kapat
09.09.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

GREENCARD

Bu duvar Filistinliler'i yaşamdan koparıyor

Berlin Duvarı tarihe karışırken, Ortadoğu'da yeni bir duvar örülüyor. İsraililer, bu duvarı 'rahat nefes almanın' yolu olarak görürken; işyerleri, okulları duvarın ardında kalan Filistinliler ise kara kara düşünüyor

Bir zamanlar sahip olduğu topraklar üzerinde mülteci durumuna düşen Filistin halkı, tepkisini "intifada" ile ifade etti. Direniş önce taş atışları ile başladı, Lübnan'a kadar uzayıp Golan Tepeleri'nde silahlı mücadeleye dönüştü.

O dönemde Türkiye'den de gerilla savaşına destek vermek için gidip de gelmeyenler oldu. Bunu, intifada hareketinin en radikal ucununun "intihar eylemleri" izledi.

İsrail ise intihar saldırılarına karşı çözümü, iki ülke arasındaki görünmeyen sınır "yeşil hat"a asker yerleştirmekte buldu. Ancak intihar eylemcilerinin "İsrail askerini aşamazsam dağları aşarım" mantığı, bugün İsrail'i "iki ülke arasına duvar çekme" noktasına getirmiş.

İsrail'in, Kadisiye'den başlayarak örmeyi sürdürdüğü duvar, "Filistinliler'in yaşamının tam ortasından" geçiyor. İşyeri, okulu, akrabaları duvarın öteki tarafında kalacak olan Filistinliler kara kara ne yapacaklarını düşünüyor.

İsrail halkı ise Berlin Duvarı tarihe karışırken, Ortadoğu'da ördüğü yeni duvarı, rahat nefes almanın yöntemi olarak görüyor.

İKİ KAT FİYAT İSTERİM
Duvar inşaatı yavaş yavaş ilerlerken yeşil hattın iki tarafında da acılar bitmiş değil. Batı Şeria'da, yeşil hattın ardındaki yaşamı görmek için Betlehem'e gittiğimde, taksi şoförünün şu sözleri gerçeği anlatmaya yetiyordu

"Seni hayatımı tehlikeye atarak, Batı Şeria'nın kıyısına kadar getirdim. Taksimetrede yazan fiyatın iki katını isterim..."

Taksiden inince bütün gerçek de gün gibi önümde duruyordu. "Yeşil hattın ötesine geçme" umuduyla bekleyen onlarca Filistinli, İsrail askerlerine derdini anlatmaya çalışıyordu. Çünkü Betlehem'de yaşayan Filistinliler, şehir dışına çıkmak için İsrail Askeri İrtibat Ofisi'nden izin almak zorunda.

İzinler günlük veya saatlik olarak veriliyor.

SUÇLU İSRAİLLİ İSE...
Betlehem içinde son iki yıldır olay çıkmaması nedeniyle İsrail, şehir içi güvenliğini Arap polislere bırakmış.

Polis memuru Mahir Amria, çalışma koşullarını anlatırken, suçlu bile olsa bir İsrailli'nin ayrıcalığını şu sözlerle dile getirdi

"Eğer Betlehem'de bir Arap ile İsrailli kavga ederse, İsrailli'yi yalnızca yakalama hakkım var. Onu anında, kendi makamlarına teslim etmek zorundayım..."

Kontrol noktasının önünde bir yakınını bekleyen Ali ise yaşadığı topraktan dışarı çıkmamakta kararlı. Zaten 2 yıldır da Betlehem'den dışarı bir adım bile atmamış. "Aslında izin alsam çıkabilirim" dedi ve ekledi

"İsrail gücün kendisinde olduğunu göstermek istiyor. Ben bu oyuna alet olmayacağım. Buradan çıkmak için onlardan izin istemeyeceğim..."

22 yaşındaki Muhammed Ramed, üniversiteyi Ürdün'de okuma kararında. Nedeni ise duvar... Her gün duvarı geçerek, Ramallah'taki üniversiteye gitmeye kalksa, okula uğramaya dahi zamanı kalmayacağını belirtiyor.

DUVARI DESTEKLEYENLER
Hebron'un Te Kua kasabası, İsrail'in en tehlikeli bölgelerinden... Çünkü Filistin Mahallesi ile komşu...

Set Medler'in oğlu Kobi, Filistinli saldırganlar tarafından öldürüldüğünde henüz 13 yaşındaymış. Okul çıkışı arkadaşı ile oynamaya gittiği Arap Mahallesi'ndeki kanyondan bir daha geri dönememiş. Set, o günü şöyle anlattı

"Kobi, akşam gecikince meraklanıp polise haber verdik. Acı haberi ise ertesi gün sabah 08.00'de kapımızı çalan polis verdi. 6 Filistinli oğlumu kaya ile paramparça etmiş. Öyle ki polis Kobi'yi tanımlayabilmek için doktor çağırmak zorunda kaldık."

Set, "Başka Kobi'ler olmaması için" iki ülke arasında duvar çekilmesini sonuna kadar destekliyor. "Çünkü" diyor, "Teröristler elbette kontrol noktasından geçmez. Birkaç yüz metreyi aşmayan İsrail dağlarından geçip saldırı düzenliyorlar. Filistin yönetimi, halkına barışı öğrettiğinde belki bu duvara da ihtiyaç kalmaz. Ama şu anda duvar tek çözüm..."

Mülteciler bir odada içiçe yaşıyor
Dar sokaklarda ilerleyip, 1949 yılından bu yana faaliyet gösteren Dhiesheh Mülteci Kampı'na vardım. Çöplerin etrafa yaydığı kokudan sokaklarda yürümek olanaksız...

Kampın hemen girişinde karşılaştığım 19 yaşındaki Mutasım İsa, tek göz bir odada 8 erkek ve 4 kız kardeşi ile birlikte yaşadığını anlattı. Kampa ilk taşındıkları yıllarda aynı odada 12 kişinin daha yaşadığını anlatan İsa, "Burası öyle dar ki camı açıp başını uzatsan karşı dairenin içindesin. Daha geniş topraklara yayılamadığımız için aramıza yeni birisi katılınca, apartmanların üzerine katlar çıkmaya başladık" dedi.

Kampın sokaklarında ilerlerken, 7 yaşının üzerindeki bütün çocukların iyi derecede İngilizce biliyor olması dikkatimi çekti. Beni öğretmenlerine götürdüler.

Kampın "gönüllü İngilizce öğretmeni" Fatma Mahhup ile sohbet ederken, söz intihar eylemcilerine geldi. Fatma, "Hiçbir anne evladını intihar eylemcisi olması yönünde teşvik etmez. Bu çocuklarımızın kendi tercihi. Ben belki oğluma 'yapma' diyeceğim ama arkadaşları çocuğumun hayatını etkilemeyecek mi?" dedi.

Fatma beni 16 yaşında "intihar eylemcisi" olmayı tercih eden eski öğrencisi Eyad Abbas'ın ailesi ile tanıştırdı. Abbas'ların evinin her köşesi Eyad'ın fotoğrafları ile çevriliydi. Anne Halime, duygularını anlattı "Üzgün değilim, gururluyum. Eyad'ı bunu yapmaya Sharon'un şiddeti zorladı" diye devam eden Halime, "Çocuklarımızın kendilerini koruyacakları tek silahları yine kendi vücutları. Diğer çocuklarım Eyad'ın eylemini tekrarlamakta özgürler. İşgal sürdüğü sürece Eyad'lar da sürecektir" dedi.

YARIN
* Kimler kendini 'dindarlar' olarak tanımlıyor?

* Mavi Filistinliler kimdir?


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır