|
 |
|

EMRE AKÖZ
'Türkiye Türklerindir' de...
Bilirsiniz, bazı gazetelerin logosunun altında ya da yanında bir ibare bulunur. Bu ibareler (sloganlar) bazen reklam yerine geçer. Bazen de gazetenin 'en genel' yayın politikasının ifadesidir. Tabii bazı durumlarda da reklamla-siyaset iç içe geçer.
****
Mesela, benim bildiğim kadarıyla, Milliyet gazetesinin logosunun altında eskiden 'Halkın Gazetesi' ibaresi vardı. İbare ne zaman, hangi şartlarda oraya kondu? Arşivlere bakmak gerek.
Ama daha sonra, 1990'larda bu değiştirildi. O dönemde Milliyet'in vitrini yeniden düzenleniyordu. Gazetenin harf karakterleri, sayfa düzenleri çağdaş bir çizgiye oturtulurken sloganı da değiştirildi. 'Halkın Gazetesi' ibaresi kaldırıldı yerine 'Basında Güven' kondu.
Peki bu ihtiyaç nereden doğdu? Hatırlarsanız o dönemlerde 'Temiz Toplum' tartışmaları vardı. 'Temiz toplum' dediniz mi; bu, medyayı da kapsar elbette. Kimi gazetecilerin mesleğin gereklerini yerine getirmeyip siyasi iktidarla al takke ver külah olup avanta lavanta peşinde koşması okurları rahatsız ediyordu.
Kuşkular vardı. "Yahu bu adamlar böyle bir haber yazmışlar ama acaba bu nesnel bir haber mi, yoksa birilerine mesaj mı" diye düşünenler çoğalmıştı. Bunu fark eden Milliyet yönetimi değişim sırasında 'Basında Güven' sloganını tercih etti. Yani okura, "Benim haberlerim tarafsızdır" mesajını iletiyordu.
****
Gelelim Hürriyet'in logosunun yanındaki 'Türkiye Türklerindir' ibaresine... Bu sloganın bugün tartıştığımız 'Anayasal vatandaşlık' ya da 'Bir üst kimlik olarak Türklük' ile bir alakası yok. O sloganın bu tür kavramlara işeret ettiğini söylemek, geçmişi işine geldiği biçimde yorumlamaktır.
Niye böyle diyorum? Çünkü 'Türkiye Türklerindir' sözü gazetenin ilk dönemlerinde yer almaz. Yani örneğin 1 Mayıs 1948 tarihli ilk sayısında bu ibareyi göremezsiniz. Ayrıca ilk sayıda Atatürk portresi ve bayrak da yoktur.
Peki bütün bunlar ne zaman kondu oraya? Gazetenin eski yayın yönetmeni Necati Zincirkıran'dan aldığım bilgiye göre bayrak 8 Aralık 1949'da... 'Türkiye Türklerindir' ibaresi ise daha sonra; 1950'li yıllarda... Gazetenin kurucusu Sedat Simavi, 11 Aralık 1953'te vefat ettiğinde o ibare logonun yanına yerleştirilmiş bulunuyordu ama Atatürk portresi henüz yoktu.
****
Bütün bunlar bize neyi gösteriyor? Toplumdaki havaya ve dönemin ruhuna uygun olarak yerleştirilip değiştiriliyor bu sloganlar ve sözler. Örneğin Yunanistan ile Türkiye'nin arası geriliyor... Yunanistan, Kıbrıs'ı kendine katmak istiyor... Türkiye'de milliyetçi bir dalga kabarıyor... İşte bu şartlarda, 'Yavru Vatan' da kastedilerek 'Türkiye Türklerindir' deniliyor.
Yani o simge ve sloganlar ne 'üst kimlikle' ilgili, ne de 'anayasal vatandaşlık'la...
Özetle... Geçmişi bugünün değerleriyle anlatamayız. Eğer böyle bir şey yapmaya kalkışırsak bunun adı 'tarihin ideolojik olarak eğilip bükülmesidir'. Artık palavraya karnımız tok. Gerçeklere açız!
Estağfurullah!
Bir okurumuz var. Arada sırada son derece ilginç mesajlar gönderir. Kılı kırk yaran, olaylara yorumlara tersten bakabilen, hınzırca bir zekaya sahip olan kültürlü bir kişi. Her mektubunun altına, "Yazdıklarım köşenizde yer alırsa, 'Bir Okur' olarak anılmak isterim" diye not düşer. İşte 'Bir Okur'dan gelen son mesaj
****
İki üç hafta önce, Sabah'taki köşenizde birinci yılınızı doldurduğunuzdan bahsederken akıllı ve kültürlü bir okur kitlenizin oluştuğunu yazdınız. (Kendi adıma iltifatlarınızın bir bölümünü kabul ediyorum.) O sırada Ayn Rand'ın 'Atlas Vazgeçti' adıyla tercüme edilen kitabını okuyordum. Kitaptaki bir paragraf bu notunuzla paralel çağrıştı... Geç olmakla birlikte aktarıyorum
(Konuşma iki sevgili arasında geçiyor)
- ... O beni hiç istemezdi. Sen istersin.
Rearden yavaşça "Yani bana seni istediğimi anladığında gözündeki değerimin yükseldiğini mi söylüyorsun?"
"Elbette."
"İstenen insanların tepkisi genellikle bu değildir."
"Değildir."
"Çoğu kişi başkaları tarafından istendiklerinde kendi gözlerinde büyürler."
"Bense insanlar beni istediğinde bana layık olduklarını düşünürüm. Sen de öyle hissedersin Hank. Kendinle ilgili olarak yani. İtiraf etsen de etmesen de."
****
Böyle bir mesaja ben ne diyeyim şimdi? Sanırım tek kelime yeter "Estağfurullah!"
Erkeklerin kuralları
Bir Amerikan internet sitesinde 'Erkeklerin, kadınlar tarafından bilinmesini istediği kurallar' başlıklı 40 maddelik gayet gırgır bir liste gördüm. Bazıları bizim kültürümüze uymuyor tabii. Ama bazıları evrensel galiba. İşte bunlardan birkaçı
****
1) Eğer kilo aldığınızı düşünüyorsanız almışsınızdır. Bize sormayın. 2) Tuvalet kapağıyla baş etmeyi öğrenin. Kaldırılmışsa, indirin.
3) Doğum günleriniz, yıldönümlerimiz ya da Sevgililer Günü, "Acaba bu kez de en doğru hediyeyi buldu mu" yarışması değildir.
4) Eğer bize cevabını almak istemediğiniz bir soru yöneltirseniz; duymak istemediğiniz bir cevabı almaya hazır olun.
5) Bazen sizi düşünmeyiz. Bununla yaşamayı öğrenin.
6) Köpekler herhangi bir kediden daha iyidir. Nokta!
7) Pazarları spor günüdür.
8) Alışveriş spor değildir.
9) Yeteri kadar elbiseniz var.
10) Çok fazla ayakkabınız var.
11) Ağlayıp zırlamak şantajdır. Eğer çok gerekliyse bu yola baş vurun ama bundan hoşlanmamızı beklemeyin.
12) İstediğiniz neyse söyleyin. İp uçları vermek bir işe yaramaz.
13) Göstergeye bakın; benzin kalmamışsa alın.
14) Siz mankenler gibi giyinmiyorsanız, bizden de pembe dizi erkekleri gibi davranmamızı beklemeyin.
15) Gelin dürüst olalım Başka kadınlara bakmazsak, sizin ne kadar güzel olduğunuzu nasıl anlayabiliriz?
FENERBAHÇE... BAHÇESARAY
Haberi duydunuz mu? Trabzon amatör kulüplerinden birinin adı Fenerbahçe'ymiş; renkleri de sarı-lacivert. Ancak 'geleneksel olarak' İstanbul'un Fenerbahçe'sine gıcık olan Trabzonlular bu takıma sahip çıkmamışlar. Maddi ve manevi olarak arkasında durmamışlar. Kulüp zora girmiş. Yöneticileri de takımın adını ve renklerini değiştirme kararı almış. Güzel... Ama şunu da biliyoruz Trabzonlular aynı zamanda diğer bir İstanbul takımı olan Galatasaray sempatizanıdır. O halde önerim, amatör takımın adını Bahçesaray, renklerini de sarı-bordo yapmalarıdır. Yakışır.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|