|
 |
|

SOLI OZEL
ABD'nin yalnizligi
Sali gunu Birlesmis Milletler Genel Kurulu'nda yapilan uc konusmadan sonra Irak ve uluslararasi duzen hakkinda bazi ongorulerde bulunabilmek mumkun. Belki de bunlarin basinda BM'nin yeniden merkezi onemde bir kurum haline gelmesi var.
1990'lar biterken Bosna faciasi, Ruanda kiyimi ve Dogu Timor disinda bir basarisizliklar silsilesi olan siciliyle BM hayli agir bir prestij kaybina ugramisti. Ustelik Amerikan Senatosu'nun BM karsiti tutumu orgutun ciddi bir mali kriz yasamasina da neden olmustu.
Gerci BM'nin basarisizligi uye ulkelerin, ozellikle de buyuk devletlerin niyet ve yaklasimlarindan bagimsiz degerlendirilemezdi. Ama gene de orgutun hantalligi, burokratik yapisi, calisanlarin bazi imtiyazlari elestirilerin yeterince hakli olmasina yol aciyordu.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'in sakin, olgun, dunya kamuoyunun duygularini ince bir uslupla dile getirdigi konusmasi bu baglamda orgutun yeniden tanimlanmasi ve sekillenmesi icin yapilmis bir cagriydi. Annan kullanabilecegi en sert dille ABD'nin kendi guvenligini "onleyici saldiri" doktrinine baglamasini elestirdi. Ortak guvenligin ancak mesru savunma ilkesine bagli kalarak korunabileceginin altini cizdi. Kendisini dinleyen ABD Baskani'na, ulkesinin guvenlik doktrinini kabul edilemez buldugunu soyledi.
Meydan okuma ve rica
BM'nin bir yol ayriminda oldugunu soyleyerek de 1990'larin basinda orgutten beklenenlerin gerceklesmesi icin gerekenleri siraladi. BM'nin korunmasi ve onumuzdeki donemin fakirlik, teror, kitle imha silahlari, esitsizlik gibi tehditleriyle basedecek hale gelmesi icin yapilacaklari belirleme calismalarina basladigini belirtti. Cok da alkislandi.
BM'nin mezar kazicisi olmak amaciyla ortaya cikan ve Irak konusunda hem bu kurumu, hem de dunyanin alistigi kurallari ve ilkeleri hice sayan Baskan Bush ise meydan okumayla, ricaci olmak arasinda gitti geldi. Irak politikasinda hakli olduklarini tekrarlayarak BM'nin Irak'taki siyasi misyona yardimci olmasini istedi. ABD Baskani, bugune kadar aklina pek gelmedigi sanilan dunya capindaki sosyal sorunlara ne kadar duyarli olduklarini da vurguladi.
Irak'ta ABD'nin hayli zor durumda oldugunu bilenler acisindan coktarafliligin bu kadar gec hatirlanmasi, BM'ye is isten gectikten sonra gelinmesi muhtemelen dinleyenlere karizmanin cizildiginden baska bir sey dusundurtmedi. Gecen sene heyecanla alkislanan Baskan, sessizce dinlendi.
Fetihten para dilenmeye
Fransa Cumhurbaskani Chirac ise kendi ulkesinin dunya siyasetinde onemli kalabilmesinin yegane kosulu olan BM'yi ve coktarafliligi savundu. ABD'ye gucluk cikarmayacaklari mesaji verdi. Ancak birkac ay sonra ABD'nin yeniden karsilarina gelip bu sefer cok daha asagilayici sartlarla BM yardimi isteyeceginden emin bir tavirla konustu. Muhtemelen kendi arzusu da buydu.
Irak'ta bu sekilde bir yol ayrimina gelindi. Pazartesi gunu Los Angeles Times gazetesinde cikan mukemmel yazisinda Andrew Basevich'in de vurguladigi gibi, ABD Soguk Savas sonrasindaki alicenap hegemon konumunu 11 Eylul'de terkederek dunyada buyuk tepki toplamisti.
Kendi gucunun sarhoslugu icinde kendi basina ve yalnizca sopayla dunyaya duzen vermek isteyince hegemonyasini tehdit altina soktu. Irak'ta odenen bedel arttikca, "goz acip kapayacak kadar kisa bir surede ABD fatih olmaktan Irak'in kurtulusu icin para ve asker dilenen bir konuma geldi". Dunyanin yardima soguk bakmasinin nedeni ise "ABD'ye yaptiklarinin yanlisligini gostermek istemesiydi".
BM karari cikacak gibi duruyor. Ancak kimin daha fazla taviz verecegi henuz belli degil. Bu durumda Turkiye'nin vermis gorundugu asker gonderme karari Meclis'ten gecerse Fransiz pozisyonu zayiflayacak, ABD'nin eli guclenecektir.
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|