|
 |
|

AHMET HAKAN
Ozkok'u yazmak
Bugunlerde biraz duruldu ama bir ara Ertugrul Ozkok'le ilgili yazi yazmaktan cilginca keyif alanlar vardi..
Hic anlamiyordum Hem ozel sohbetlerinizde Ozkok'u snobe edeceksiniz, sacmaladigini soyleyeceksiniz, hatta onun yazilarindan gundelik sohbetleriniz icin mizah unsurlari devsireceksiniz, hem de en ciddi makalelerinizi onun yazilarina cevap yetistirmeye hasredeceksiniz.
Buna bir turlu anlam veremiyor, isin icinden cikamiyordum.
"Meydani bos birakmamak" adina boyle davraniyor olabilirler miydi? Bence hayir! Cunku Turk matbuati 'meydani bos birakmamak' gibi bir misyonu ustlenen biri icin o kadar cok malzeme veriyordu ki, Ozkok'e sira gelmezdi..
"Cevapsiz birakmamak" da ikna edici bir gerekce sayilmazdi. Cunku bu misyonun da tutarlilik kaygisiyla yurutulmesi imkansizdi.
Ozkok'un cok satan bir gazetenin yoneticisi olmasinin yazdiklarinin etki gucunu arttiran bir yonu var, bu yuzden ona cevap yetistirerek toplumu onun yanlis yonlendirmelerinden korumak amaclaniyor olamaz miydi?
Bu ilk bakista akla yatkin bir gerekce gibi gorunuyordu ama her gun onun yazilarina cevap vermek icin cirpinmak o yakinilan etki gucunu daha da arttiran bir rol oynamiyor muydu?
Ben bu sikici akil yurutmelerle meseleye cozum bulamamistim ama Ozkok'e cevap yetistirme konusunda hamaratlik gosteren yazarlarimizin istahi kesilmisti. Durum bir parca normallesmeye baslamisti yani..
Derken.. Bir gun.. Her zamanki gibi gunluk gazete yigininin arasina gomulmus, kose yazilari arasinda aliskin ve dalgin gezerken Ertugrul Ozkok'un "28 Subat" yazisiyla karsilasiverdim. Okuduklarim karsisinda gozlerim fal tasi gibi acildi. Eskiden dedelerimiz ajans dinlerken her cumlenin ardindan yorum yaparlardi ya, ben de okudugum her cumlenin ardindan yorum yapiyordum. Disardan bakan benim cok komik gorundugumu dusunurdu ama umurumda degildi. Kendimi kaptirmistim bir kere. "Bu kadar da olmaz!" diyordum, "Ama soyle bir durum da vardi" diye soyleniyordum..
Sonra kendimi bilgisarayin basina oturmus, siki bir Ertugrul Ozkok elestirisi yazmaya koyulurken yakaladim.. Yakaladim ve aklim basima geldi. "Ne yapiyorsun sen?" diye sordum kendime. Hemen ozelestirimi verdim ve Ozkok'e karsi bir yazi dosenmekten vazgectim..
"Neden boyle oldu?" sorusuna yanit bulmak icin olayin kucuk capta psikolojik analizini de yaptim. Vardigim sonuc su oldu Ozkok'un yazisi dengemi bozmustu. Hani mahkeme salonunda tanik, bir cok dogru bilginin yani sira ustalikla bazi kritik yalanlari sokusturur ve o 'kucuk yalanlar' nedeniyle isi bitmek uzere olan zavalli sanik kendini tutamaz, hakimden firca yemeyi goze alarak "Yalan!" diye bagirir ya.. Iste oyle bir ruh hali..
****
Ey bir ara Ertugrul Ozkok'u elestirmek konusunda taktik, strateji gibi bilumum plana dayali unsuru goz ardi ettiklerini dusundugum sevgili yazar dostlarim!
Basimdan gecen bu olay nedeniyle simdi sizlere haksizlik yaptigimi goruyorum. Bundan boyle yilin 365 gunu Ozkok yazsaniz bile sizi elestirmeyecegim.. Cunku goruyorum ki bu is bilinc isini asiyormus..
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|