|
 |
|

AHMET HAKAN
4 kadınla evlilik
80'lerde "İslami kesim çok okuyor yahu!" konusu gündemdeydi.. 90'larda "Söyleyin bakalım iktidara geldiğinizde bizi kesecek misiniz" dönemi başladı.. 2000'leri ise herkes biliyor, başat konumuz "Birada pişirilmiş kalamar caiz midir?"
"4 kadınla evlilik" konusu, 70'lerde kalmıştır.. Demodedir yani..
70'lerde hafiften dindarlık alametleri gösteren biri, hemen çapraza alınır, hem "garanti mat ederiz" havasıyla, hem de eğlenceli bir mevzu yakalamanın verdiği iştahla sorguya çekilirdi "Sen şimdi eş sayısını da artırırsın. Nasıl olsa senin için dörde kadar yolu var." Yeni dindarımız, mahcup bir şekilde hemen gardını alır ve bu konuda öğrendiği savunmayı devreye sokardı "İslam'da 4 kadınla evlenmek, emir değil ruhsattır!"
Sonraları "emir değil ruhsat" açıklamasının, alaycı yaklaşımları püskürtmekte etkili olmadığı düşünülmüş olacak ki, farklı bir izah geliştirildi. Dendi ki "Bu işin şartları var." Ve şartlar sıralanırken en başa mevcut eşin rızası maddesi kondu. Yani "Birinci eş razı değilse evlenme dinen caiz olmaz" fetvası ortaya çıktı.. Bu izahın etkili olacağına herkes inandı Nasıl olsa hiçbir kadın ikinci eşe razı olmazdı..
"Üç eşli, pala bıyıklı Bekir Ağa"nın sergilendiği grotesk televizyon programlarını saymazsak, bu konu gündemden düşmüştü..
****
Hepimizin "4 kadınla evlilik" konusunu unuttuğumuz bir dönemde, bir Alman yetkili, Başbakan Erdoğan'a sorduğu bir soruyla, olayı yeniden gündeme, hani nasıl derler, "bomba gibi düşürdü.."
Acaba o Alman yetkili, soruyu sorarken dudaklarına ironik bir kıvrım yerleştirdi mi, yoksa saf bir öğrenme merakının lüzumsuz gayretkeşliği içinde miydi? Bunu bilemiyorum, çünkü haberi gazeteden okudum..
Soru şu "İslam ülkelerinde 4 kadınla evlenilebiliyor. Bu da Kur'an'da var mı? Mecburi mi?" Sorunun en sonundaki "mecburi mi?" vurgusu, eminim Tayyip Erdoğan'ı ta imam-hatip günlerine götürmüş ve bu konuda "geliştirilen" tüm izah biçimlerini aklına getirmiştir.. Eminim böyle olmuştur, çünkü Erdoğan, soruyu duyduktan sonra "Ben bu soruyu bizzat cevaplayacağım" demiş ve başlamış anlatmaya. İzah, 70'lerde geliştirilen klasik izah Emir değil ruhsat, ruhsat da şartlara bağlı, şartlardan biri eşin rızası vs.
Bu cevap, bir kadın Alman milletvekilini tatmin etmemiş, kadın milletvekili toplantıyı terk etmeye kalkmış ama araya giren erkek milletvekilleri işi şakaya vurup ortamı yumuşatmışlar. Bu da işin "eğlence" kısmı olsa gerek.
****
Tayyip Erdoğan'ın iyi mi, kötü mü yaptığına bir türlü karar veremediğim bir huyu var. Bazen girmemesi gereken konulara hızla giriyor. Mesela Fenerbahçe yanlısı bir futbol analizi yapıyor, Alevilik gibi netameli bir alana girmekten çekinmiyor.
4 kadınla evlenme konusunda da 'atılımcı' yönünü ortaya koydu "Bu soruyu bana niye soruyorsunuz? Ben din alimi değilim" demek yerine 'bizzat' cevaplamayı tercih etti..
Yıllarca Demirel, Ecevit, Yılmaz, Erbakan gibi 'aşırı temkinli' siyasetçilerle haşır neşir olmuş bizler, 'siyasetçi riskli alanlara girmez' önyargısına sahibiz.
Erdoğan, bu konuda da ezber bozuyor.
Belki de onun yaptığı doğrudur.. Avrupa'nın orta yerinde kuşku bulutlarını dağıtmak için belki de lafı hiç eğip bükmeden açıkça ne düşündüğünü söylemek gerekiyordur. Belki de Erdoğan'ı 'ilgi çekici' kılan bu özelliğidir.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|