|
 |
|

ALI POYRAZOGLU
Elektrikler kesikti calisamadim
Yarin okullar aciliyor. Firsat bu firsattir deyip, "Odunc Yasamlar" adli kitabimdan bir bolumle basbasa birakiyorum sizleri...
Hepimiz isteriz ki cocuklarimiz birinci sinif bir okulun birinci sinifindan, birinci sinif bir hocayla baslasin okul hayatina. Boyle sansli cocuklar siniflari kolayca gecer, bir siniftan otekine kolayca atlar, sonunda ipi gogusler ve sinif birincisi olurlar. Daha yukari siniflara gecmenin yolu calismak, ogrenmek, ellerini temiz tutmak, temiz onluk giymek ve sozlude ogretmenin gozune girmektir. Hal ve gidisi iyi olan ogrenciler parklardan ve komsu bahcelerinden cicek yolup ogretmenin kursusune birakmazlar. Harcliklarindan ayirip cicekciden alirlar gulleri, sumbulleri.
Bizler yasamin birinci sinifindayken otoriteyi temsil eden ogretmene yag yakmamiz gerektigini, ona boyun egmemiz gerektigini hemen ogreniriz. Bir an once siniflarimizi gecmeliyiz, acelemiz var. Hep acelemiz olmali. Daha okuldan sonra da gececek bir suru sinif var.
Duzenin istedigi, duzene uygun kafalari yontacak olan, 'okul' adini verdigimiz munasebetsizlik Sumerler tarafindan icat edilmis.
Eski Yunan'da, MO 397 yilinin Nisan ayinin 5. gunu, gunlerden Pazar, saat 09.00'da bir ogretmen cikip sinifin duzenini altust ediyor. Tabii hemen cezasi veriliyor, baldiran zehrini dayiyorlar. Sen sag, ben Sokrates. Olup gidiyor Sokrates Efendi. Okulun duzenini bozmak, toplumun duzenini temelinden sarsmaktir, hatta toplumun temeline dinamit koymaktir...
Peki sucu ne, heykelleri sakalli bu herifin?
Efendim, bu kendini bilmez adam, 'sozlu' denilen sinav bicimini icat etmis.
Ogrencileri topluyor etrafina, basliyorlar carsi pazarda dolasarak ders yapmaya. Adam, ogrencilerle cayir cimen, dere tepe dolasirken bir devrim yapiyor. Ogrencilere soru soruyor, cevaplari dinliyor. Birlikte dusunmeye basliyorlar, ogrencinin zihni aciliyor. Zihin acilinca ne oluyor? 'Dusunen kafalara zararli fikirler ususur, buyukler her seyi bizden daha iyi dusunur' ilkesine ihanet ediliyor.
Resmen gaflet, delalet... Bu yolu acan, ogrencilerini zehirleyen Sokrates Efendi'ye de baldiran zehri, sefin spesiyalitesi olarak muessese tarafindan ikram ediliyor.
Efendim sozu uzatmayayim, sonraki yillarda 32 kisim tekmili birden degisiklikler oluyor dunyada. Ask, ihtiras, kan, sehvet, sanayi toplumu falan derken bol sinifli yasama variliyor.
Gecsen bir turlu gecmesen bir turlu, ama her daim sozlu.
Sozlu dedigin sinav, okulda bir bela, okuldan sonra yine bela... Sozluler surup gidiyor. Amirin, mudurun, patronun sozlu sinavlari... Evde karinin, kaynananin, ev sahibinin sozlu sinavlari... Yasam boyu arkamizdan iten, kulagimiza fisildayan guc, sozlulerde basarili olmamizi, cok calismamizi ve hep sinifi gecmemizi soyluyor. "Butun siniflari gecmek zorundasin", diyor disimdaki ses... Icimdeki ses baska seyler soyluyor. "En onemli ders olan hayat bilgisi, ancak hayat okulunda ogrenilir... Kafana tikistirilmaya calisilan gereksiz bilgileri ezberleme. Okullar hapishane, ogretmenler de gardiyan..." Bozguncu bir ses bu icimizdeki ses... Daha neler soyluyor bir bilseniz...
Dunyayi kavramanin daha baska yollari da olmali.
Benim gormemin engellendigi baska renkler de var, biliyorum.
Duymam istenmeyen sesler de var, biliyorum. Bizi kor ve sagir eden bu cendereden kurtulmak gerek.
Beni, adina bilgi dedikleri seylerle yeniden, istedikleri gibi yeniden imal ediyorlar. Okullar bu yeniden imal sisteminin fabrikalari... Beni istedikleri gibi yeni bastan yaratiyorlar... Cok unlu olmayan bir dusunurun dedikleri takiliyor aklima. Ustat Joel Spring buyurmus ki "Herhangi bir yonetim bicimi mesruiyetini, halkin kendisini tanimasi ve kabul etmesinden alir. Kamuoyunun egitim yoluyla denetlenmesi surekli destek anlamina gelir. Dolayisiyla insan aklinin tam olarak gelismesinin okul duvarlari icinde engellendigi herhangi bir toplumda despotizm ve haksizlik rahatlikla var olmaya devam edebilir."
Allah'tan ustadin bu anlattiklari ulkemiz icin sozkonusu degil!
Sokrates'in basimiza bela ettigi sozlu sinavlar surup gidiyor. Hep birilerinin karsisinda, agzimiz kurumus, ellerimiz sikili, bos bakislarla kekeleyip duruyoruz... "Calistin mi?" "Elektrikler kesikti calisamadim hocam."
Biliyorum beni surekli sinif gecmeye zorlayan, hep arkadan iten bu guc oyalayip oyalayip obur dunyaya gecerken verecek diplomayi. Ve mezar tasima 'Nihayet mezun oldu' yazacaklar. Peki, ne not verirler acaba? Orta, iyi, pekiyi? Hangi dereceyle mezun olacagim?
Hangi dereceyle mezun olacagiz? Hocalar uzaklarda, karatahtalar gecmiste... Ama neden hep karatahtanin onunde gibiyiz? Bu 'yasam boyu karatahtanin onunde gibi olma halini' okulda mi caktilar icimize? Hadi bakalim not verin kendinize. Tarihinizden, cografyanizdan, fiziginizden ve de sosyalinizden memnun musunuz? Insan giderek kendinin ogretmeni oluyor; kendinden ufaklarin da, yasam deneyiminin pisirdigi hocasi. Ne ogretirdiniz onlara? Ne suzdunuz, ne damittiniz yasamdan? Hadi bakalim gecin tahtaya, 'sozlu' yapin kendinize. Sorarlarsa "Calistin mi cocugum, ezberledin mi, belledin mi?" diye... "Hocam elektrikler yaniyordu ve ben inadima calismadim" deyin.
Hic olmazsa bir kere...
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|