kapat
06.09.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

GREENCARD

NECATİ DOĞRU


Hoş seda bıraktı!

Bu toprakların malıydı, her karışına, kovuğuna, rüzgarına, çimenine, suyuna, dağına sinmeye çalışıyordu. Kaymakam olduğu kasabalara, vali olduğu kentlere sinerek var olmaya çalışıyordu.

Ne acı!

Örnek Vali aşırı hızda, emniyet kemeri takmamış olarak "beyin ölümüne" yakalandı. Kendisini çok seviyordu, kendisini çok sevdiği için, herkesin de onu çok sevmesini istiyordu. Bu yüzden kaymakam olduğu kasabalarda, vali olduğu şehirlerde yaşayanların kendisini sevecekleri kibirsiz davranışlar, üretici projeler sergiliyordu. İsraf eden, tembelleştiren, miskinleştiren, var olanı bölüşüp üleşen değil, zenginlik yaratan projelerin takipçisiydi.

Vali; şehrin sahibi...

Vali; kentin amiri...

Vali; Ankara'nın temsilcisi...

Vali; müesses nizamın koruyucusu, Cumhurbaşkanı'nın, Başbakan'ın, Bakanlar'ın kentteki temsilcisi... Fakat o, "Bu Sistem Değişmeli" diye kitap yazabildi.

Onu sıradışı kılan buydu.

****

Tek tip düşünceyi eleştirmek için hastanelerle okul binalarını örnek gösterir, "Kibrit kutusunu dikey koy olsun hastane binası... Yatay koy olsun okul binası... Bütün Türkiye'yi Ankara'dan tek tip okul ve hastane binalarıyla dolduruyorlar..." diyordu.

Şuna inanıyordu

Seçilmişler seçilmişliğini bilsin.

Atanmışlar atanmışlığını bilsin.

Halk da halk olduğunu bilsin.

1999 yılının Ağustos ayında bu köşede "Tahkim"e karşı eleştiri başlatmıştım. Tahkim sonucunda Türkiye'ye gelecek olan yabancı sermaye yerli ortaklarıyla birlikte kurduğu elektrik santrallerinde, maliyet şişmelerini, yüksek kâr oranlarını, güvence bedellerini levye olarak kullanıp, Türkiye'yi dünyanın en pahalı elektriğini üreten ülke yapıyorlar, "Aman dikkat!" diye keskin yazılar yazıyordum (Ne yazık ki haklı çıktım).

Beni aramıştı.

O sıra Erzincan Valisi'ydi.

****

Gecenin geç saatiydi, sesi başkaldırı yüklüydü "Buraların kalkınması için ucuz enerji çok önemli... Ucuz elektrik, ucuz haberleşme, ucuz ulaştırma... Erzincan'a yılda şeker pancarı üretiminden 4 trilyon lira para girer. Eğer Et Kombinası tam kapasite çalışabilecek sayıda hayvan bulabilse ve günde 200 hayvan kesebilecek duruma gelebilse Erzincan'a 30 trilyon lira para girer..." demişti.

Şöyle devam etmişti

"Fakat hayvan nerede?

Erzincan'da hayvanı kim yetiştirecek, kim hangi bilgiyle, beceriyle büyütecek, besleyecek ve Kombina'ya getirip satacak?

Bu insan yapısıyla getiremez.

Çiftçi bilgisiz, açık saha hayvancılığına geçemiyor, hayvanı kapalı ahırlarda oksijensizlikten öldürüyor. Dünyanın oksijeni en bol topraklarında hayvanlar ahırlarda; "Ey akılsız sahiplerim baltaları alın, şu kapıları kırın da biraz nefes alayım" diye feryat ediyorlar. Fakat köylü bu sesi duymuyor, hayvanı saman budalası yapmış. Fiğ, korunga, mısır üretip bunu slaj yaparak hayvana yedirse, et verimini yüzde 500 artıracak. Fakat en önemlisi bunu ona öğretecek olan Ankara ise Erzincan köylüsünü anlamak yerine "Tahkimle yabancı sermaye gelecek, Türkiye global zengini olacak" diye ham hayal pompalıyor."

Yazıcıoğlu, sıradışıydı.

Mesajlarınız için: ndogru@sabah.com.tr


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır