|
 |
|

MEHMET BARLAS
Her şeye alışmak, bizi perişan etmiyor mu?
Yıllardır İngiltere'de yaşayan bir dost, İstanbul'da her kavşak inşaatına, aynı anda kazma vurulmasını eleştiriyordu.
Kulak kabarttım.
Şunları duydum.
- Galiba biz Türkler, bunca yıllık deneyimlerin ertesinde, hergün yeniden her şeyi öğrenmenin çaresizliğine tutkun olduk.
Sonra Barbaros Bulvarı ile Posta Caddesi kavşağına değinerek, söylediklerini somutlaştırdı.
- Böylesine yoğun trafiğin aktığı bir ana arteri inşaatla tıkayıp tek şeride indirmek, kayıp zamanlar ve harcanan yakıtlar yüzünden, çok ağır maliyetler getirir. Bu inşaata karar verenler, bir çelik konstrüksiyon "fly-over" ile, trafiği inşaatın üzerinden geçirebilirlerdi.
Konuşan kişi, kavşak inşaatına ilişkin eleştirilerini de seslendirdi
- Sürekli o yoldan geçiyorum. Çok ilkel ve yavaş bir süreç yaşanıyor. Böyle bir inşaatın demir kafesleri önceden hazırlanır. Bir ya da iki toprak kazıcı ile, bu kadar büyük bir işe girişilmez. İnşaattan önce trafiğin akışı sayısal değerlerle ölçülür ve alternatif yollar gösterilir. Böyle geniş kitleleri ilgilendiren bir inşaatın maliyeti de, tamamlanma süresi de, kamuoyunca bilinir.
İngiltere'de yaşayan bu Türk'ün, İstanbul Belediyesi'ni eleştirmesini dinlerken, ben de kendimi düşündüm.
Dünyada görmediğim ülke ve gezmediğim büyük kent kalmadı.
Yangçe Nehri'nin ağzından Çin Okyanusu'na, Nil'in ağzından Akdeniz'e, Missisipi'den Atlantik'e bakabildim.
Bejing'i de, Moskova'yı da, Londra'yı, Paris'i, Madrid'i veya Harare'yi de, Yeni Delhi, Manila veya Buenos Aires kadar yakından tanıdım.
İyi nedir, kötü nedir biliyorum.
Doğru olanın ürünlerini de, kötünün sonuçlarını da gördüm, yaşadım.
Ama kendi ülkem Türkiye'deki yanlışlıklar ve ilkellikler, beni nedense rahatsız etmiyor.
Türkiye'de yaşamak demek, göz göre göre, yanlışlıklara alışmak da demek galiba.
Bir kentin belediyesi, hiç hesap kitap yapmadan, aynı anda bütün kavşakları geçilemez hale getirdiği zaman, hepimiz kuzu kuzu, saatlerce trafikte tıkanmayı doğal buluyoruz.
Veya hep yakınırız Boğaz'ın ve Marmara'nın kirletilmesinden.
Helikopterle havadan bakın bu sulara.
Hangi kıyıların hangi noktalarından denizlere lağımların akıtıldığını görürsünüz.
Güzelim İstanbul'un bazı semtlerinden, burnunuzu tıkamadan geçemezsiniz.
Yarım yüzyıla yakın zamandır bu kepazelik yaşanır ve gereken yapılamaz.
Sorarsınız, "Para yok biyolojik arıtma için" denilir.
İstinye'ye inen Maslak bayırına kaldırım taşı döşemeye kaynak bulunur, ama biyolojik arıtmaya para bulunmaz.
Eğer Türkiye'de yaşıyorsanız, bunlar size doğal gelir.
Yerel seçime bir yıl kala, bütün kavşaklarda aynı anda inşaat yapılması da, doğal gelir size.
Eğer İngiltere'de yaşıyorsanız, bunu eleştirirsiniz.
Sonra İstanbul'a yerleşirseniz, alışırsınız her şeye.
Bu alışkanlıklar, beni yormaya başladı..
ŞAKA
Evlilik mi, sevgililik mi?
Kocaeli'nde yetkisiz iki muhtar tarafından kıyılan 102 nikah, keenlemyekün sayılmış.
Yani evli yaşayan 102 çift, karı-koca değil, sevgili olduklarını öğrenmişler.
Eğer 3 Kasım seçimleri iptal edilirse, "AK Parti" ile "İktidar" beraberliği de, galiba, evlilik dışı bir aşk ilişkisine dönüşecek.
MEHMET CORAL
"Işıkla Yazılsın Sonsuza Adım"
Mehmet Coral'ın "Işıkla Yazılsın Sonsuza Adım" romanını okudum.
Şimdiye kadar nasıl bu yazarın diğer kitaplarını okumamışım (Bizans'ta Kayıp Zaman, Konstantiniye'nin Yitik Günceleri, Sonsuz Meltem) diye kendime kızdım.
Mehmet Coral, "Işıkla Yazılsın Sonsuza Adım" da, Mimar Sinan'ın yaşamını ve yapıtlarını ana tema olarak işlemiş.
Bir de, günümüzde yaşayan ve Sinan'a tutulan, Bulut var romanda.
Mimar Sinan, zaten çağının en bilge kişisi. Okumadığı kitap kalmamış o çağda. Bir de, Kanuni dönemini, içinden yaşamış.
Sinan kendi hayatını anlatırken, devşirmelikten Keyhüsrev'in öğütlerine, "Altın Kesit"ten, Mihrimah Sultan'a ve şehzadelerin katline kadar her şeyi, nefes nefese yaşıyorsunuz.
Bulut ise, bu çağa damgasını vurmuş ne varsa okumuş bir bilge kişi.
Camus da, Kafka da, caz müziği de, İstanbul da, tutkuları arasında. Şiddetle tavsiye ediyorum, Mehmet Coral'ın "Işıkla Yazılsın Sonsuza Adım"ını.
Refik Halit Karay'ın "2000 Yılın Sevgilisi"ni, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın "Huzur"unu okurken aldığım lezzeti tattım.
Mehmet Coral, 1947 İzmir doğumluymuş. Hollanda'da ekonomi masteri yapmış. Kitapları çeşitli dillere çevrilmiş.
Favorilerim olan Ahmet Ümit ve Reha, Çamuroğlu'nun isimlerinin yanına, Mehmet Coral'ı da ekledim.
Mesajlarınız için:
mbarlas@sabah.com.tr
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|