kapat
06.09.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

GREENCARD

MEHMET ALTAN


Üç kritik konu...

AK Parti hükümetinin işleri fena götürmediği genel bir kanı. Ortamı gereksiz bir şekilde germek isteyenlerin olağanüstü çabalarına rağmen bozulmayan iyimserlik havası da zaten bunun bir başka kanıtı...

AB sürecinin hukuksal çerçevesinin hazırlanması, ezeli bir dert olan enflasyonun baş aşağı gitmeye devam etmesi, ülkenin normalleşmesinin sağlanmasına özen gösterilmesi, kösteklenmesi değil desteklenmesi gereken atılımlar...

****

Olumlu havaya rağmen hükümeti zorlayabilecek ve gidişatı tersten etkileyebilecek gibi görünen üç konu var. Bunlar, her şeye rağmen ekonomideki kırılganlığın devam etmesi, AB süreci için hayati bir konu olan Kıbrıs sorununda yeterince irade gösterilmemesi ve uyum yasalarına rağmen demokratikleşmeye direnen bürokrasiye hükümetin belki de şimdilik tavır koymaması...

Bunlar hükümetin başarısının önündeki tehlikeli engeller gibi görünüyor.

****

Türk ekonomisi nitelik değiştiriyor. Kur desteği ile ayakta kalma dönemi bitiyor. Buna karşılık esnek kurda rekabet edecek sektörler öne çıkıyor.

Derviş yasaları, Dünya Bankası, IMF ve uyum yasaları yapısal bir dönüşümü hızlandırdı. Şimdi yavaş yavaş bunun sonuçlarını yaşıyoruz.

Tabii gümrük birliği sayesinde sanayinin teknolojik yenilenmesini de göz ardı etmemek gerek.

Kur teşvikiyle para kazanma dönemi bitiyor. Mevcut durum nasıl olursa olsun dünya pazarlarına mal satabilecekler öne çıkarken, eskiye alışkın olanların sıkıntısı artıyor.

Tekstilcilerin şikayetleri karşısında elektronik ve otomotiv sanayiinin sakinliği de bunun bir göstergesi...

Bu temel eğilim dışında, enflasyonun gerilemesi, faizlerin düşme trendine girmesi, ekonominin kırılganlığını tümüyle ortadan kaldırmış değil.

Kamu hala borçlanmadan ayakta duracak düzeye gelemedi. Faiz dışı fazlanın istenen ölçüye erişmemesi bunu her defasında yeniden ispatlıyor.

Devlet reformunun daha hızlı ve radikal bir ölçüde gerçekleşmesi gerekiyor. Ucuz emeğe dayalı bir anlayışı terk ederek, dünyadaki rekabet gücümüzü artırmanın diğer yollarını bulmak ve yapısal reformları hızlandırarak yabancı sermayeyi büyük ölçüde bu coğrafyaya çekmek mecburiyeti var.

Bunlar yapılamadıkça, paylaşımı siyasetten tümüyle alıp piyasaya bırakmadıkça, ekonomi her zaman patlamaya hazır bir bomba olarak duracak...

****

Kopenhag Kriterleri kadar, Maastrich Kriterleri de önemli. Maastrich Kriterleri, Türk ekonomisinin yapısal sağlığını güvence altına alacak şartları içermekte... Nedense bu kriterler gündemde değil... Gündemde olabilmesi için tam üyelik müzakerelerinin başlaması gerekecek herhalde.

Ancak bunun kolaylaşması için de Kıbrıs'ın huzurlu bir çözüm ortamına kavuşturulması gerekmekte...

AK Parti hükümeti, Annan Planı'nın kabulü için gerekli iradeyi gösteremedi. Halbuki bu, hem KKTC, hem de Türk halkının yararına bir plandı...

Ömür boyu KKTC'nin başında kalmaya niyetli gözüken Rauf Denktaş'ın yaklaşımı ortada...

KKTC halkının özgürlüğünü ve zenginliğini sağlayamayan yönetim, çözüm de istemiyor. Ucuzundan hamasi bir demagoji ile durumu idareye çalışıyor.

Asıl olan artık bireyin ta kendisi... KKTC halkının AB sürecinin içinde yer alması, kimlik sorununu çözmesi, zenginleşmesi, özgürleşmesi bu kadar yakın bir mesafedeyken, bu işi yokuşa sürmek kimin işine yarayacak.

Kimin yönettiği sorusundan, nasıl yönettiği sorusunun daha önemli olduğu bir çağa girmişken, hükümet Kıbrıs sorununda yeterli siyasal iradeyi göstermezse, bu AB müzakere sürecinde ciddi bir baş ağrısı yaratır.

****

Bunun kadar endişe verici bir başka sorun ise uyum yasalarının uygulanması...

Yasalar AB standartlarına göre değişiyor ama günlük hayatta uygulanmıyor...

Nüfus yasasına göre anne ve babalar çocuklarına istedikleri adı verebilir... Ama yönergeye göre veremiyorlar. Örneğin İstanbul'da kim olursanız olun kızınıza şu anda Berfin adını verme olanağınız yok...

Yine işkenceye karşı tavırlı bir hükümet duruşu var ama Beytüşşebab'da köylülere işkence yaptığı iddia edilen on altı jandarma eri "yargıç ve savcılar" statüsüne sokuluyor ve savcının bu girişimine Adalet Bakanlığı onay veriyor.

Anayasanın 22. maddesine göre haberleşme özgürlüğü temel bir hak ama 22 Haziran tarihli bir genelge, PTT'den çekilecek olan faksların bir nüshasının idareye teslimini şart koşuyor.

Bunlar uzayıp gidiyor. Memurlar ile yapılan toplu sözleşme görüşmeleri sırasındaki üslubu zaten bunlara dahil etmiyoruz. Halbuki AB Madrit Zirvesi, Kopenhag Kriterleri'nin uygulanmasını şart koşmakta... Bürokrasinin Meclis'ten geçen yasalara bu çapta bir direncine çok sert tavır alınmaz, bakanlığın mensuplarını koruma amacı öne çıkarsa, AB süreci zorlanır...

Bu ise AK Parti hükümetinin başarı performansını depremleyecek sonuçlar verir...

****

Hükümetin, yeni döneme girerken, azma tehditleri içinde görülen terör de dahil, süreci aynı sükunetle ve başarıyla sürdürmesi bu kritik konulardaki tavrına bağlı gözüküyor...


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır