|
 |
|

HINCAL ULUC
Arabesk Paris'te sakin gunler..
Paris mi Paris'ti, Hincal mi Hincal o zamanlar..? 20'li yaslarin basindaydim Paris'i ilk gordugumde... Sene 1961 mi, ne?. Sevgili kardeslerim Ahmet Taner Kislali ve Yasar Gungor, orada doktora yapiyorlardi. Paris'i iyi biliyorlardi ve bu kentte uc gun gecirecek Hincal icin harika bir program hazirlamislardi. Ruya gibi bir uc gundu.
Paris her gencin hayallerini suslerdi, dunyanin her bir yaninda. Benim de... Ve o uc gun, hayallerimi nasil doldurmustu? Paris hayallerimin de otesindeydi. O gunden sonra Paris'e hep heyecanla gittim.
Bu defa da oyle...
10 gun gecirecektim hayal kentinde. Hem de en sevdigim spor atletizmin, en ust duzey yarismalarini izleyerek.
Tatil benim icin kafa dinlemektir. Vucut dedigin bir sekiz saat rahat uyku ile duzelir. Kafanin tamamen bosalmasi oyle kolay degildir.
Ve ben Paris'e giderken kafam nasil yorgundu ustelik.
Dinlendim. Gercekten dinlendim. Ama dusunduklerimin tam tersine. Cok sakin bir Paris yasayarak dinlendim.
Neden sakin?
Cunku atletizm bitmisti.
Paris bitmisti.
Atletizmi spor gunlerimizde konusuruz.
Paris niye bitmis?
Su 15 yil oncenin Sariyer'ini dusunun. Nasil bir Arap istilasi altindaydi. Sonra bicak gibi kesildi. Yok oldular. Nereye gitmisler?..
Paris'e..
Paris bir Arap kenti olmus.
O dunyalar guzeli Sanzelize Bulvari'nda dolasmaya ciktik.. Riyad sokaklari olmus diyecegim, olmamis. Riyad'da Arap kadinlari boyle dolasamaz cunku. Carsaflisi, pecelisi var. Yuzu acik olani var. Tum kurtlarini dokmek icin gelmis, ozgurlugunu yasayan, gobegi acik olanlari var. Yani her cinsten kiliga girmis Arap kadini var. Otekilerden hemen ayriliyorlar. Niye? Birincisi toplu halde geziyorlar. Ikincisi gozleri. Kalin, agir, agdali surme cekilmis gozleri "Ben Arabim" diye bagiriyor.
Milliyetcilik, irkcilik falan yaptigimi dusunmeyin. Ama Paris'e gidince insan biraz Pariziyen gormek ister. Yok. Yer yarilmis, Fransizlar yerin dibine girmis.
Arap. Her yer Arap. En Fransiz, en Paris yerlere gidiyoruz. Fougets, Flore, Cafe la Paix, Capucine, Carette, Bar des Theatres, Diep, Ton Yen, Relais de Antrcote... Onum, arkam, sagim solum Arap.
Petrol dolari Paris'i isgal etmis.
Eder. Etsin. Onlar da gelsin Paris'i gorsun yasasinlar.
Hayir.
Dolarlar onlarda ya. Paris degismis. Paris arabesk olmus. Yok canim, resmen Arap olmus. Sanzelize'de el ilanlari dagitiyorlar. Konser, eglence ilanlari.. Arapca. Gecelerin yildizlari da Arap.
Virgin'e giriyorsunuz. Karsiniza kocaman bir Arap muzigi standi cikiyor. Firuze mi Feyruz mu nedir, bir Arap sarkicinin bin tane plagi.
Restoranlarda, kafelerde, o Paris servisi, o Paris lezzeti bitmis. Araplar'a hizmet ede ede Araplasmis garsonlar, Araplasmis ahcilar...
Ucuncu gunun aksami, Korcan dayanamayip bagirdi "Yolda bir Parisli goreyim, gidip elini opecegim."
Isin ozeti bu sozler. Paris'te Parisli kalmamis, neredeyse.
Paris'i Paris yapan binalari degil, insanlari. O insanlar yok. Paris Suudi Arabistan'in dinsel kisitlamalari olmayan koca bir tatil koyu olmus. Altini ciziyorum. Tatil koyu. Koy..
Yasar'la Ahmet'in beni gunler geceler boyu gezdirdigi Paris, hayaller kenti Paris, tahammul edemedigim bir koca koye donusmus.
Iste bu koyde on gun, hareketsiz, heyecansiz 10 gun dinlendirdi beni.
Hayatimda ilk defa Paris'ten donerken bu kadar mutlu, bu kadar keyifliydim, "Bitti" diye. "Bitti sonunda. Oh be, vatanima donuyorum. Gozunu sevdigim vatanima. Istanbul'un tasina, yekpare Acem mulku degil, tum Paris feda olsun.
Benim Tugay kardesim
Biz Paris'te iken kotu haber geldi. Sevgili kardesim Tugay'i, Buyukelci Tugay Ozceri'yi kaybetmisiz.
Gercek kardes gibiydi Tugay, benim icin. Icel sokak'ta Ankara'da bizden iki ev otede otururlardi. Kolej'de okurdu, ben Kurtulus Lisesi'ne giderken. Mahalle takiminda basketbol, asil onemlisi futbol oynardi. Muthis bir yetenekti futbolda.
Ben Mulkiye'ye girdim. Iki yil sonra da o... Mulkiye ile birlikte Genclerbirligi'nde orta sahada oynamaya basladi. Muthis zekasi ile oyun kurucu oynardi. Harika frikik atardi. Cok da sert kafa vururdu. Kafasinda Disisleri kariyeri yapmak olmasa, Istanbul'a gelir, Turk futbolunun unutulmazlari arasina girerdi. Ama ugrasmadi. Okul bitince, futbolu da bitirdi.
Onunla ucuncu kez beraberligimiz askerde oldu.
Yedek subaya yazildik. Muhabere okulu. Ilk sabah ictimasina ciktik ki, ne gorelim, bizim Tugay omuzunda yildiz tegmen. O zaman askerlik iki sene. Yildiz da takilirdi.
Mahallede kardesim. Okulda kucugum. Spor yasaminda o futbolcu, ben ona not veren spor yazari. Ama askere benden evvel gidince, ilk defa o one gecmis tegmen, ben rutbesiz ogrenci.
O an kararimi verdim. Tugay'in isini kolaylastiracak, takimda en iyi asker olacaktim. Yedek Subay okullarinda okuyanlar bilirler. Orada ogrenciler cin gibidir. Komutanin bir ufak acigini kollarlar ki istismar etsinler. Dostlugumuzu, agabeyligimi kullanip biraz kaytarsam, tum boluk pesimden gelecek. Tugay yanar...
Hic acik vermedim. En hizli ogrenci ben. En iyi cakilan, en iyi selam veren, gorevi en iyi yapan ben. Ve de Tugay'la tanistigimizin isaretini vermiyorum. O da vermiyor.
Istirahat ani... Uzanmisiz. Tugay geciyor, En evvel ben firliyorum ayaga mesela... Tugay da bayagi sert tegmen hani.
Bir hafta gecti. O gece Tugay nobetci. Yemegi yedik. Etude gittik. Donduk yattik. Tam uyumak uzereyim. Kogus nobetcisi geldi, durttu, "Hincal, Tugay tegmenim seni istiyor. Nobetci subayi odasinda."
Kalktim, gittim. Tugay masada oturuyor. Beni gorunce kalkti. Tum ciddiyeti ile kapiya yurudu. Kapadi ve o an tegmen Tugay gitti, bizim mahallenin kucugu geldi. Bir sarildi boynuma. "Hincal... Sevgili Hincal" diye. Saatlerce oturduk.
"Sana ve Yalcin'a nasil minnet doluyum bilemezsin" dedi.. Yalcin "Deve" Yalcin. Mulkiye'den sinif arkadasi. O da Hariciyeci. Tugay'la enseye tokat arkadaslar. Yalcin da aynen benim gibi. Tugay'in oldugu her yerde caki.
"Sizi gorunce o sabah ictimada 'Hapi yuttun Tugay' dedim icimden. Siz kardes kadar yakinligimizdan faydalanip isi gevsetecektiniz. Tum boluk de 'Madem oyle biz de' diye sizi taklit edecekti. Ben nasil cikacaktim isin icinden. Ama siz ikiniz, gelip sizinle konusmama gerek bile birakmadan ornek oldunuz otekilere. Iste dostluk, kardeslik, arkadaslik bu."
Askerden sonra cok az karsilasir olduk Tugay'la. Disisleri'nde hizla yukseldi. Bu arada hastalandi. Kanser... Tedavisi disarida yapilabiliyordu o zaman. Bu yuzden, yurda cok az dondu. Disisleri vefa gosterdi, hastaligi yenene kadar, onu doktorunun yaninda tuttular.
Kanseri yendi. Disisleri'nin en yuksek noktasina, mustesarligina geldi. Emekli oldugunu duymamistim. Daha dogrusu son yillarda ondan haber alamamistim. Meger kanseri yenen kardesim, alzeheimer olmus bu defa. Onu yenemedi..
Genc denecek bir yasta, ama dolu dolu yasamis gitti...
Iyi insan, iyi dost, iyi futbolcu, iyi asker, iyi hariciyeciydi. Hayatinin her kademesinde iyiydi anlayacaginiz..
Nur icinde yatacagina inaniyorum.
Rovesata...
Tugay tegmen, Muhabere Okulu Futbol takiminin kaptani... Ben de astegmen olmusum. Takimin yoneticisi.
Zirhli Birlikler Okulu ile final macimiz var. Daha sonra Genelkurmay Baskani olan Semih Sancar Egitim Kolordu Komutani... O da macta. Kazanana kupa verecek. Tum askeri ciddiyeti icinde bir mac yani.
Sahaya cikildi. Takimlar yan yana dizildi. Bizim komutan, nur icinde yatsin Ibrahim Etem Baykara, (Ne baba adamdi. Butun askerleri nasil severdik onu. Pasam da beni cok severdi.) Sancar Pasa'ya takimi takdim ediyor. En basta kaptan Tugay. Baykara Pasa egildi, Tugay'a bir seyler soyledi. Ben idareci olarak en basta duruyorum ya. Tugay yanimda kikirdamamak icin kendini zor tutuyor.
Yahu bu kadar iyi bir asker, boyle bir torende nasil bu halde gelir?
Neyse Tugay kendini topladi. Kazasiz atlattik. Mac bitti, soyunma odasinda dogru Tugay'a kostum, 'ne oldu' diye.
Anlatti. Bir hafta evvelki macta, bizim Tugay harika bir gol atmis. Pasa mactan sonra "Nasil vurdun o topa yahu?" demis. "Sirtin kaleye donukken..."
Tugay "Bu vurusa rovesata derler pasam" diye izah etmis.
Final maci oncesi, Baykara Pasam Tugay'a, "Bol rovesatali bir mac istiyorum" deyince...
Piristina'ya sorular!..
Izmir Belediye Baskani Ahmet Piristina'ya, yazili yanitlamasini istedigim sorular var. Yorumum bu yanittan sonra gelecek.
1. Guney Kore'ye Universite Oyunlari'na kac kisilik bir kafile ile gittiniz?.
2. Oyunlara katilan Turk sporcu kafilesi, yoneticiler dahil kac kisiydi?.
3. Kafilenizin listesini, gorevleri ile birlikte yanita ekler misiniz?.
4. Bu kafilenin toplam masrafi nedir?. Bu para hangi butceden odenmistir?.
Izmir Belediye Baskani'nin bu sorulara cok acele yanit verecegini tahmin ediyorum.
SEVDIGIM LAFLAR
Asktan korkmak, hayattan korkmak demektir. Hayattan korkmak, zaten uc kere olmektir.
Bertrand Russell
(1872- 1970)
TEBESSUM
Fikra Yildirim Tuna'dan
Adamin biri gece kulubunde bara gidip "Sut" istemis.. Barmen hemen uzanip revu kizlarindan birinin gogsunu tutup sikmis, bardaga doldurup "Buyurun!"diye uzatmis adama.. Adam "Vay canina"demis, "Hayatta burada "Bloody Mary' icmem.
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|