen gazetecilerin calistigi gazeteleri "besleme basin" durumuna getirmislerdi. 1980'den sonra da yine basbakanlar ve iktidar partileri; basin sektorune "ikinci el kullanilmis makine ithal etme imtiyazi vererek ve Kaynak Kullanimi Destek Fonu'ndan yuzde 25 destek sunarak" beslemeligi devam ettirdiler.
****
Ve 1990'dan sonra da gazetecilik gucu, bankacilik gucu, televizyonculuk gucu, elektrik dagitim sirketi gucu, sigorta sirketi gucu, cep telefonu sirketi gucu, dergicilik gucu, film sirketi gucu, gazete dagitim sirketi gucu, insaat sirketi guclerini tek patronda toplayan yapiya girildi. Tek patronlar da gazetelerinin ve televizyonlarinin gucunu "bankacilik, sigortacilik, telefonculuk, insaatcilik sirketlerinin cikarlarini koruma aleti, araci, levyesi, silahi haline" getirdiler. Gazetelerin genel yayin mudurleri is takipcisi oldu, patronun gozdesi bazi yazarlari tetikcilige soyunarak "sinif atlama" yolunu sectiler.
Gazete halkin sesi olmaktan cikti.
Sahibinin sesi medya oldu.
Halk icin degil, gazetenin patronunun cikarlari icin yayimlanan, patron ozellestirmeden pay alsin, diger sirketelerine tesvik alsin, destek alsin, banka kurma izni alsin, devlet korumasi alsin diye cikan yayinlar haline geldi. Gazeteler gazete sahibinin "korumasi, kalkani, bodygardi" oluverdiler. Birkac aykiri yazi yazan yazara da kose vererek "beslemeligi gizlemeye" calistilar. Genel yayin mudurleri ile basyazarlar da; "Bizim patron diger sektorlerde de is yapiyor, boylece daha rahat gazete cikarmamizi sagliyor, bize hic karismiyor" diye demecler bile verdiler.
3 curuk dis boyle olustu.
Simdi Cumhurbaskani da...
Basbakan da...
"Curuk disleri cekelim" diyor.
Hadi cekelim.
Mesajlariniz icin:
ndogru@sabah.com.tr
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|