kapat
09.09.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

GREENCARD

ALİ KIRCA


Daha yolun başında!

(Bu yazıyı yalnızca Galatasaraylılar okuyabilir!)

O gün unutulmaz...

TRT'de Haber Dairesi Başkanlığı odası...

İçerdekilerin hemen hepsi heyecandan titriyor...

Galatasaray ilk maçta Neuchatel'e 3-0 yenilmiş...

Rövanşı ancak Galatasaraylılık ruhu alabilir...

Ve odada buna inananlar var yalnızca...

TRT'yle Galatasaray arasında naklen yayın konusunda anlaşma sağlanamadığı için maç televizyondan verilemiyor...

Koskoca Türkiye'de "tarihi maç" yalnızca benim odamdaki televizyondan izlenebiliyor...

Konuklarım kimler mi?

İflah olmaz taraftarlardan kıdemli siyasetçi Sümer Oral, dönemin Federasyon Başkanı Halim Çorbalı, Ankara Emniyet Müdürü Mehmet Ağar, birkaç Galatasaraylı spor yazarı ve...

Ve Ankaragücü'nün Teknik Direktörü...

Bir... İki... Üç... Dört... ve inanılması güç ama beş...

Goller geldikçe odadakiler havaya sıçrıyor.

Galiba dördüncü golden sonra, Ağar'ın belindeki tabanca da kılıfından fırlıyor sevinç çığlıkları ve kucaklaşmalar arasında...

Beşinci golden sonra ben de en yakınımdaki Ankaragücü Teknik Direktörüyle kucaklaşıyorum...

Ve bu benim Fatih Terim'le ilk kucaklaşmam oluyor...

****

Yalnızca ilk tanışma, ilk kucaklaşma değil; bir başka takımın başındayken de, o genç adamın içinde hiç sönmeyen Galatasaray ateşini de ilk fark etmem oluyor...

Takımın başında onun devrinden bir başka "hırs adamı"nın, -Denizli'nin- bu başarıyı yakalamış olmasının sanılan aksine en ufak bir komplekse yol açmadığına da, çıplak gözle tanıklık ediyorum...

O gün, biz daha bilmiyoruz ama...

"O" biliyor, bir gün çıtayı yukarı, daha yukarı, en yukarı çıkaranın kendisi olacağını...

Bize de öğretiyor...

Yaşayarak ve yaşatarak...

****

Başka hayat dersleriyle birlikte...

İşin başındaki en küçük bir yenilgide yıkılmamak gerektiğini ve her yenilgiden sonra daha büyük bir güçle ayağa kalkılacağını... Kendi hayatımızın öğrettiği dersler yetmemiş demek ki!

(Bir gün yazmasaydık içimizde ukde kalırdı... Farz edin ki bir günah çıkartma yazısıdır bu satırlar... Galatasaray'daki ilk yılında, Ali Sami Yen'de ezeli rakibimiz Fenerbahçe'ye 4-0 yenilince, biz de ver yansın ediyoruz Sabah'ın spor sayfasından... Yoğun bir kederle elbette...

Ancak, o bu kadar acımasız eleştirinin, kendi sahasındaki 4-0'lık yenilginin ve tam dokuz puanlık farkın altından kalkarak, Galatasaray'ı şampiyonluğa taşıyor daha ilk yılında...)

Evet... Biz de öğreniyoruz ve Bursa'daki bir yenilginin ardından yazdığımız yazıya "Yaşasın Mağlubiyet" başlığını atıyoruz.... O mağlubiyetin Galatasaray'ı şampiyonluğa taşıyacağına inandığımızı söylüyoruz... Öyle de oluyor... Çünkü, artık "o"nu tanıyoruz...

(Kendi sahasındaki 5-0'lık Chelsea yenilgisi de, Türk futbol tarihindeki en büyük başarının yolculuğuna çıkıldığı gün olmuyor mu?)

Tarih de öyle yazmıyor mu?

"Yalnızca kahramanlardır ki, yenilgileri zaferlere çevirmesini bilirler!"

****

Fiorentina, Milan... Yani "Beş dakika ara" ve dönüş...

Milan'dan gönderildiğini söyleyenler var hala... Ancak, sizin de gönderilmeniz için önce çağrılmanız gerekir... Hele önce bir çağrılın da... Hele önce çağrılsınlar da... (Avrupa Birliği'ne mesela!..)

Döndü... Çünkü "zirve" yolculuğu bitmemişti daha...

Çünkü "Hedefimiz Avrupa'da final oynamak" diyenlere, "Finale kadar gelmişsin, şu kupayı da alıversene be adam!" diyen adamdır da o...

Daha döndüğü ilk yıl yine şampiyondu ya!.. Geçen yılki defterleri açmayalım şimdi... (Smokinimizi giyip rakibimizi İnönü'de kutladık işte...) Şampiyonluğun, Terim'in hatalarından değil, son haftalardaki iki Adana, iki Gençler maçındaki tartışılmaz- hakem hatalarından kayıp gittiğini biz biliyoruz... Bunu bilmemiz, şampiyonun adını değiştirmez, ama Terim'in geçen yılın da en büyüğü olduğunu kendi tarihimizin beyaz sayfalarına kaydeder işte...

Bir de şu var

Nedense sevmiyorlar onu öteki takımlarımızın taraftarları, biliyorum... Sevmiyorsanız ve sevinmeseydiniz, onun dört yılda kurduğu takımın tam dokuz oyuncusuyla kazanılan dünya üçüncülüğüne de!

* * *

Bu yazı "taraflı" bir yazı oldu, biliyorum, ama bağışlayın... Hem ben daha başında uyarmıştım "Refiklerimiz okumasın!" diye...

(Doğum günleri de "tarafsız" kutlanılmaz ki!)

Elli yaşını devirmiş, dizginlenemez heyecanların adamı... Sanmayın ki "eleğin asıldığı" bir "hazan" yaşındadır...

Kendi menzili ve zirvesi için henüz yolun başındadır...

Biline...

Virgül...


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır