|
 |
|

SERVET YILDIRIM
Irak'la ticaret
Irak bizim için çok önemli bir ülke. Ambargonun yürürlüğe girdiği 1990 yılına kadar Almanya'nın ardından en büyük ikinci ticaret partnerimizdi. Irak'la ticarette eski günlere dönülebilir mi? Bunun için öncelikle Irak'ın istikrara kavuşması ve burada ticaretin gerektirdiği kurumların oluşması gerekiyor.
Son günlerde bu konuda oldukça önemli bir adım atıldı. Irak'ı işgal eden koalisyon güçleri tarafından ülkenin yıkılan ekonomisini canlandırmak için kurulan Irak Ticaret Bankası'nın yönetimini JP Morgan Chase'in liderliğindeki bir konsorsiyum üstlendi.
Konunun bizi daha çok ilgilendiren yönü ise konsorsiyumun 13 üyesi arasında Akbank'ın da yer almasıydı.
Irak Ticaret Bankası sıradan bir banka değil. Bankacılığın ötesinde misyonlar yüklenmiş. Irak'ın yeniden yapılanmasında önemli rol oynayacak; ülke ekonomisini kamu ağırlıklı yapıdan özel sektöre dayalı bir yapıya dönüştürecek; Irak'ın milyonlarca dolara ulaşması beklenen dış ticaret işlemlerine aracılık edecek ve ülkede ihtiyaç duyulan finansal hizmetleri verecek. 100 milyon dolarlık sermayesinin 95 milyonu Birleşmiş Milletler'e ait bir imar fonundan gelecek olan bankanın bir ay içinde faaliyete geçmesi bekleniyor. Toplam ömrünün ise bir yıl olması planlanıyor ancak ihtiyaç duyulursa bu süre iki yıl daha uzatılabilecek. Yani, banka misyonunu belirlenen sürede yerine getirecek ve ardından tarihe karışacak. Onun boşluğunu ise özel ticari bankalar dolduracak.
Böylesine önemli roller üstlenen Irak Ticaret Bankası'nı yönetecek grupta bir Türk bankasının da yer alması iyi haber. Bu durum Türk şirketlerinin Irak'ın artan ticaretinde önemli bir paya sahip olacağı yolundaki beklentileri güçlendiriyor.
Tüzmen'in Irak ziyareti
Geçen haftaki yazıda Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in savaş öncesi Irak'a yaptığı geziye değinmiş ve yıkılması an meselesi olan bir yönetime yapılan bu ziyarete pek çok kişinin anlam veremediğini yazmıştım. Bu yazı üzerine arayan Dış Ticaret Müsteşarlığı yetkilileri söz konusu gezi sonucu toplamı 700 milyon Euro'yu aşan çok sayıda sözleşme imzalandığını ve bunun boşa yapılmış bir gezi olmadığını söylediler.
Müsteşarlıktan verilen bilgiye göre Petrol Karşılığı Gıda Programı kapsamındaki bu kontratların muhatabı Birleşmiş Milletler; bu nedenle Saddam rejiminin yıkılmasıyla geçersiz sayılmaları söz konusu değil. Kontratların BM tarafından Irak halkının ihtiyacına göre yavaş yavaş yürürlüğe sokulmasıyla savaş sonrasında izin verilen kontrat tutarı şimdilik 533 milyon dolara ulaştı. Müsteşarlık, Türk firmalarının Irak'a sevkedeceği mal miktarının yıl sonuna kadar 800 milyon doları aşmasını bekliyor.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|