|
 |
|

HINCAL ULUC
Fala inanma.. Falsiz kalma..
Paris'e gitmeden once bir pazar yazimda cocukken nasil merak edip falciliga basladigimi anlatmistim.. Annemin kabul gununde komsu kadinlarin falina bakarken babam tarafindan nasil yakalandigimi.. Tum fal kitaplarimin nasil sobaya gittigini..
Yillar sonra Mekteb-i Mulkiye'ye girdigimde kizlari etrafima toplamak icin nasil yeniden falciliga dondugumu.. Ellerini tutabilmek icin bir de nasil kahvenin yanina el falini da koydugumu..
"Devami haftaya" dedim. Olmadi.. Haftaya olmadi, daha sonra Paris'e gittim, iki pazar da oyle gecti olmadi. Dondum, dalga gectim olmadi.. Simdi aklima geldi.. Tam bir ay sonra oldu..
Bakalim nasil oldu?..
****
Kantinde havamiz yayilmis.. "Hincal iyi fal bakar.. Hem kahve, hem el.." Kizin gozlerinin icine derin derin bakabilmek icin bir de "goz fali" icad ettim, inanin. Mulkiye kantinin gozdesi olduk. Masamiz sabahin erken saatlerinden itibaren civil civil.. Bir yandan, Mulkiyeli arkadas pesinde, komsu hukuk kizlari.. Ote yanda, hariciyeci esi olma hayalleri icinde okulu asip gelen kolej guzelleri.. Bizim masamiza ille de ugruyorlar..
Is nasil tuttu, bilemezsiniz.. Tutunca, biz de azdik..
Yeni Gun gazetesinde calisiyoruz, Ahmet'le birlikte.. Hemen her gece yaziislerinden gelen feryadi duyuyoruz odamizdan..
"Yahu nerde yildiz fali.. Niye yazilmadi.. Gazete gene gec kalacak.."
Yildiz fali angarya.. Hergun biri yazacak, ama yazmiyorlar.. Care.. Asagida sayfayi baglayan murettip, birgun evvelki falin yerlerini rastgele degistiriyor, "Herkes kendi falini okur, baskasina bakmaz nasilsa" diyerek. Akrep, Kova'ya kayiyor.. Kova, Aslan'a, falan filan..
Bir gece gene yaziisleri mudurunun cigligini duyunca, simsek cakti. Dogru gazeteyi yoneten M.Ali Agabey'e gittim.. "Yildiz falini artik ben yazmak istiyorum" dedim. M.Ali Agabey bu felaket angaryaya niye gonullu oldugumu anlamadi. Isin icinde bir hinlik oldugunu sezdi, ama, bir sorun cozulecek ya.. "Peki" dedi..
Is kaldi, bizim masaya sik gelen kizlarin burclarini ogrenmeye.. En kolayi o.. Fal konusu acilinca herkes burcunu soyler..
Simdi kizi biliyorum. Burcunu biliyorum. Ondan hoslanan bizim delikanliyi da..
"Esmer, gozluklu, kivircik sacli, 1.75 falan boyunda birisi" diye tam adres verip "Hem de ne mutlu olacaksiniz" diye de gelecegi (!) yazdim mi, deve hendegi atliyor..
Gazete masada.. "Su falima bir bakayim" diye aciyorum.. Sonra "Ayse senin burcun ne" diyorum, bilmez gibi.. Yuksek sesle okuyorum.. Az sonra, bizim esmer, gozluklu, kivircik sacli, 1.78 boyundaki arkadas masaya geliyor.. Tanistiriyorum..
Gerisi bizim arkadasin yetenegine kalmis.. Tabii bizim ertesi gunlerde, duruma gore devam eden fal tavsiyelerimize..
Bunca gayret, bunca caba, bunca tezgah neye yariyor diye merak edeceksiniz.. Yil 1958.. O zaman flort iki matinesine sinemaya goturup elini tutmak.. Ya da Kugulu Park'ta bekciler gormeden (Gorurse hemen kovuyorlar cunku) yanak, dudak arasi dokundurabilmek.. Hepsi o..
Cocukluktaki fal merakim, Mulkiye gunlerimi bayagi keyiflendirmisti..
Amma bir Erdek maceramiz var ki, en ilginci o.. Onu da bir pazar anlatiriz artik. "Haftaya" diyemiyorum..
Yasa Yeni Asir!..
Yeni Asir bir bolge gazetesi.. Izmir agirlikli Ege.. Ama yaptigi isler, Istanbul'un ulusal basininda yok.. Kapkac gibi cig gibi buyuyen ulusal soruna, biz tek tuk, "Gunah benden gitsin" kabilinden yazilarla sozum ona deginirken, onlar gunlerce mansetten surdurerek bir savas actilar ve sonuc da aldilar..
Bir yandan mevcut yasalarin kapkaca agir cezalar vermesinin yollari bulundu, bir yandan da Adalet Bakanligi harekete gecirilerek bu yeni bela icin yeni ve caydirici yasa hazirlanmasi yolunda onemli adimlar atilmasi saglandi.
Yerel medya olarak da gorevlerini yapiyorlar. Konak Pier'in ugradigi haksizliklarla savasta da Yeni Asir bayragi kimselere birakmadi ve gecen hafta sabirla beklenen mujdeyi verdi. Maliye Bakani Kemal Unakitan ve Izmir Valisi Yusuf Ziya Goksu'nun bizzat konuyu ele almalari sonucu, Pier'in onundeki tum engeller kaldirilmis ve son asamaya gelinmisti.
Sadece haber vermek, ya da laf ola beri gele bir iki yorum yazip unutmak degil, bir sorunu ele alip, cozulene kadar savasi surdurmek ancak, gazetenin dorduncu guc olmasini saglar.
Yeni Asir boyundan buyuk isler basararak, "Guc"un Medya Gucu'nun, dorduncu gucun ne oldugunu kanitliyor. Darisi Istanbullu agabeylerin basina..
Osman Gencer ve arkadaslarini yurekten kutlarim.
Tecelli'den Abuzittin'e Mektuplar
Abuzittincigim,
Su Amerikalilar cok tuhaf adamlar. Okudun mu, hani yikilan ikiz binalar var ya.. Iste orada olen ve yaralananlarin aileleri binalarin sahibine tazminat davasi aciyorlarmis.. Nedeni, bina yapilirken, herhangi bi teror olayinda ucagin kacirilip binaya carptirilma riskinin dusunulmedigi! Isin daha da ilginci davayi acanlarin kazanma sansi yuksekmis..
Bildigim kadariyla Dunya Ticaret merkezi yapilirken ucak kazasi, yani ucagin binaya carpma ihtimali de dusunulup ona gore teknikler kullanilmisti.. Diyorlar ki (hasar bakimindan) saatte 400-500 km hizla fuze gibi carpmak baska kaza baska..
Dusun, Allah gostermesin buna benzer bi olay bizde oldu, adamlar da dava acmaya kalktilar.. Hepsini toparlayip dogru Bahcekapi karakolunun en alt katina.. Cevir manyotoyu daya ceryani. Ta ki, "ser guclerle isbirligi yaptiklarini davayi kazandiklarinda parayi teror orgutune yeni eylemler yapmasi icin vereceklerini" itiraf ettirinceye kadar!
Yav, bizde degil ucak carpmasi, ruzgardan curuk bina coker ne sahibine, ne insaati yapana, ne binayi kontrol edene, ne ruhsati verene hic bi sey olmaz.. Yalanciktan bi sorgu sual o kadar!
Iste son depremlerde onbinler oldu..Var mi icerde biri? Zaten, milletce olanlari da unuttuk gitti. Bu Amerikalilar'a da manyatolu telefon lazim.. Lazim degil sart! Neyse, Bahcekapi karakolu diyince aklima geldi, gazetelerdeki haberlere bakilirsa, bazi karakollarda "iskence" devam ediyormus.. Bu isi bilen bi arkadasima sordum, "Eskisi kadar degil, bayagi bi medenilesme var" dedi.. "Mesela ne gibi?" diye usteledim. "Eskiden, sanigi Filistin askisina aldiktan sonra yumurtaliklarini bezle tutup sikarlardi.. Simdi hisir eldiven giyiyorlar!"
Demek ki memlekette guzel seyler de oluyor Abuzittincigim.
Bi guzel sey de paradan "sifir"larin atilmasi. Maliye bakanimizin da agzi kulaklarinda. Sabah hesaplamis "sifir" lar atilinca bi ekmek 20 kurus, bi gazete 30 kurus, bi paket makarna 55 kurus, bi kilo et 10 lira olacakmis.. Emekli memurun maasi da 450 lira. Ay basi emekli biraz et, biraz makarna, az yag, zeytin, peynir, meynir aldi miydi 450'nin 50'si daha ilk gun yok! Ister "sifir"lari at ister atma ne anladim ben bu isten?
Benim esas korktugum o gun gelince "sifir"lar atilsin mi atilmasin mi hukumet muhalefet, gazeteler, TV'ler, sendikacilar mutlaka gene birbirlerine girerler.. Bu hengamede ister misin sasirip "sifir" yerine bastaki "1"i atsinlar. Iste o zaman tam yandik.
Munasip yerlerinden operim Abuzittincigim.
Kardesin Gunes
Pazar Nesesi
Pazar nesemiz Kazim'dan.. Los Angeles'ten ne neselerle gelmisti, sevgili Kazim..
Fikrayi sadece okumayin.. Amerika'da mizaha, sakaya hosgorunun boyutlarina bakin.. Bizim ulkede benzeri fikrayi birakin yazmayi dusunemezsiniz bile..
****
Saddam Huseyin, George W. Bush'a bir mektup yollayip, hayatta oldugunu haber vermek istemis. Mektupta Saddam'in imzasinin uzerinde sadece sunlar yazili imis..
370HSSV 0773H
Bush bunlarin ne oldugunu anlayamamis. Disisleri Bakani Colin Powell'i cagirmis.. O da isin icinden cikamamis. Mektubu CIA'ye gondermeye karar vermisler. CIA'in en muthis sifre uzmanlari da uzun uzun calismis cozememisler. Sonunda Amerika'nin en unlu teknik universitesi MIT'ye yollamislar. Okulun unlu matematik profesoru kagida soyle bir bakmis.. "Belki de Sayin baskan mesaji basasagi okumaliydi"
demis..
(Ingilizce bilenler, bilmeyenlere yardimci olabilirler.)
BIZIM DUVAR
Hukumet memurlarla masaya oturmasina oturuyor ama zamlarin ustune yatiyor.
(Unal Turgut)
NE GUZELDIR
Nefes almak, konusmak, duymak, yurumek, gormek, anlamak...
SEVDIGIM LAFLAR
Aklin tasavvur edebildigi ve inanabildigi gerceklestirebileceginden ibarettir.
Napoleon Hill
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|