|
 |
|

ABDURRAHMAN YILDIRIM
Diyarbakır geleceğini arıyor
Volkanik Karacadağ'dan çıkan siyah, çok sert ve sağlam bazalt taşlar Diyarbakır'ın geçmişinde yaratılan uygarlıkların bozulmadan bugüne taşınmasında önemli rol oynadı. İşte bunlardan biri Diyarbakır Kalesi. Çin Seddin'den sonra ayakta kalmış dünyanın en geniş, en uzun ve en sağlam kalesi. 5 kilometre uzunluğunda burcu var.
Ulucami ise bölgenin ve Türkiye'nin en eski camisi. M.S. 639 yılında Müslüman Araplarca Diyarbakır alındığında kiliseden camiye çevrilerek oluşturulmuş. Yine bazalt taşından yapılmış olduğundan bugüne kadar kalmış. Müslümanlar'ın mukaddes mabet olarak kabul ettiği beşinci yer. Caminin dört cephesi dört mezhep için hizmet veriyor. Kervansarayları, medreseleri, türbeleri, hanları, avlulu evleri ile Diyarbakır ayrı bir yerel özellik taşıyor.
Sadece bazalt taşı değil elbette Diyarbakır'ın geçmişini görkemli kılan. Ortadoğu-Kafkaslar'ın geçidinde, Basra Körfezi ile Uzakdoğu yollarının kesiştiği noktada bulunması da bu görkemli geçmişte etkili bir yer oynamış.
UN VAR, MAKARNA YOK
İlin verimli toprakları ilk buğday ve mercimeğin burada üretilmesini sağlamış. Bugünkü ünlü Diyarbakır karpuzunu ortaya çıkartmış. Yeraltı zenginlikleri ve petrol bilinen bir şey.
İstanbul Sanayi Odası'nın Güneydoğu Bölgesi'ne yaptığı gezinin ilk durağı Diyarbakır'dı. Diyarbakır GAP'ın Şanlıurfa'dan sonraki en önemli merkezi. Ancak görülüyor ki sulama kanalları henüz devreye sokulmamış. Onun için de bölgenin tarımsal potansiyeli tam olarak ortaya çıkamamış ve karpuzdan ileriye gidilememiş. Kentin görkemli geçmişi ve tarımsal gücü sanayiye ve turizme yeterince çevrilememiş. Diyarbakır'da un üretilmiş fakat undan makarnaya geçilememiş. Hayvancılık yapılmış, deri sanayi kurulamamış. Bazalt taşı var ama mermer sanayi geliştirilememiş.
Sanayi gelişsin diye devlet teşvik de vermiş. İlin çıkartılan sanayi envanterinde 255 adet sanayi yatırımı belirlenmiş. Sayı az değil ama ancak bunun yüzde 65'i ya da başka bir ifade ile sadece 66 adeti çalışıyor. Elbette düşük kapasite ile. Yüzde 8'i kapalı, yatırımı tamamlandığı halde işletmeye açılamıyor. Yüzde 27'si de üçte bir oranında ancak tamamlanabilmiş, ya da yarım kalmış. İşte geçmişi görkemli şehrin sanayisi bu durumda.
Sanayicinin en büyük ihtiyacı ise danışmanlık hizmeti ve sermaye olarak ortaya çıkıyor. Bu duruma geçmiş yıllarda yaşanan terörün büyük etkisi olmuş. Sanayi tesislerinin çalışmaması, işsizlik gibi nedenler de bu büyük sorunu daha da büyütmüş. Sokaklar çocuklarla dolu. 1-16 yaşın nüfusa oranı yüzde 58. Türkiye ortalamasının iki katı. Kent İstanbul'dan sonra sokak ve tinerci çocukların en çok olduğu ikinci şehir.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen Diyarbakır genel bütçeden aldığı payla ayakta duruyor. Kişi başına gelir sıralamasında Türkiye 54'üncüsü. 1.691 dolarlık kişi başına gelirle de 21'incisi sırada yer alıyor.
* Sonuç... "Herkes kendi geleceğinin mimarıdır. İngiliz Atasözü"
Mesajlarınız için:
ayildirim@sabah.com.tr
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|