|
 |
|

O deli değil dahi
F.Bahçe 6 hafta içinde şampiyonluğun en güçlü takımı oldu. Sezonun ilk maçında İstanbulspor'dan 3 gol yemelerine rağmen savaştılar, başardılar. Fenerbahçe Daum'un eseri
Türkiye tuhaflıklar ülkesi oldu. Sivas'ta, "Hayvanları korumak için" Hayvan Hastanesi açılıyor. Açılışta kurban kesiliyor.
Bakınız; insanlar insanca maç seyretsin diye 80 bin kişilik Olimpiyat Stadı yapıyoruz. Ama; o stada güvenlik için 70 bin kişi alıyoruz. Aldığımız insanları da köpekli, atlı polislerle, "Birbirlerine zarar vermesin" diye kovuyoruz.
Diyoruz ya tuhaf bir ülkeyiz.
Büyük derbi oynandı, bütün tartışma 89. dakikada Fabio Luciano'nun topu elle oynamasına takıldı.
Tamam, kabul bu penaltı. Son dakikada olan bu penaltıyı konuşuyoruz da...(Sanki penaltı atıldı gol oldu, Galatasaray da galip geldi...).
Neden ve niçin Bülent Korkmaz'ın Fatih Akyel ile Pierre Van Hooijdonk'a yaptığı kırmızı kartlık penaltıları tartışmıyoruz. Neden ve niçin Hooijdonk'un, Bülent Korkmaz'a attığı kırmızı kartlık tekmeyi tartışmıyoruz..
Oysa iki gerçek var.
Birincisi; UEFA unvanlı, "İmparator" Fatih Terim'in antrenörlük dehası iki yıldır geriye gidiyor. İnanılır gibi değil ama sürekli karar değiştiriyor. Galatasaray savunması felaket. Bülent Korkmaz adam kaçırdı, kademeye giremedi, faul yaptı. Frank de Boer ise kurşun asker gibi çakılı oynadı. (Savunmanın tek başarısı Hooijdonk'a faul yapmadılar, frikiğe izin vermediler). Forveti düşündüm, kaçan gol pozisyonlarını bu yazıyı yazarken hatırlamaya çalıştım, hatırlayamadım. Sadece iki olay vardı; Arif Erdem'in golü güzeldi. Hakan Şükür'ün golü ise komik goller sıralamasında bir numaraya aday olur. Hepsi bu...
İkincisi; Christoph Daum'un Fenerbahçe'si çağdaş futboldan dersler verdi. Şimdi soruyorum; "Daum'dan bir şey olmaz" diyen mümtaz Türk medyasının yazarları. Susmayın, itiraf edin ve özür dileyin. 6 haftada Fenerbahçe'yi takım yapan Daum, yarın şampiyon yaparsa o zaman özür dilemeniz kabul olmaz. Dikkat!...
Evet, başa dönelim ve kahramanımızı tartışalım. Hakem Muhittin Boşat emekliliğini isteyen ve kariyerinde hep derbi başarısızlığı yaşayan bir hakemimiz. İyi insan olan Boşat'ın kötü hakem olduğunu kabul edemedik. Boşat ismi açıklanınca tartışma başladı.. PAS- FOTOMAÇ sordu, ben de dedim ki; "Bu maçı katleder. Federasyon'dan olay çıkmasın, berabere bitsin diye talimatla maç yönetirse derbiye yazık olur...."
Neresinden bakarsanız bakın derbiye yazık oldu. Futbol değil yine seyirci ve hakem ön plana çıktı.
Bakalım haftanın gündemine oturan tartışmalar;
* Temyize gidiyorsunuz, hakimin kararı bile değişiyor. Bizim hakem ise Allah'tan sonra!... Sevgili Terim; bu maçı hakem değil hakim yönetse. Yani mahkeme kurulsa tanıklar dinlense, bilirkişi raporu hazırlansa nasıl bir karar çıkar biliyor musunuz? Söyleyeyim; Fenerbahçe'nin 2 penaltısı verilir. Yani 4 golü olur. Galatasaray'ın ise 3 golü olur. Bir de Fenerbahçe 80 dakika Hooijdonk'suz oynar. Şunu demek istiyorum; senin isteğinle mahkeme kurulsaydı bu maç berabere bitmez hakim kararıyla Fenerbahçe galip ilan edilirdi.. Ayrıca, bilirkişi raporuna şunları yazardı; "Bu Galatasaray ilk üçe bile giremez."
* Hasan Şaş sevdiklerinin üzerine "Küfür etmedim" diye yemin ediyor. Sevgili Şaş; Hakem Mustafa Çulcu'nun yakasına yapışman bile suç. (Ayrıca bu işleri bırak. Sen niye yedeksin onu söyle.)
* Beşiktaş'ta tuhaf şeyler oluyor. Beşiktaş yazarları (Maalesef ben dahil) Türkiye'nin en iyi takımı İstanbulspor'u yenemedigi için eleştiri getiriyor. Antrenör Mircea Lucescu sinirden maç bitiminde konuşmuyor. Bir şey dikkatinizi çekti mi? İlhan Mansız golü attı, kendisini tebrik etmek isteyen Ahmed Hassan'a bir dirsek attı, sonra gitti Lucescu'yu öptü. Bunun mesajı özürse, kabul. Güzel de oldu. (İki istifacı Yıldırım Demirören ile Kıvanç Oktay'ın yönetici arkadaşlarından uzak suçlu çocuklar gibi maç izlemeleri de entresandı...)
* Gheorghe Hagi efsanesi yoksa bitiyor mu?.Çok iyi futbolcular iyi antrenör olamıyor kuralı mı işliyor? Bekleyeceğiz. Ama Bursa'nın bekleme sabrı nereye kadar?
* Trabzonspor bir haftada 6 puan aldı ve bir anda şampiyonluk yarışının içine girdi. Fatih Tekke'nin dönüşü Trabzonspor'a hayat verdi. (Şimdi sırada Ahmet Ağaoğlu'nun başkan olarak dönmesi var...)
Haftanın en değerlileri şöyle;
Takım; Denizlispor (Bursa'ya 4 attılar ve sahadan sildiler)
Antrenör; Samet Aybaba (Kötü giden maçı 36. dakikada değiştirdi)
Hakem; Ali Aydın (İstanbulspor-Beşiktaş maçını sıfır hatayla bitirdi)
Futbolcu; Atilla Birlik (Malatya'yı galip getiren yine oydu...)
Gol; Mustafa Özkan (Gençlerbirliği'ni galip getiren her golü güzeldi..)
Asist; Fatih Akyel (Fenerbahçe'nin ilk golünün hazırlayıcısı oldu)
Şerefsiz basın!
Meslektaşım dediğim Fatih Altaylı, "Şerefsiz basın" dedi. Herkes sustu, bir kişi susmadı. Mesleği kabzımallık olan, "Hıyar uzmanı" biri, beni ve mesleğimi savundu. İşte benim yaşadığım utanç da bu.
Eğer; 35 yıllık üyesi olduğum TSYD ile Onur Kurulu üyesi olduğum Gazeteciler Cemiyeti susar, tepki koymazsa; ben de bu iki kurumdan şerefimle çekileceğim.
Kazım KANAT
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|