|
 |
|

ALTAN TANRIKULU
Beni mecbur bıraktın ağabey
Yazı işleri müdürü benimle 15 dakika kadar konuştu. "Neden gazeteci olmak istediğimi" sordu. "10 yaşından beri spor yazarı olmanın hayalini kurduğumu" söyledim ona. "Diğerlerinden farkın ne?" dedi.
"İstatistik tutarım. Futbolla matematiği birleştirebilirim" dedim.
İlgisini çekti. Biraz suskunluktan sonra, "Hangi takımı tutuyorsun?" dedi.
"Fenerbahçeliyim" yanıtını verdim.
Güldü.. "İyi; bizde Galatasaraylı çok, biraz sayınız artsın" dedi ve "Hadi içeri geç, Sotiri'yle tanış ve başla" diye ekledi.
Beni stajyer olarak Gelişim Spor'a almıştı...
****
Dün Hürriyet'te Fatih Altaylı benimle ilgili bir yazı yazmış. Daha önce de yazmıştı.. Sağolsun futbol bilgimin ve öngörümün ne kadar yetersiz olduğunu anlatmış. Bu arada Hıncal Ağabey'e spor sayfalarında sürekli sövüldüğü, bunun üzerine de Hıncal Ağabey'in spor yazısı yazmamaya karar verdiğini belirtmiş. Benim yönettiğim sayfalarda böyle bir durum olmasının da gayet normal olduğunu çünkü bir derginin anketinde, "Yılın en iyi transferi kim olur?" sorusuna, "Enke" diye yanıt verdiğimi belirtmiş. Bir de ayrıntı vermiş, "Hıncal Ağabey'in odasına gider, yalvarır, iş hallolur" diye... Yani, Fatih Altaylı, Kanal D Haber Genel Yayın Yönetmeni, Hürriyet Yazarı ve Teke Tek programının başarılı yorumcusu, benim için, "Yılın transferi Enke olur diyen bir spor müdürünün yönettiği sayfalardan hayır gelmez" demiş...
****
Doğrudur, Enke'nin yılın transferi olacağını düşünmüştüm. Futbol üzerine tahmin yürütmek biraz zordur. Kolayca yanılabilirsiniz. Ama futbolu bilmek farklıdır. Gazeteciliği bilmek farklıdır. Adam olmak farklıdır. 1995 yılında SPOR gazetesinin düzenlediği Fantasy League'in bir versiyonu olan yarışmada 20 bin takım arasından benim takımım birinci oldu. O zamanın parasıyla 2.5 milyar lira kazandım, Fatih Ağabey...
2002 Dünya Kupası'nda 1 ay önce Arjantin'in El Grafico Dergisi benimle birlikte 112 ülkenin spor yazarlarından tahminler aldı. Dünya Kupası'yla ilgili 4 soru vardı. Kupayı Almanya kazanır, demiştim, finalde kaybetti.
Hayal kırıklığı Fransa olur demiştim, ilk turda elendi. Sürpriz Senegal ve Türkiye demiştim, Senegal Fransa'nın grubunda birinci oldu, biz dünya üçüncüsü...
Kupanın yıldızı için tahminim Ballack'tı. Finale kadar Almanya'yı taşıdı ama finalde kart cezalısı olduğu için oynamadı.
****
14 yıl önce Bilgisayar Mühendisliği'ni bırakarak gazeteci olmaya karar verdikten sonra futbol istatistikleri üzerine yoğunlaşmıştım. 1990 Dünya Kupası'nda Gelişim Spor'da bütün takımların ayrıntılı istatistikleri yayınlandı. Gol girişimleri, fauller, kornerler, ofsaytlarla ilgili bütün ayrıntıları yayınladık. Takımların topla oynadığı süreleri kontrol ettik. Ve çarpıcı bir araştırma yaptık. Böylesine bir araştırma o yıllarda dünyanın hiçbir dergisinde yayınlanmamıştı. Aynı yıl ilk kez asist (gol pası) kavramını futbol maçlarında ben kullandım.
Ülke olarak futbolda en önemli şeyin çalım olduğunu sanmıştık yıllar boyu. Televizyondaki maçları seyrederek asıl önemli olanın top kayıplarını minimumda tutmak olduğunu düşünmüştüm. 1996'dan itibaren seyrettiğim tüm maçlarda top kayıplarını tutmaya başladım. 1998 Dünya Kupası'ndan sonra futbol istatistikçileri gol girişimi, top kaybı, asist gibi terimleri kullanır hale geldiler.
Yeni Yüzyıl'da bir düşünce devrimi yaptık. Benim geliştirdiğim bir formülle oyunculara her maçtaki performans için puan verdik ve TOP 10 adlı bir sıralama oluşturduk. Bu sıralama hâlâ Sabah'ta yayınlanıyor. Aynen kopya edilerek salı günleri Hürriyet'te de veriliyor.
Geçen yıl Yapı Kredi Yayınları Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray tarihi adlı 350'şer sayfalık üç kitap yayınladı. O üç kitap için 2 yıl geceleri uyumadım... Tatil yapmadım... İyi bir Fenerbahçeli olmama karşın Galatasaray'ı da, Beşiktaş'ı da severim. Büyüklüklerine inanırım. Ve tarihlerini ezbere bilirim...
****
Gelelim diğer konuya... Hıncal Ağabey'in odasına gidip yıkayıp yağladığımı yazmışsın Fatih Ağabey... Haber kaynakların bu kez odalardaki konuşmaları tam alamamış galiba... Hayatım boyunca hiç kimseye, hiçbir şey için yalvarmadım, yalvarmam... Kimseyi yıkayıp yağlamadım, yağlamam...
Hıncal Uluç'la benim aramdaki ilişki sadece ikimizi ilgilendirir. Ben onun birçok fikrine karşı çıkarım, tartışırım, kavga ederim. O bana kızar, zamanı gelir öğüt verir, zamanı gelir eleştirir. O beni, ben de onu olduğu gibi kabul etmeyi başarmış insanlarız. Ben de hata yaparım, o da yapar.
Hıncal Ağabey'le yarın öbür gün farklı gazetelerde çalışabiliriz, fark etmez. İlişkimiz hiç değişmez... O, aramızda konuştuğumuz her şeyin aramızda kalacağına inandığım insanlardan biridir... Beni yerin dibine soksa da, göklere çıkarsa da bu yargım değişmez...
Ve sen Fatih Ağabey... Benim için daha önce de negatif bir yazı yazdın. Kanal D'de Terim'le yaptığın konuşmayı Sabah'ın sayfalarında senin ve programın ismini vermeden yayınladığım için... Bunun tersini yapan, sürekli senden görüş alan bir başka müdürü ise göklere çıkardın. Daha önceki bütün örneklerde biz program ismi verdik. Ama sen o programın yayınlandığı gün Hürriyet'teki köşende, "Sabah'ın satılık kalemleri bana seviyesizce saldırıyor" diye yazdın. Sen Sabah'a, patronlarıma, yayın müdürüme, yazarlarımıza ağır kelimeler yazarken ben senin adını sayfama taşıyamam, kusura bakma...
****
Geçen ay köşende sürekli olarak Motosiklet Federasyonu'nun kurulması için çaba gösteren Önay Bilgin'le ilgili yazılar yazdın. Otomobil Federasyonu bu ayrılığa karşıydı. Oysa sen hiçbir yazında, "Ben de Otomobil Federasyonu'nun bir üyesiyim" açıklaması yapmadın. Olayın içindeki biriyken, bunu okurunla paylaşmadın. Tarafsız olmadığın bir konuda tarafsız yazıyormuş gibi göründün..
Galatasaray'da ikinci başkanlık yaptığın dönemde, Lucescu çalıştırıcıyken Terim'e teklif yapıldığı bir gece var... O gecenin bütün ayrıntıları ertesi gün satırı satırına sayfalara yansımıştı hatırlarsan... Sen, Terim ve Cansun'un olduğu odadaki tüm konuşmalar. Sence kimden çıkmıştı o haberler?
Hedeflerin olabilir... Bu hedeflerine ulaşmak için farklı kuruluşlardaki kişilerle farklı diyaloglara girebilirsin. Seninle bu ilişkiye girmeyen, sana yakın olmayan kişilere de sürekli kötü gözle bakabilirsin. Ama bu ülkenin kaderini etkileyecek çok önemli şeyler yazıyorsun. Yazdığın konuları iyice araştırman ve tarafsız davranman gerekmez mi?
****
Dostların arasında denenmiş olanları, çelik halkalarla bağla yüreğine.
Kavga etmekten sakın, amma ettin mi de, öylesine et ki, korksunlar senden...
Demiş Shakespeare, yüzyıllar önce ünlü Hamlet'inde..
İster futbol hakkında, ister spor hakkında.. İster gazetecilik hakkında, ister adamlık hakkında.. İster siyaset hakkında, ister bu ülke tarihi hakkında.. İster matematik hakkında, ister geçmişimiz hakkında.. İster senin programında, ister başka bir programda.. İster senin sütunlarında, ister benim sayfalarımda..
Seninle her türlü tartışmaya hazırım Fatih Ağabey... Beni 14 yıl önce stajyer olarak Gelişim Spor'a aldığın için sana hâlâ minnet borçluyum. Hâlâ "Ağabey" diyorum.
İnsanlara başbakan değilken farklı, başbakanken farklı yaklaşabilirsin. Müdürlüğünü yaptığın ekip aylarca işsiz gezerken arayıp sormayabilirsin.. İstediğin konuyla ilgili, istediğin kadar özgür yazı yazma hakkını da ele geçirmiş olabilirsin.. Agresif tavrınla çoğu kişiyi ürkütmüş de olabilirsin..
Ama birilerini yüceltmek için başkalarını yermeye kalkma.. Kazanamayacağın savaşlara başlama.. Yenemeyeceğin kişilerle savaşma..
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|