kapat
06.09.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

GREENCARD

ALİ KIRCA


Mesleği vali olan adam!

Çetin Altan'ın belki de en çok yakındığı sorun "mesleksizlik" hastalığıdır Türkiye'de...

Toplumun yönetim mekanizmalarında önemli yerleri "işgal" eden kimi kişiliklerin, aslında oturdukları koltukları, otururken "boş" bıraktıklarını anlatır Çetin Usta...

Kimi zaman da mizahi bir dille örnekler söylediklerini

"Söz gelimi" der, "Gün gelip işsiz kalsalar ve yurt dışına gidip iş arasalar ne söyleyecekler Ben çok iyi bakanlık yaparım, başbakanlıktan çakarım; acayip politikacıyımdır; valilikten, kaymakamlıktan anlarım, vs... vs.."

Hülasa, Türkiye'nin başına ne geldiyse; sebebinin, yönetime musallat olan mesleksizlik hastalığı olduğunu söyler, durur...

Belirli süreler için atanmış ya da seçilmiş kişilerin yaptığı "hizmet görevleri"nin, gerçekte mesleki donanım gerektirmediğine, dolayısıyla yaptıkları işlerin meslekten sayılamayacağına işaret eder...

Haksız da sayılmaz...

****

Lakin...

Günün birinde birileri çıkar; yaptıkları "iş"i mesleğe dönüştürür...

Cumhuriyet tarihinde, atandıkları koltuklardan gelip geçmiş binlerce vali için "Onun bir mesleği" vardı demek ne kadar zorsa; kimileri için "Hayır, o da mesleksizlerdendi" demek o kadar imkansızdır.

Şu saatlerde, çoğu zaman olduğu gibi "sadece yüreğiyle yaşama bağlı"lığı süren Vali Yazıcıoğlu, işini mesleğe dönüştürenlerdendi işte...

Ancak, bütün yaşamı müthiş bir paradoksun izdüşümünde gelip geçti...

Bütün yaşamı boyunca, kendi söyledikleriyle bu denli çelişen az adam görülmüştü...

Hep demişti ki;

"Sistemi değiştirmeden hiçbir şeyi başaramazsınız!"

Ve hep göstermişti ki;

"Sistemi değiştirmeden de birçok şeyi başarabilirsiniz!"

Tam sırasıydı işte o hüzünlü şarkının

"Bu ne yaman çelişki anne!"

****

İşte "o" yaman çelişkinin kilidini çözerek başarıyla hayata geçiren adam şimdi yok artık...

Peki...

Tam tamına üç buçuk yıl var mıydı ki?

Ya da bugünlerde başarılarını göklere çıkaran kimileri için var mıydı?

Varsa neden "yok"tu yerinde peki?

Neden tam tamına üç buçuk yıl, çemberin ışıkları içinde dolaşmasına izin verilmeyip; merkezin "karanlık nokta"sı içine hapsedilmişti?

Türkiye'de bilmediğimiz bir ilin adı mıydı ki merkez? Öyleydi de "iyi vali"nin "mesleki kariyer"i için "merkez vilayeti" mi uygun görülmüştü?

Ya da... Gerekçelerini biz de duyacak mıyız, "acılı ve kırgın" sürgün günlerinin?

Yoksa "övgüler türküsü"nü söyleyen koronun içinde kaybolup gidecek mi, sürgün fermanının mürekkep izi hala ellerinde duranlar da?

"Merhumu nasıl bilirdiniz?" sorusunun cevabına "yüksek volüm"le katılırken "hesap defteri" de kapatılmış mı olacak yani?

Kuşkunuz mu vardı yani?

Hala anlamadınız mı hepsi hepsi dört kelimelik bu sonbahar hikayesini

"Vali öldü, sistem hayatta!"


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır