|
 |
|

EMRE AKOZ
'Regl' mansete cikinca
Kamyon kadar laflarin, balyoz gibi ifadelerin, gunu kollayan ahlak derslerinin gun gelip fos cikmasina sahit olmaktan buyuk zevk alirim.
Sureyya Ayhan'in regl (aybasi) sorununda da benzeri bir durum ortaya cikti. Nasil oldugunu anlatayim...
****
O vakitler Milliyet'te calisiyordum. Dogan Grubu gazetelerinde bir 'sorun' ortaya cikti. Basta Serdar Turgut olmak uzere bazi yazarlar, icinde 'penis', 'regl', 'masturbasyon' kelimeleri gecen yazilar kaleme aliyordu. Bu tip yazilarin amaci ve uslubu elbette erotizm ya da pornografi degildi. Hayatin gerceklerini mizahi bir dille anlatmak ve tartismakti.
Tabii gazetelerin yasli ve muhafazakar yazarlari bu tip yazilara kiziyordu. Birkac elestiri yazdilar ama durum degismedi. 'Gencler' ve 'kadin' yazarlar bildiklerini okumaya devam ettiler.
Sonunda patrona sikayet ettiler. Aydin Dogan da bir uyari yazisi yolladi. Ozetle 'Boyle yazilar istemiyorum' dedi.
Derken aradan 6 ay filan gecti. Clinton-Monica skandali patladi! Hem de ne patlama... Diger gazeteler gibi Aydin Dogan'inkiler de olayi mansetten vermeye basladi. Birinci sayfalar 'oral seks'ten 'sperm'e, cinsellige iliskin bin turlu kelimeyle doldu. Hayat yasaklari delmisti.
****
Simdi de ayni durum var. Sureyya Ayhan'in buyuk yaristan once regl olmasi... Kendi anlatimina gore bu yuzden iyi bir performans gosterememesi tum gazetelerin birinci sayfasinda ve TV haberlerinde yer aldi. Hani bu tip kelimeler kullanilmayacakti? Hani 'aile gazeteleri'nde boyle sey olmazdi? Hayat bir kere daha yasaklari deldi iste.
****
Peki dogrusu neydi?
Bence yapilmasi gereken yasaklamak degil, ilkeleri belirlemek ve benimsetmektir. Eger durup dururken seksten soz ederseniz... Bu yaptiginiz anlamsizdir, yersizdir, gereksizdir. Ama yeri geldiginde, baglanti kuruldugunda 'regl' de dersiniz, 'penis' de...
Size baska bir alandan ornek vereyim. Bir kose yazisi hatirliyorum. Soyle basliyordu "Gecen aksam evde Chivas Regal iciyordum. Viskime daima tek buz atarim. Daha ilk yudumu almistim ki telefon caldi. Arayan Basbakan Tansu Ciller'di. 'Kibris ile ilgili yazinizi okudum' dedi..."
Bu cumlelerin ardindan ne beklersiniz? Mesela Ciller'in Kibris-Turkiye kacakcilik hattindan soz acmasini ve bu mallar arasinda viskinin de olmasini... Degil mi? Halbuki yazarimiz basbakanla arasinda gecen siyasi tartismayi aktariyordu. Iste 'anlamsiz, yersiz, gereksiz' dedigim tam da bu Bana ne yahu senin ictigin viskiden! Viski de yaz, seks de yaz; ne yazarsan yaz... Ama gundemle, sokaktaki hayatla, ne bileyim toplumun sorunlariyla bir baglantisi olsun. Havada durmasin.
Iste mesele bu kadar basit ve bu kadar karmasik.
Ataturk ve 'Hair'
Kabaca, 'toplumu ve dunyayi kavrama bicimine' ideoloji deriz. Ideolojiler sadece 'siyasi' olmadigi gibi sadece 'kelimelerden' ibaret de degildir. Hem gorsel, hem de isitsel malzemeden faydalanirlar. Ideolojilerin bir ozelligi de 'dikey' degil 'yatay' da calismalaridir. Ornegin "her zaman ezenler ve ezilenler olacaktir" demek ideolojinin 'dikey' calismasina bir ornektir cunku toplumu bir alt-ust iliskisi olarak kavrar. 'Yatay' dedigim ise ideolojilerin cesitli hatta alakasiz seyleri (urunler, simgeler, hikayeler) bir araya getirmesidir.
Bunca 'soyut' laftan sonra gelin ideolojinin yatay calismasina iliskin bir ornek vereyim
****
Gecen aksam zaplarken bir diziye rast geldim. Pek az seyrettim; sanirim 'Hayat Bilgisi'ydi... Muzik ogretmeni (Candan Ercetin) muzikallerden ornekler veriyor. Sinifa 'Hair'in kasetini getirmis. Hani ABD'nin Vietnam Savasi'ni elestiren, hipilerin idolu olan unlu filmin muzikleri...
Ogretmen teybe kaseti koydu. 'Let the sun shine in' calmaya basladi. Biz seyirciler bir yandan parcayi dinliyoruz, bir yandan da sinif icinde dolasan kameranin bize gosterdiklerine bakiyoruz. Kamera once Candan Ercetin'e odaklandi. Mutlu ve gururluydu 'hocanim'. Sonra ogrencilere Kimi hoslanmisti calandan, kimi aval aval bakiyordu.
Buraya kadar gayet 'normal' bir durum. Derken kamera sinifin duvarlarinda dolasmaya basladi Once Ataturk resmine odaklandi... Ardindan Ataturk'un 'Genclige Hitabe'sine... Sonra yine Ataturk'e... Son olarak da 10'uncu Yil Marsi'nin afisine zum yapildi.
Boylece baris yanlisi, savas karsiti, hipi sempatizani 'Hair'in muzikleri ile Ataturk, Genclige Hitabe ve 10'uncu Yil Marsi kamera marifetiyle bir araya getirilip 'yapistirilmis' oldu.
Iyi mi yapildi, kotu mu? Dogru mu, yanlis mi? Orasi ayri konu ama cok eglenceli bir sahneydi. Cunku Ataturk ile Hair'in boyle harmanlanmasina ilk kez sahit oldum.
Iki basit hata
Gecen aksam California Valiligi'ne aday olan Arnold Schwarzenegger hakkinda bir haber vardi. Biliyorsunuz, Arnold unlu bir sinema oyuncusu olmadan once vucut sampiyonuydu ve eski soylesilerinde grup seks yaptigini belirtmis, irkci fikirler one surmustu. Simdi "degistim" diyor ama yine de o laflar basini agritiyor.
Son olarak ABC News'un acikladigi bu tip bir soylesiyi bizim bir kanalimiz seyircisine nasil sundu biliyor musunuz "ABC News bu belgeyi basina sizdirdi." Nasil yani? Yahu ABC New'un kendisi basin-medya zaten.
Bir baska haber... Habere gore Komodor Ejderi denilen Endonezya kokenli dev kertenkele Beyrut'ta korku yaratmis. Kedileri, kopekleri filan yiyormus. Bir gazetemiz hayvanla ilgili bilgi verirken su cumleyi kullandi "Komodor Ejderi'nin boyu ortalama 3 metreyi buluyor."
Ya "... boyu ortalama 3 metre" denir... Ya da "... boyu 3 metreyi buluyor." Degil mi?
ILK MIZAH DERGISI HANGISI?
Modern 'Saatli Maarif Takvimi' diyebilecegimiz 'Arif Takvimi' 3 Eylul tarihinde meydana gelen olaylari siralarken, "Ilk haftalik mizah dergisi 'Kalem' yayinlandi (1908)" demis. Munir Suleyman Capanoglu'nun 'Basin Tarihimizde Mizah Dergileri' adli kitabina bakiyoruz Ilk mizah yayini Teodor Kasap Efendi'nin cikardigi haftalik Diyojen gazetesi (1870). O kapatilinca 'Hayal' (1871) dergisini cikariyor. Sonra da 'Cingirakli Tartar'i. Baska yayinlar da var o donemde. Yani ilk mizah dergimiz 'Kalem' olmasa gerek. Bu konuya yine doneriz; eglencelidir.
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|