|
 |
|

Elimizdeki, iki tarafı keskin bıçak
TÜSİAD'ın Berlin Temsilciliği'ni emanet ettiği Mehpare Bozyiğit, Alman iş dünyasının, AB yolundaki Türkiye'ye mesajını iletti Türkiye kendisini Kopenhag Kriterleri'ne konsantre etsin. Hiç yan veya çıkmaz sokaklara sapmaya gerek yok!
Bülent Eczacıbaşı, TÜSİAD, Berlin temsilciliğini açtığı gün, mükemmel Türkçe ve Almanca konuşan bir Türk kızının yaptığı sunumdan bahsetmişti. "Böylesini görmedim. Hep bir lisanı daha iyi konuşanlara rastladım ama iki lisanı da kusursuz konuşana rastlamamıştım. Dediler ki, Almanya'da böyle iyi eğitimli ve iki dili de iyi konuşan Türkler'den çok var."
En fazla Türk'ün yaşadığı ülke olduğundan Almanya, Türkiye'nin AB yolundaki mücadelesinde büyük önem taşıyor. Bu ülkede yapılacak lobinin öneminin farkında olan TÜSİAD da sonunda temsilcilik açtı. Derneğin AB'nin kalbi Brüksel'de ve Washington'da temsilcilikleri vardı. Ama yurtdışındaki lobi önemli olunca Berlin'e de bir temsilcilik açmak şart olmuştu. İşte Bülent Eczacıbaşı'nın açılışta tanıştığı ve övgüyle söz ettiği Türkler'den birisini de dernek Berlin temsilcisi yaptı. Mehpare Bozyiğit.
Mehpare Bozyiğit, Almanya'daki ikinci kuşak Türkler'den değil. Ankara Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra 22 yaşında Almanya'ya giden ve Hamburg Üniversitesi'nde master, arkasından da doktora yapan ve bu ülkede kalan yüzlerce başarılı Türk'ten biri. Bozyiğit, uzun yıllar Almanya, Amerika ve Japonya'da gazetecilik yaptıktan sonra Almanya'ya yerleşmiş, Hamburg'da yaşamaya başlamış. Ta ki, TÜSİAD'dan Almanya temsilciliği teklifini alana kadar. Şimdi Berlin'de oturuyor ve Türkiye'nin lobisi için hem Alman hükümet yetkilileriyle, hem de Alman iş dünyasıyla yeni ilişkiler kurmak için sık bir ajanda hazırlıyor...
* TÜSİAD'ın yurtdışında, Brüksel ve Washington'da temsilcilikleri var. Almanya, yoğun olarak Türkler'in yaşadığı bir ülke olduğundan çok daha dikkat çekiyor. Bu ofisin özellikle misyonu ne olacak?
TÜSİAD'ın çalışmalarını, AB'ye üyelik sürecinde Türkiye'deki siyasi, ekonomik ve sosyal alanlarda ortaya çıkan gelişmeleri ve derneğin bu konudaki görüşlerini Almanya'da tüm kamu ve özel sektör alanlarında tanıtmaya çalışacağım. Alman kamuoyuna sesimizi daha iyi duyurabilmek için konferans ve seminer düzenleyeceğiz.
HAK KANUNLA İSTENİYOR
* Almanya'daki Türkler'in lobi yapmakta ya da diyalog kurmakta sorun yaşadığını düşünüyor muydunuz?
Eğer lobicilik için gerekli altyapı kurulursa, bu konuda herhangi bir zorluğun olabileceğine inanmıyorum. Şu son on beş yıl içinde bu tür altyapıların kurulmasına başlandı ve artık haklar kanunsal yollarla isteniyor, bir hibe olarak değil. Almanya demokratik bir toplum ve bu demokraside bireysellik çok önemli. Kişiler kendi ilgi alanları doğrultusunda, toplumu yönlendirmeye çalışıyor. Bunu da her zaman, örgütlü bir sivil toplum kuruluşu içinde yapıyorlar. Bu bireysellik, Almanya'daki eyaletler sisteminde de, devletçilikte yerellik, yetkinin yerel yönetimlere devredilmesi; yerel yönetimlerin federal yönetimden bağımsız olarak kendi politikalarını oluşturmalarının en akılcı şekli ile karşımıza çıkıyor. Sonuç ise çok sesli bir toplumdur.
Türkler, Almanya'daki bu çok sesliliğe uyum sağlamaya çalışıyorlar. Birbirleriyle yan yana yaşayan ve belirli konularda işbirliğine girebilen farklı gruplar, örgütlü sivil toplumun bir parçası olmaya çalışıyor. Bunu kendileri dışındakilere de yaşam hakkı tanıyarak yapma demokratik olgunluğuna zamanla kavuşacaklar.
* Almanya'da TÜSİAD'ın muadili olan kuruluşla temasa geçtiniz mi?
Almanya'da TÜSİAD'ın muadil kuruluşu Alman Sanayicileri Federasyonu (BDI). BDI içinde büyük endüstri ve özel sektörün organize edildiği 37 tane çatı örgütü var. TÜSİAD'ın Berlin Ofisi açılmadan önce de TÜSİAD ile BDI arasında çok iyi bir ilişki vardı. Ve bu iki kuruluş, uluslararası platformlarda birçok işi birlikte yapmışlar, birçok iyi gelişmeye birlikte imza atmışlardı. Ben de bu geleneğe bağlı kalarak aynı çalışmaları sürdürüyorum.
AB İÇİN DESTEK VAR
* AB'de UNICE, Türkiye'nin AB'ye girmesini temelden destekliyor. Siz aynı desteği, Almanya'daki kuruluştan da göreceğinizi tahmin ediyor musunuz?
Almanya'daki kuruluşlar bizi destekliyor. BDI, daha önceki dönemlerde olduğu gibi şimdi de, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliğinin arkasında duruyor.
* Almanya'daki Türk gücü hakkında ne söylerdiniz? Bizim büyük kozumuz mu sizce?
Eğer iyi örgütlenebilinirse, etkili olabileceğimize inanıyorum. Çok görece bir olgu olduğu için büyük kozumuz diyebilmek güç.
* Peki Almanya'daki büyük yabancı şirketlerin bakış açısı hakkında bilginiz var mı?
Büyük şirketler de, şu anda BDI'ın düşündüğünden farklı düşünmüyor. Yani, Türkiye Kopenhag Kriterleri'nin gereklerini yerine getirmeli ve Avrupa Birliği'ne üye olmalı. İki tarafı keskin bir bıçağı elimizde tutuyoruz. Ancak, diğer ülkeler gibi, sorumluluklarımızı yerine getirdikten sonra belirli haklara sahip olabileceğiz. Tek taraflı bir verme veya alma mümkün değil. Kuruluşumuz nedeniyle çok sayıda büyük şirketin temsilcileri ile ilişkimiz oldu. En önemlilerini 2 Eylül'de Adlon Oteli'ndeki törende ağırladık. Bütün hepsi aynı şeyi söylüyor. "Türkiye kendisini Kopenhag Kriterleri'ne konsantre etsin. Düşünce ve ruh hali olarak hiç yan sokaklara veya çıkmaz sokaklara sapmaya gerek yok." "Bütün bunları yapıyoruz ya almazlarsa? Veya Türkiye Müslüman olduğu için dışlanıyor mu?" gibi düşünceler, Türkiye'nin pozitif enerjisini tüketir. Sorumluluklar yerine getirilir ve sonuna kadar savaşılır, haklar da alınır.
Unutmayalım bilgi kuvvettir
* Sizce bu ofis, bu sorunları ortadan kaldıracak, bir köprü görevi görebilecek mi?
TÜSİAD Berlin Ofisi, Türkiye ile Almanya arasında kuşkusuz bir köprü olacak. Bence sadece TÜSİAD değil, farklı sivil toplum örgütleri ve kamu kuruluşları da diplomatik temsilcilikler dışında, Türkiye için önemli ülkelerde temsilcilikler kurmalı. Bu işi ekonominin tüm büyük devleri ve Avrupa Birliği'ne üye ülkeler çok iyi yapıyor. Yaklaşık kırk yıldır, dünyanın birçok ülkesinde, Almanya'nın ticaret odaları, vakıf temsilcilikleri ve medya temsilcilikleri var. Farklı kanallar üzerinde, Almanya'ya ilk elden akan bilgilerle, Alman halkı, tüccarı, bilim adamı, politikacısı bireysel veya toplumsal olarak bu ülkelerle ilgili stratejisini kurar, ya yatırımını yapar veya geri çeker. "Bilgi kuvvettir", yanlış anlaşmaları ve bilgi eksikliklerini ortadan kaldıracak, teke tek ilişkilerle önyargıların yıkılmasına, toplumlararası düşmanlıkların ortaya çıkmasına engel olacak ve o ülkelerde yaşayan; günlük yaşam, politika ve kaygıların, ekonomik zorlukların bir parçası haline gelmiş temsilcilikler, tüm bu arka plan bilgilerini özümseyerek kendi ülkelerine aktarabilirlerse, bu köprü görevi yerine getirilmiş olur.
Şellale KADAK
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|