kapat
27.09.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

MEHMET BARLAS


Köpek sevgisi, insan sevgisinin alternatifi mi?

Televizyondaki magazin programlarından birinde, genç ve güzel bir kadın yıldızla röportaj vardı.

Bu genç kadın, hayatında ilk defa bir köpek sahibi olmuş.

Ekranda gösterdiler köpeği..

Bej renkli, tatlı bir labrador..

İlk defa köpeği olan güzel yıldız, heyecanla anlatıyordu.

- Çok şanslıyım. Dünyada herhalde böyle bir yaratık yoktur. Bambaşka bir şey. Duygu ve sevgi dolu.

Röportajı yapan muhabir sordu

- Sizin köpeğinizin diğer köpeklerden farkı ne?

Genç kadın heyecanla anlatmaya başladı

- Ben eve gelince, sıçrıyor, kuyruğunu sallıyor, çok sevindiğini her hareketi ile belli ediyor. Ben oturunca, o da yanımda yere uzanıyor. Gece ben yatınca, o da yatıyor, yatağımın yanında uyuyor. Geçenlerde hasta oldum. Yatağımın yanından hiç ayrılmadı.

Bir ara nefes aldı. Heyecanını dizginlemeye çalıştı.. Sonra son sözünü söyledi.

- Dünyada böyle bir köpek olabilir mi? Bambaşka bir şey. Çok şanslı değil miyim?

Düşündüm.. Herhalde, evinde köpeği olan ve bu röportajı seyreden benim gibi herkes, bu genç kadının duyduğu heyecanı, gülerek izlemiştir.

Sahibini sevmeyen, onun yanından ayrılmak istemeyen, sahibi her eve geldiğinde havlayıp kuyruk sallamayan köpek olabilir mi?

Herhalde bu yüzden, insanlar köpekleri çok sever.

İster hırsız olun, isterseniz bir cani.

İyi ya da kötü kalpli olabilirsiniz.

Çok başarılı veya çok başarısız bir insan da olabilirsiniz.

Size ait olan, sizin bakıp büyüttüğünüz bir köpek için, hiç fark etmez.

Siz en iyi, en cömert, en güçlü varlıksınız dünyada köpeğiniz için.

Bir de köpek, sahibine karşı kin tutmaz.

Hiç büyümeyen bir bebek gibidir köpek.

Döversiniz, kızarsınız, cezalandırırsınız.

Ama iki dakika sonra onu sevip, okşadığınız zaman, bütün tatsız anılar unutulur.

Yine kuyruğunu sevinçle sallar, elinizi yalar, yüzünüze dolu dolu bakar.

Siz büyürsünüz, yaşlanırsınız, yeni şeyler öğrenir, yeni alışkanlıklar edinirsiniz.

Ama köpeğiniz, birlikte geçirdiğiniz 13-15 yıl boyunca, hiç değişmez.

Altı aylıkken de, 12 yaşındayken de, bir topu attığınızda onun peşinden koşar.

Eğer öğretirseniz, attığınız topu size geri de getirir.

Sizden beklediÄŸi tek ÅŸey, sevgidir ve yiyecektir.

Köpeğinizin yüzüne bakıp, duygusunu anlayamazsınız. Sadece öfkeli olduğu zaman dişlerini gerer ve hırlar.

Ama yüzüne değil de kuyruğuna bakarsanız, o anda ne hissettiğini hemen anlarsınız.

Hızlı hızlı sağa sola sallıyorsa kuyruğunu, neşelidir, heyecanlıdır.

Kuyruğunu aşağı döndürmüş ve altına almışsa, pusmuş ya da ürkmüştür.

Bir insanın, sahip olduğu köpeği sevmemesi çok zordur. Her köpek, sahibine göre, dünyada tektir, eşsizdir.

Köpek için de, sahibi tektir, eşsizdir.

Müthiş bir bağlılıktır köpek-insan birlikteliği.

Ama neticede köpekler köpektir.

İnsanlar köpeklerden farklıdır.

Köpekleri insanlardan çok sevmeye başladığınız zaman, anlayın ki sizde bir problem vardır.

Her insanın size sadık, sizin gibi düşünen, sizinle uyumlu olmasını istiyorsanız, terk edin toplumu.

Unutun insan olduÄŸunuzu!

ÅžAKA

İştah kapatıcılar...
Çin RTÜK'ü, televizyonların yemek saatinde, müstekreh reklamları yayınlamasını yasaklamış.

Buna göre, kadın bezleri, hemoroit merhemleri, tuvalet kağıtları, prezervatifler, yemek saatinde reklam edildikleri zaman, miğde bulandırıyorlarmış.

Acaba banka reklamları iştah açar mı?

Demokrasi

İşi yine çığırından çıkarmayalım!
Galiba, bu demokrasiye alışmamız biraz zaman alacak.

Baksanıza..

Seçim kazanmış iktidarların devleti yönetmesini, yasaları yapmalarını, projelerini gerçekleştirmelerini, eğer onların partisine oy vermemişsek kabullenemiyoruz.

Seçimin ertesi günü, kaybedenlerin tümü "İktidarın meşruiyeti" konusunu tartışmaya başlıyor.

Ama hiç seçime girmemiş ve daha da ötesi atanmış kişilerin "Devlet benim" demelerini, çok kolay kabulleniyoruz.

Demokrasinin temel öğelerinden biri elbet muhalefettir.

Her ülkede iktidar vardır. Ama ancak demokrasilerde muhalefet vardır.

Ancak, toplumun belirli kesimleri, seçilmiş iktidarların meşruiyetini sürekli tartışırlarsa, iktidarlar da muhalefetin vazgeçilmezliğini ve yararını unutuyor.

Sonunda iş çığırından çıkıp, bir ölüm-kalım kavgasına dönüşüyor.

Bir ülkede ne ekonomi, ne istikrar, ne de toplumsal gelişme, bu kargaşayı taşıyabilir.

Öyle olmasa, bu ülke 2003'te hala bu noktada olur muydu?

Mesajlarınız için: mbarlas@sabah.com.tr


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi

Sizinkiler
Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır