|
 |
|

Bursa'ya beyin göçü
Tofaş'ın Endüstriyel Grup Başkanı Margiaria, tam bir Bursa aşığı. İtalyan yönetici, "Burada hem iş, hem deniz, hem de dağ var, insan başka ne ister" diyor ve ekliyor Galiba bir tek eksik İtalya
Bursa'nın en büyük şirketleri sıralamasında başı Tofaş çekiyor. Tam 4 bin 500 kişiye iş imkanı tanıyan Tofaş'ın Endüstriyel Grup Başkanlığı'nı Giorgo Margiaria yürütüyor. Bursalıların Mösyö Mancia diye hitap ettiği, bir yıl içinde şehir ahalisine dahil ettiği bu adam, "2002 Nisan'ında turist olarak tanıdığım bu ülkede artık bir Türk gibi yaşamaya başladım" diye anlatıyor geçen günlerini.
Margiaria, Bursa ile arasında gelişen bu bağın nedeni olarak insanları gösteriyor. "Bir yıldır Bursa'dayım değişik bir tarzda yaşamaya başladım. Ailem İtalya'da yaşıyor. Bense tek başıma yaşıyorum. Çalışmaya başladıktan sonra bir apart otele yerleştim ancak iki ay sonra burada bir evim olsun istedim. Mudanya yolu üzerinde bir ev tuttum ve bu ev kendimi çok daha fazla Bursalı gibi hissetmemi sağladı. Pazar günleri öğleden sonra İstanbul'a gitmem gerekiyor ancak gidiş zamanımı mümkün olduğunca geç saatlere atıp Bursa'da gezmeyi tercih ediyorum" diyor.
TARİHİNE HAYRAN
Görülecek pek çok yer olduğunu anlatan Giorgo Margiaria, hafta sonları arabasıyla Bursa'yı keşfe çıktığını söylüyor. Çok büyük bir endüstri şehri diye tanımladığı Bursa'nın tarihi ve doğal güzellikleriyle bu kadar zengin olmasının kendisi için şans olduğunu anlatıyor.
Cumalıkızık, Uludağ onun en favori mekanları. Çınar, Yeşil Cami ve antikacıları sık sık ziyaret ediyor. Bursa mutfağının özellikle de İskender'in müdavimleri arasına katıldığını anlatıyor. Bu yıl kayak yapamadığını ancak gelecek kış planları arasında kayağın da bulunduğunu söylüyor. "Bu şehirde hem iş hem deniz hem dağ var insan başka ne ister" diyor.
Bursa'da yakın dostluklar kurduğunu ve bu dostların yüzde 98'inin Türk olduğunu anlatıyor. Yabancı kültürün son derece yoğun olmasının yabancılar için uyum sağlamayı kolaylaştırdığını anlatırken, "Bursa'da tek eksik galiba İtalya" diyor.
İŞ POTANSİYELİ ÇOK
Bursa'dakİ gelişmenin başlıca nedenlerinden birinin kalifiye insan gücü olduğunu söylüyor. İşçilerin son derece deneyimli olduklarını anlatıyor. Bu nedenle bir yönetici olarak işinin kolaylaştığını vurguluyor. Dört yıllık Brezilya deneyimi ve İtalya'daki hayatından sonra bu göreve gelirken hiç tereddüt etmediğinin altını çiziyor. İş dünyası açısından Bursa'nın potansiyelinin son derece yüksek olduğunu savunuyor. Pazarın istediği pek çok özelliğin Bursa'da bulunduğu için dünyaya açılmasının çok daha kolay olduğunu söylüyor.
Şu sıralar yeni bir fotoğraf makinesi satın alarak, Bursa fotoğraflarını buradan ayrıldığında sık sık bakmak için biriktirmek istiyor. Fabrikasındaki çalışma odasında bir kısmını kendi çektiği ya da birlikte çektirdiği işçilerle bol bol fotoğrafı bulunuyor. Yalnızca çalışırken değil. İşçileri kılıç kalkan gösterileri yaparken, fabrikada verilen İtalyanca derslerine katılırken, folklor gösterileri yaparken çekilen fotoğraflardan pek çoğunu şimdiden biriktirmeye başlamış. "Ben mutluyum, herkesin çalışanların da mutlu olması gerekli" diyor.
TÜRKLEŞİYORLAR
Yabancı sermayenin Türkiye'deki en gözde mekanlarından olan Bursa, dünyanın her yerinden gelen yüzlerce yönetici ile kabuk değiştiriyor. Fransa, Almanya, İngiltere, Amerika başta olmak üzere Hindistan, Tunus, Ürdün, İsrail, Suudi Arabistan, İtalya, Belçika'dan Bursa'ya olan beyin göçü her geçen gün artıyor. Bu yıl Bursa'da yaşayan Fransız yöneticilerin sayısı 40'a yükseldi. Aileleriyle birlikte Fransızlar 130 kişilik bir grubu oluşturuyorlar. Bu şehre yeni taşınan yabancı yöneticilerin her birinin isimleri milyonlarca dolarlık yabancı ortaklığı ya da Türkiye'de yeni kurulan bir sektörü temsil ediyor. "Hem İstanbul'a yakın hem de İstanbul kadar zor değil" diye açıklıyor çoğu burada yaşamanın avantajlarını. Türkiye'ye alışmak için iyi bir geçiş şehri olduğunu söylüyorlar. Onlar Türkçe öğreniyor; Türk yemeklerini, kendi mutfaklarıyla karıştırıp iki kültürü birbirlerine yakınlaştırıyorlar. Bazıları artık Türkleştiğini söylüyor. Bursa'da onlarla birlikte değişiyor.
Türkülerin sevdalısı Fransızlar
Araç koltukları üreten bir şirketin müdür yardımcısı olan Fransız Yannick LeRoy ve eşi 5 yıldır Bursa'da yaşıyor. Eşi dolma yapıyor kendisi saz çalıyor
Bursa'da iş dünyasının kalbi Bademli'de atıyor. Özellikle yabancı yöneticilerin aileleriyle yaşamak için rağbet ettiği bu semt son yıllarda Bursa'nın en popüler yerleşim merkezlerinden biri oldu.
Türkün Tekstil'in Sahibi Erol Türk, Yeşim Tekstil'in Genel Müdürü Şenol Şankaya, BUSİAD Başkanı Celal Beysel, Uludağ Gazozları'nın Sahibi Mehmet Erbak, Bursaspor Teknik Direktörü Gheorghe Hagi'nin evinin bulunduğu Bademli'de en hareketli villalardan biri hiç şüphesiz LeRoy'larınki.
Avrupa'da üretilen her on araçtan birinin koltuklarını üreten Teknik Malzeme'nin Genel Müdür Yardımcılığı'nı yürüten Yannick LeRoy ve eşi, organize ettikleri yemeklerle pek çok konuk ağırlıyorlar.
LeRoylar Fransa'dan Bursa'ya geleli tam beş yıl olmuş. İki yıl önce görev süreleri bitmesine karşın burayı çok sevdikleri için iki yıl daha kalmaya karar vermişler. Bursalılar'ı, yeni edindikleri Türkçe'leri ile "Kibar, arkadaş canlısı ve iyimser" olarak tanımlıyorlar.
Hayatlarını yine Türkçe "Çok mutluyuz" diye özetliyorlar. Her hafta sonu Türkiye'nin ayrı bir yerini keşfe çıktıklarını bunu bir alışkanlık haline getirdiklerini anlatıyorlar. Trabzon'a kadar tüm Karadeniz sahillerini dolaşmışlar. Anadolu'da; Nemrut, Kapadokya, Erzurum, Erzincan, Urfa, Adana diye saymaya başlıyorlar gittikleri yerleri. Her bölgeden kucak dolusu fotoğrafla döndüklerini ve çok etkilendiklerini söylüyorlar. Türkiye'yi çok sevdiklerini ancak Bursa'nın onlar için "ev" anlamına geldiğinin altını çiziyorlar.
AYRILMAK ZOR OLACAK
Bursa'nın etrafında yaptıkları turistik gezileri sık sık tekrarlamak onlar için hobi olmuş. Pazarda dolaşmayı, eski sokaklar arasında tur atmayı sevdiklerini anlatıyorlar. Yannick LeRoy buradaki günlerinde, müzisyenliğine saz ustalığını da eklemiş. Klasik CD'leri arasında artık türkü kasetleri de bulunuyor. Yalnızca müzik dolapları değil, evlerindeki dekorasyonda Fransız-Türk çizgilerinden oluşuyor. Aynen onların hayatı gibi. Klasik Fransız yemek odasının hemen yanında şark köşesi bulunuyor. Madam LeRoy ise Türk mutfağına merak sarmış. Domates ve biber dolması bugünlerde en popüler yemekleri. "Başka ülkede olsak bu kadar rahat iletişim kuramayabilirdik. Ancak Türkler'den de pek çok arkadaş edindik. Ayrılma zamanımız gelince zor olacak" diyorlar.
YARIN
* Tunus'tan geldi. Renault'da müdürlüğe yükseldi. Bursa'da aile kurdu. Oğlu üç dil birden konuşuyor.
* Ürdün asıllı Zuhayır Bibi tohumculuğun babası sayılıyor. Tüm dünyayı dolaştı Bursa'ya yerleşmeye karar verdi.
Esra TÜZÜN
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|