kapat
07.09.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMI
limasollu
TURKIYE
DUNYA
POLITIKA
SPOR
MEDYA
SERI ILANLAR
METEO
TRAFIK
SANS&OYUN
ACIL TEL

GREENCARD

HINCAL ULUC


Asansor uzerine Pazar cesitlemeleri..

Asagi inis dugmesine basmis, asansor bekliyorum, tek basima.. Koridorun otesinden biri daha geliyor.. Dugmeye yaklasiyor.. Yanan isiktan basili oldugunu anliyor, ama parmagini uzatip bir daha basiyor..

Bu sahneyi kac kez yasadiniz hayatinizda kimbilir.. Ben her gun yasiyorum..

Asansore biniyorum. Zemin kat dugmesine basiyorum.. Isigi yaniyor.. Bir kat asagida duruyoruz. Bir baskasi biniyor. Dugmelere bakiyor. Zemin isiginin yandigini goruyor.. Gore gore bir defa da o basiyor..

Bu sahneyi de sayisiz yasamis olmalisiniz.. Kimbilir bizzat siz, basili oldugunu gordugunuz dugmeye bir de siz, kimbilir kac kez basmissinizdir..

Zaman zaman psikoloji okumadigima cok uzuluyorum.

Niye boyle davraniyoruz.. Niye bu asansor tuzagina hemen hepimiz her zaman dusuyoruz cozmek, anlamak isterdim.

Hani "Boluk dur, Kandirali sen de dur" derler eskiler.. Asansor onunde Kandirali mi oluyoruz acaba.. (Kandiralilar, beni gene faks, e-mail, telefon yagmuruna tutmayin. Gereksiz alinganligin anlami yok. Bu eski ve yerlesmis bir deyis.. Hepsi bu..)

Bizden once dugmeye basana mi guvenimiz yok?.. Asansore mi?.. Yoksa kendimize mi?.. Ya da bu bir refleks mi?.. Gecikmis de olsa, mantigimizin onune gecen bir refleks.. Asansore yururken, binince kafamizda dugmeye basma sartlanmisligi var. Oyle bir sartlanmislik ki bu, basili oldugunu gorsek bile kendimize hakim olamiyor, bir de biz basiyoruz..

Kac kez dusundum bu asansor dugmesi meselesini bilemezsiniz.. Sonunda yazmaya da karar verdim.. Bu kadar basit bir sey dusunmeye, yazmaya, tartismaya deger mi?..

Peki ya gorundugu kadar basit degilse, mesele..

Insan ruhunun, beyninin derinliklerini ne kadar biliyoruz ki?..

Simdi bakin, bu yazdiklarima bugune dek hic dikkat etmemis olsaniz bile, bunlari okuduktan sonra kafaniz takilacak.. Siz de bakmaya, siz de gormeye, siz de dusunmeye baslayacaksiniz, iddiaya girerim..

****

Asansore girdim, ara katlardan.. Yukaridan bir genc meslektas girmis.. Goz goze gelmedik.. Genc kiz "Insanlar asansorde tavana bakar derler dogru galiba" dedi..

Galiba degil.. Oyle..

Insanlar asansorde tanimadiklari insanlarla goz goze gelmeye korkarlar.. Neden dokunacak kadar yakinken birbirimize bakamayiz?.. Neden kucuk bir tebessumle minik bir bas selami vermeyiz.. Hadi lafla hatir sormalari gectik..

Insanlar asansore yuzleri iceri donuk girerler.. Arka arkaya yuruyerek girecek degiller ya.. Ama dikkat edin girer girmez, yuzlerini hemen kapiya donerler.. Icerdeki baska insanlara bakma, onlari gorme yerine, buz gibi bir celik kapinin ruhsuz goruntusune burunlarini dayamayi yeglerler..

Kapidan girdigi gibi, yuzu size donuk kalan kac kisi gordunuz bu gune dek.. Hic degilse, yan donup, kapi ile size de bakan..

Niye sirt donme?.. Kapi acilir acilmaz bir an once disari atilma hazirligi midir bu donus.. Bir kapali yerde, asansorde kalma korkusunun yansimasi mi?..

Yoksa, yakin mesafeden insanlarin yuzune, gozlerinin icine bakma korkusu, onlara hafif bir selam vermeye dahi cekinmenin ifadesi mi?..

Bakin her gun tekrarlanan, alisageldigimiz davranislarin, basit davranislarin arkasinda neler var, ne olabilir?.. Bilmiyorum, bilemiyorum.. Ama fena halde merak ediyorum..

****

Asansor adabini kac kisi biliyor

Asansor onunde beklerken, kibarlik yapip mesela bir hanima "Buyur" demek..

Ayni sahneyi cikarken tekrarlamak.. Kapinin onunde iken yana cekilip arkadaki genc kiza "Lutfen" yolu vermek, sizi cok kibar, cok centilmen mi yapar?..

Gorgu kurallari boyle degil mi?.. Degil.. Asansorun gorgusu kendine has.. Asansorde kibarlik, diger katlarda asansor bekleyenleri mumkun oldugu kadar az bekletmek.. Yani sizin katinizda "Onden buyrun.. Rica ederim once siz buyrun" kibarligi icinde oyalanirken, gormediginiz katlarda bekleyenlerin zamanini calmak kadar buyuk ayip yok.. Asansore mumkun olan en hizla girip, gene mumkun olan en hizla cikacaksiniz.. Asansor gorgu kurali aynen bu.

Hele iceride basladiginiz lafi tamamlamak icin kapinin kapanmasini onleme kabaligi yok mu?.. Laf onemli ise ya birlikte cikarsiniz, ya da siz de devam eder, sonra baska asansor alirsiniz.. Baskalarinin zamanini keyfinizce kullanmak cok ayip..

Hic akliniza gelmis miydi?.

***

"Kamuoyu ilk cesme baslarinda olustu" demisti, Ibrahim Yasa Hocam, Mekteb-i Mulkiye'deki ilk sosyoloji dersinde..

Koyun genc kizlari testi doldurmaya gelir ya, cesmeye.. Testileri siraya dizer ve kucuk parmak gibi akan suyla dolmasini beklerlerdi ya.. Benim koyumde aynen boyle olurdu, kucukken.. Beklerken de sohbet ederlerdi.. Koyun haberleri bu kizlarin sohbetlerinde yayilmaya baslardi.. O kadar mi?.. Kizlarin her sabah cesme basina geldiklerini bilen delikanlilar da, onlari gormek icin cesmeyi goren yakin bir yerde toplanirdi. Onlar da baslardi sohbete.. Ister dedikodu deyin ister haberlesme.. Cesme baslarinda koyde olup biten her sey konusulur, tabii yorumlar da yapilirdi, testilerin dolmasi beklenirken.. Efkar-i umumiye, ya da kamuoyunun baslangicinin oykusu iste bu..

Sonra kahveler.. Sonra hizla gelisen iletisim araclari ile haberlerin hizla yayilmasi.. Gazeteler, radyolar, televizyonlar derken, internet..

Kamuoyu olusmasi icin artik insanlarin bir araya gelmesine gerek yok. Herkes her seyden tek basina, yapayalniz iken haberdar olabiliyor. Guzel.. Guzel de.. Giderek yalnizlasiyoruz.

Giderek bulusamaz oluyoruz..

Insan sosyal hayvandir.. Hani sosyal yanimiz?..

Ikitelli'deki Sabah binasinda, ogle saatlerinde bir araya gelecegimizi bilir, ogle saatlerini iple cekerdik. Herkes isini gucunu ayarlar, 1.5- 2 saat yemek molasi verirdi.. Bir masanin etrafinda toplanirdik.. Konusurduk.. Havadan sudan konusur, dostluk, arkadaslik, sohbet ihtiyacimizi giderirdik. Havadan sudan dedigimiz seylerden bazen arastirma konulari, bazen mansetler, yazi konulari cikardi. Gazete bu yemeklerde renklenir sekillenirdi..

Simdi, mekanik toplantilar disinda bir araya geldigimiz yok.. Ben calisirken, yani yazi yazarken bolunmekten nefret ederim. Yazi orada ucar sanki.. Bu yuzden calisani rahatsiz etmekten olumune korkarim. Selamsiz sabahsiz kimsenin odasina dalmamaya ozen gosteririm..

Boyle olunca iyice koparsiniz..

Ikitelli'den ciktiktan bu yana, bireysel gazetecilik yapiyoruz. Herkes kendi odasinda.. Herkes kendi basina.. Birbirleriyle iletisimleri kopmus insanlar, iletisim gorevi yapiyorlar.. Bu kadar oluyor iste..

Simdi tum bunlarin "Asansor" yazisi icinde isi ne?..

Gazetemde calisanlarla bir araya gelebildigim tek yer asansor biliyor musunuz?.. On katli binanin en tepesinde odam.. Iner ve cikarken asansorde kime rastlarsam o.. Cogunu tanimiyorum bile.. Yaka kartlarinda israr sebeblerimden biri de bu iste.. Bir gun evvel gordugum harika fotografin, ya da nefis hazirlanmis haberin sahibi o olabilir.. Adini gorsem, bilsem kutlayacagim..

Yok..

Tavana bakiyor, birbirimize sirtimizi donuyor, Sabah ailesi olarak bize verilen bu tek, ama tek "Sosyal hayvan" olabilme firsatini da kullanamiyoruz..

Gene de arada bir, bir tanidikla rastlasmak, "Yahu kilo almissin, vermissin" iki kelimelik sohbetini etmek bile insanin icini aciyor, ruhunu degistiriyor.. (Birbirlerini gormeye ara vermis insanlar karsilasinca niye kilodan baska konusacak sey bulamazlar.. O da ayri bir yazi konusu olmali..) Bu ezberlenmis cumlelerin edilmesi bile bir hosluk yaratiyor..

Bu on katli binada, iki bin kisi ile birlikte calisirken duydugunuz o kahrolasi yalnizlik hissine, iste bu 30-40 saniyelik asansor birlikteligi, bir mucize ilac gibi geliyor..

Asansorlerimi seviyorum.

DIZE

Bilgi ve paylasim
Konficyus'un dizeleri icin Oznur Bilgin'e tesekkurlerimle..

Bende bir yumurta var.

Sende bir yumurta var.

Eger,

Sen bana bir yumurta verirsen,

Ben sana bir yumurta verirsem,

Yine sende bir yumurta

Bende bir yumurta olur.

Sayet,

Sende bir bilgi var.

Bende bir bilgi var.

Ben sana bir bilgi verirsem,

Sen bana bir bilgi verirsen,

Sende iki bilgi,

Bende iki bilgi olur.

Pazar Nesesi

Bu hafta pazar nesemiz, bir klasik..
Yetmislerinde bir cift doktora gelmisler.. "Doktor" demisler.. "Sevisirken bizi izler misiniz?"

Doktor saskin bakmis.. Demek bir sorunlari var. Tip adami olarak yardim etmek zorunda..

"Peki"demis..

Cift yataga uzanmis.. Doktor izlemis ve teshisini bildirmis

"Ikiniz de gayet sagliklisiniz. Sevismeniz fevkalade.. Merak edecek birsey yok.. Viziteniz 32 dolar. Bu da faturaniz.."

Ertesi hafta cift gene gelmis doktora "Sevisirken bizi izle" diye.. Gene izlemis doktor.. Gene sorun yok. Gene vizite 32 dolar.

Her hafta cift randevu aliyor, geliyor, sevisiyor, parayi oduyor, cikip gidiyor. Bir turlu birsey bulamayan doktor sonunda dayanamamis..

"Meraktan oluyorum. Bana biraz yardimci olun. Sikintiniz ne, soyleyin.."

Adam cevap vermis;

"Herhangi bir sikintimiz yok. Bir sey bulmanizi da istemiyoruz. Bu kadin evli.. Onun evine gidemiyoruz. Ben de evliyim.. Benim evime de gidemiyoruz. Hilton geceye 78 dolar istiyor.. Sheraton 82 dolar.. Buraya ise sadece 32 dolar oduyoruz. Onun 28 dolarini da sigortamiz fatura karsiligi 'Doktor muayenehanesinde ziyaret' fonundan geri oduyor!.."


Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya tiklayin

<< Geri don Yaziciya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi
Sari Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGI BASIM YAYINCILIK SANAYI VE TICARET A.S. - Tum haklari saklidir