kapat
23.09.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

Kendimi komünist dönemde hissediyorum

İnsan Hakları Komisyonu Üyesi Cavit Torun, Batı Çalışma Grubu'nun kimin nereye tayin edileceğinden YÖK'te olup bitene kadar her şeye karıştığını söylüyor

İnsan Hakları Komisyonu Üyesi AK Parti Diyarbakır Milletvekili Cavit Torun ile söyleşimizin dünkü bölümünde Aydın Cezaevi'ni ve Apo'ya F Tipi modelini konuşmuştuk. Bugün ise Torun'un Batı Çalışma Grubu, Hizbullah sanıklarına af tartışması ve Türkiye'de din özgürlüğü hakkındaki düşüncelerini aktarıyorum.

* Sizin daha önce Batı Çalışma Grubu hakkında açıklamalarınız olmuştu. Gerçekten de hala var mı bu grup?

-Var olmaz olur mu şimdi sadece "Başbakanlık Takip ve Koordinasyon Kurulu adı altında çalışıyorlar. Doğrudan başbakanlığa bağlılar. Müsteşarın başkanlığında toplanıyorlar. Bu kurulda bir çok yeni yerden üye var. Bu kurum Genelkurmay'dan ve çeşitli bakanlıklardan sürekli istihbarat topluyor. Ben tabii hala yapıyı çözemedim. Elemanları kimlerdir, bunlara kimler bilgi veriyor, istihbari bilgiler nerede değerlendiriliyor? Türkiye'de yasama, yargı ve yürütmeyi yapan kuruluşlar var. Tüm bu kuruluşlan neyi haledemiyor ki böyle bir kurulun teşkil edilmesine izin veriliyor?

BU KURUL LAĞVEDİLECEK
* İyi ama şu anda Başbakan sizin partiden, bu rahatsızlığınızı dile getirdiniz mi?

-Tayyip Bey ile uzun soluklu görüşme fırsatım olmadı ama Başbakanlık Müsteşarı'na aklımdakileri aktardım. Ona "Kendimi Moskova'da SSCB dönemindeki rejim içerisinde, komünist dönemde gibi hissediyorum" dedim.

* Bu grup kaç kişi ve şu anda ne yapıyorlar?

-Araştırmalarıma göre en az 15 kişi. Tabii başka ağları da var. Şimdi eskiden bu grup asker ağırlıklıymış şimdi değil. Bunlar oturuyorlar, birisi şu işi alacak mı almayacak mı, siyasette şu kişi göreve gelecek mi gelmeyecek mi hepsine karar veriyorlar. Örneğin birinin çocuğu falan yerde eğitime girecek, bu eğitimi aldıktan sonra falan yerde görev yapacak dolayısıyla bu eğitimi alsın mı almasın mı hep bunları tartışıp karar veriyorlar. YÖK'de ne olacak ne bitecek hepsi... Tamamen yasadışı kanunsuz, anayasal hiç bir dayanağı olmayan bir kuruluş.

* Bu kurul AK Parti hükümeti döneminde nasıl hala işlevini sürdürüyor?

-Ben zaten idarecilerden bu kurulun lağvedileceği konusunda duyum aldım.

* Kimden?

-Hükümet yetkililerinden. Bu grubun şu andaki işleyişini bilmiyorum. Sayın Başbakanımız bu konuda nasıl bir fikre, görüşe sahip onu da bilmiyorum ama bildiğim tek bir şey var ki bu kurulun lağvedilmesi öncelikli problemdir. Bu tarz yapılanmaların Türkiye'de yeri yoktur, olmamalıdır da. Batı ülkelerine kıyasla Milli Güvenlik Kurulu'nun yeri bile tartışma ortamına açılmışken bu tip yapılanmalar yanlıştır. Tabii kolay değil "Kapattım" demek çünkü MGK kararı vardır Yine belki o ortamda konuşularak bu bünyeye yamanmış olan bu yabancı madde sökülüp atılabilir.

Pişmanlık yasası bu şekilde yanlış
* Bir de sizin dile getirdiğiniz Hizbullah sanıklarına af tartışması var.

-Onu "Eve dönüş"ün bir parçası olarak söyledim. Pişmanlıktan şimdiye kadar sadece yardımcı olanlar, örgütler hakkında bilgi verenler, eylemleri açıklayanlar vs faydalandı. Bunun ben açmaz olacağını düşünüyorum. Gerek hizbullah Gerek PKK bakımından ne bilinmiyor ki yeniden bu insanların belge vermeleri isteniyor? Bu şekliyle çok yanlış.

* Sizce ne yapılmalı?

-Gelip de "Ben artık örgütten bıktım, istemiyorum" diyen insanları da yararlandırabiliriz çünkü bence diğer hali insanları yeniden itirafçılığa sevkediyor. Ve insanlar bu yasadan yararlansa bile itiraftan, birilerini ele vermekten ötürü yarınlarının rahat ve huzur içinde geçmeyeceğini biliyorlar. Hizbullah sanıklarına gelince, Türk Ceza Kanunu'nun 168'inci ve 169'uncu maddesinden 125'inci ve 146'ıncı maddeden hüküm giymiş herkes hepsine şamildir dedim. Hükümet zaten o maddelerden ceza almış kişilerden bahsediyor, ayrı ayrı maddelerden söz etmiyor ki. Herkes yararlanabilir ister PKK'lı ister Hizbullah.

Alman vekil sordu; O mu solcu bu mu?
* Türkiye'yi ziyaret eden Alman Parlamento Heyeti'ne "Türkiye'de din özgürlüğü yoktur" dediniz ve büyük tepki topladınız. Hatta Türkiye'yi dışarıya şikayet etmekle suçlandınız.

- Ben orada çok yanlış anlaşıldım. Onlara Türkiye'de inanç, fikir, kanaat özgürlükleri açısından problemler yaşandığını söyledim. Askerlerin siyasete çok müdahil olduklarını ve yayınlayacakları raporu engellemek için Türkiye'de mücadele olduğunu söyleyip "Kulak asmayın doğru bildiğinizi yazın" dedim. Zaten noksanlarımız var yoksa uyum paketleri neden yapılsın ki?

* İnsan Hakları Komisyonu'nun CHP'li üyeleri size çok büyük tepki gösterdiler.

-Evet o tepkilerinin üzerine Avrupa parlamenterlerinden bir hanım Faruk Ünsal'a beni göstererek "Solcu olan milletvekili o mu yoksa öbürü mü?" diye sordu. Başka söze gerek yok.

* Sizce Türkiye'de din özgürlüğü yok mu?

-Elbette var. İnsanlar camilere gidiyorlar, namazlarını kılıyor, hac ziyaretinde bulunuyorlar. Ufak tefek engeller var ama aşılabilir.

* Ufuk tefek engeller derken herhalde türban sorununu kastediyorsunuz.

-Evet. Her kesimde bağnaz diyebileceğimiz insanlar var. Bir kesim başörtüsü simgedir bunlar şeriatı getirmek istiyorlar diyor, bir kesim de birileri başörtüsü örtmüyorsa bunlar inançsızdır diyor. Böylece iki taraf da birbirini ezmek için uğraşıyor.

Her ay eşimin kıyafet masrafı 500-600 milyon
* Eşinizin başı örtülü mü?

-Hanımımın başı örtülü. O inanç ve kanaati sebebiyle örtüyor ama çok modern giyiniyor. Ben her ay neredeyse 500-600 milyon onun kıyafet parasına ödüyorum.

* Peki kızınız?

-Kızım üniversitede okuyabilmek için başını açıyor ama özel hayatında örtülü. Çok yadırganacak bir tutum değil başbakanımızın eşi de resepsiyonlara gidemiyor, sıkıntı olmasın diye. Ben de onların yerinde olsam aynı şeyi yapardım, sıkıntı yaratmaya gerek yok.

* Demin iki uç var dediniz. Bir çok kişide "Eğer türbana izin verirsek gelecekte onlar bizim açık giyinmemize karışabilir" diye bir korku var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Ben bu duyguya da sahip çıkıyorum, bu duyguya da saygı duyuyorum. Böyle hissediyorlar biliyorum, nasıl tümden reddebiliriz ki? İşte bu hep kamplaşmadan dolayı. Ancak şunu söyleyebilirim ki başörtünün siyasetle alakası yok, olmamalı da. Biz eğer bunu simge haline getirmek ya da tam tersi simge olarak görmek isteyenlere mücadele edersek bir yerlere varabiliriz.

Balçiçek PAMİR


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır