|
 |
|

HINCAL ULUÇ
Yolu yaşamayı bilmek.. Bilebilmek..
Paris'te eğer perişan olmadıysam, çıldırmadıysam, üçüncü günde geri dönme kararı vermediysem, bunu iki yakın arkadaşıma borçluyum..
Birincisi Murat Geyimci.. Türkiye'nin en iyi 'rent a car'cılarından. Şimdi kendi şirketi (+)Artı Rent a Car'ı kurdu. Bana Paris'te harika bir araba ayarladı. Volkswagen'in en yeni modeli.. Jipe benziyor. Yüksek, ferah, panoramik camları ile "Güvenli gez, etrafı en iyi görerek gez" arabası.. Dizel.. Git git, yakmıyor.. Bir depo mazotla 10 gün Paris'i alt üst ettik..
Sadece keyiften değil.. Bizim oteller Paris'in bir ucunda.. Stadyum öbür ucunda.. Git Allah git bitmiyor..
Murat'ın harika seçimi hayatımızı kurtardı desem yeridir.
İkincisi Korcan.. atv Haber Koordinatörü Korcan Karar.. Onun iyi bir seyahat arkadaşı olduğunu Atlanta'da, olimpiyatlarda hissetmiştim. Yedi yıl sonra, yeniden bir spor olayında buluştuk. Bu defa her anımız beraberdi, çünkü arabayı o kullanıyordu.
İnsanlar seyahatlerde tanınırmış en iyi.. Atlanta'da sevmiştim zaten Korcan'ı.. Paris'ten sonra karar verdim ki, Korcan'la dünyanın öbür ucuna giderim..
Bir defa müthiş uyumlu.. İkincisi.. Hoş sohbet.. Müthiş zekası var. Müthiş mizah duyusu.. Her türlü şakaya tahammülü ve karşı şaka ile atağa geçişi.. Hoşgörüsü.. Yaşam sevgisi.. İnsan sevgisi.. Onları mutlu etmek için her türlü zahmeti anında göze alması..
Böyle bir dost ender bulunur..
Orly'de arabamızı aldık.. Bindik.. Gidiyoruz.. Önce stada.. Kayıt olup, yaka kartlarımızı alacağız.. Sonra otel.. Yerleşeceğiz.. Sonra Paris.. Cafe Flore'de, kızarmış çavdar ekmeği üzerine gene kızarmış keçi peynirini sunmam gerek Korcan ile Mert'e, akşamüzeri..
Korcan iyi araba kullanıyor.. Yolun da hakkını veriyor.. Gidiyor.. Kuralları aşmadan mümkün olan en hızlı şekilde gidiyor.. Gidilecek yere bir an önce varmak.. Kafasında bu var belli.. Paris'te ilk defa araba kullanıyor, beni de co-pilot kullanıyor yanında.. Dinliyor, basıyor..
1.5 gün böyle gittik.. Sonra "Yolu yaşa" demeye başladım.. "Yolu yaşa Korcan.. Yolu yaşa.. Burası Paris.. Her santiminde görülmeye değer bir şey var.. Bak harika bir radyo keşfettin.. Cherri Fm.. Ne güzel şeyler çalıyor.. Yolun keyfini çıkaralım.. Acelemiz ne?.."
Korcan motor düşkünü.. Motor, trafik kilitlenmesi içinde hedefe hızlı varmayı amaçlayanların, engel tanımayanların, hızı ve trafik hünerini adrenalin yükseltmek için kullananların aracı..
Yaşam tarzı bu Korcan'a, "Yolu yaşa" demek ne ifade eder?..
Beyin yıkar gibi, her atağında uyarıyorum, ama olmuyor..
"Korcan" dedim.. "Asıl olan, güzel olan, varılan yer değil, gidilen yoldur.."
"Nasıl yani" der gibi baktı..
"Yani" dedim.. "Yaşamın kendisi gibi.. Doğum yolun başlangıcıdır. Ölüm sonu.. Hayat dediğimiz şey, yolun kendisidir.. Yani yaşam, aslında yoldur.. Varılan yerde yol da biter, yaşam da.."
"Bu yolu hergün en az iki kez yapmak zorundayız.. Bir an önce varmak için gözümüz başka şey görmeden deliler gibi gidersek, yolda geçen her saniyeyi kaybederiz.. Çabuk gittiğimizi sanırken, kaybettiğimiz, yok saydığımız, öldürdüğümüz zamanın hayatımızdan gittiğini düşünmeyiz bile.. Oysa yolu yaşarsak, yolun keyfini çıkarırsak, o yolu yaşamımıza eklemiş oluruz, farkında olmadan.."
Bizim Ercan'a on yıldır anlatamadığım şeyi, Korcan çok çabuk anladı..
O andan itibaren de "Yolu yaşa" bizim keyif sloganımız oldu..
Bir gün Champs-Elysees'nin altındaki otoparka bıraktık arabayı.. Dönüşte bindik. Yerin altında üçüncü kattan bir helezon şeklindeki çıkış yolundan döne döne caddeye doğru yükseliyoruz.. Etrafımızda sadece duvarlar var.. Badanası leşe dönmüş, sürtünen arabalar iz bırakmış, pis bir duvar. Dışa pencere falan da yok.. Tam bir klostrofobik helezon içindeyiz yani..
Korcan hızla dönüyor.. "Yolu yaşa Korcan" dedim, gene..
Korcan şaşkınlıkla bana baktı, şaka mı ediyorum diye..
"Hıncal ağabey, abarttın" dedi.. "Bu çirkin duvarların yaşanacak nesi var ki?.."
"O duvarları göremeyenler var Korcan" dedim..
"Şah mat" dedi Korcan.. İnince boynuma sarıldı..
"Bana neler öğrettin ağabey" diyerek..
Öğretmek zor bir şey değil.. Yaşam deneyimleriniz yeterliyse, öğretecek çok şey bulur, anlatırız..
Önemli olan öğrenmek.. Öğrenebilmek..
Korcan'da bu müthiş, bu çok ender bulunan yetenek vardı işte..
Yolu yaşamayı öğrenin dostlarım.. Yolu öldürmeyin, yaşayın.. Varılacak yere bir an önce ulaşmak diye şartlanmadan, gidilen yolun tadını, keyfini çıkarmaya bakın..
Neresi ise o varılacak yer.. Nasılsa varacağız!.
Bir başka atletizm hikayesi..
Tam bir yoksulluk içinde doğmuş ve büyümüştü. Fakir ülkesi bir de iç savaş yüzünden tamamen harap ve bitaptı.. 15 yaşında futbol oynamaya başladı. Bunda garip bir şey yoktu ama, o bir kız çocuğu idi ve erkek takımında oynuyordu.
Final maçına çıktılar ve kazandılar.. İçinde bir kızın oynadığı takıma yenilmeyi hazmedemeyen rakipleri itiraz ettiler. "Erkek takımında kız oynayamaz" dediler. Kendi federasyonlarını aşamayınca, konuyu FİFA'ya kadar götürdüler.. Minik ülkenin minik maçı birden dallanıp budaklandı.
Spora meraklı şair JosCaveirinha haberi gazetelerde okuyunca, erkek takımında oynayan bu genç kızı merak etti, kalktı bir maçına, görmeye gitti.
Sonuna kadar seyretti, karar verdi ki, sahada bir futbolcu değil, bir koşucu var.
Maçtan sonra kızla buluştu, konuştu, onu atletizm yapmaya ikna etti.. Etmekle kalmadı, atletizm yapacağı koşulları da düzenledi.
İri yarı genç kız, ayaklarının üzerinde uçarken ve koşudaki pozisyonunu almak için güçlü kollarını kullanırken, hem gücü, hem hızı ile dikkatleri çekti.. Asıl güzeli de bir daha futbolu aklına getirmedi.
1986'da Seul'de olimpiyatlarda koştu.. Yedinci oldu. Kendi ülkesinin dilinden başkasını bilmeyen, tek kelime İngilizce laf edemeyen genç kız, tam 3 yıl sonra Amerika'dan teklif edilen bursa "Peki" diyecek cesareti toplayabildi.
Soğuk yağmurlu Oregon Eyaleti'nin Eugene kenti, dünya atletizminin cennetlerinden biriydi. Bir "Şampiyon Atlet"e lazım olan her şeyi öğretecek uzmanlara ve araçlara sahip olan bir cennet.
Genç kız orada hem İngilizceyi öğrendi, hem de atletizmin tüm hünerlerini.
1992 Oyunları'nda, Barcelona'da beşinci olduktan sonra, yenilmezlik serisi başladı. 1993'te Stuttgart'ta dünya şampiyonu olana dek geçilmedi. 2000 yılında Sydney'de olimpiyat şampiyonluğunu kazandı.
2003'te Paris'te birinci olarak kürsünün en tepesine çıkarken, dördüncü dünya şampiyonluğunu yaşadı. Dünya şampiyonluğuna ulaşana dek, bu yaz sezonu içinde tam 17 yarışa katılmış, hepsini de kazanmıştı.
Birincilik ona 60 bin dolar kazandırdı, ama onun bu sezon için asıl beklentisinin yanında 60 bin dolar şampiyonluk ödülü, çerez parasıydı.
Dün gece Brüksel'de yarıştı. Sonucu bilmiyorum.. Kazanmışsa eğer, bu yılın tüm Golden Leauge yarışmalarının en başarılı atleti olacak ve tam 1 milyon dolar ödül alacak.. Yarıştan korkmuyor, yarıştan kaçmıyor.. Durmadan kazanıyor. Kazandıkça şöhreti, saygınlığı, rakiplerine saçtığı dehşet artıyor.
Serveti artıyor..
Dünya şampiyonu.. Olimpiyat şampiyonu.. 1992'den bu yana, tam 11 yıldır pistlerin kraliçesi.. Dünyanın her yerinde tanınan, her toplumda sevgi ve saygı gören bir dolar milyoneri..
Dünyanın en geri kalmış yöresinde tesadüfen keşfedilen, kendisine önerilen "En iyi olanaklar içinde yetiştirilme" fırsatını da en iyi kullanan, sadece atletizm değil, bir sosyal kraliçenin yaşam öyküsü özetle bu..
Mozambikli.. Haritada yerini kaç kişi "tak" diye bulur acaba?..
Adı..
Maria Lurdes Mutola!..
****
Bu yazıyı sadece sizler değil, hayatları boyunca atletizmin "A"sından habersiz yaşayıp, şimdi deli saçmalarını kimbilir ne kompleksler içinde kaleme alanlar da okusun diye yazdım. "Bu millet nasılsa atletizmden anlamaz. O zaman çekinme, uydur uydur söyle.. Salla, söv.. Duygu sömürüsü yap" diyenlerin akıllanacaklarını hiç umut etmiyorum ama, içlerinden bir ikisi hiç değilse banyoda yalnızken aynaya bakarken utanır, belki..
Yok canım.. Onlar utanmazlar..
Allahtan kimin haklı olduğuna bu zavallılar değil, en şaşmaz yargıç "Zaman" karar veriyor, Paris'te olduğu gibi..
BİZİM DUVAR
Ünal Turgut
Genç Parti İktidara gelirse, İmar affı
çıkarır mı acaba?
TEBESSÜM
Orhan Şahin göndermiş..
Eli olmayan babaya ne denir?
No-el baba...
SEVDİĞİM LAFLAR
Herkes hep bekler.. Oysa dünyada yeterli sevgi vardır.
William Morris
(1834- 1896)
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|