|
 |
|

Beyoglu'nun gulu soldu
Cicek Pasaji'nin 'en guzel mezesi' Madam Anahit 78 yasinda yakalandigi siroz ve kalp yetmezligi sebebiyle hayatini kaybetti. Madam icin dun dogup buyudugu Beyoglu Balikpazari'ndaki Uc Horon Ermeni Kilisesi'nde bir cenaze toreni duzenlendi
Kalanlara selam olsun!..
Madam oldu, evet.. Simdi, kalanlara selam vermekten baska ne yapabiliriz ki sahiden... Beyoglu'nun renkleri birer birer gocup gidiyorlar, "gocmen leylekler" misali... Aslinda "Bir Beyoglu cocugu" olan Sait Faik'in kahramanlarindan biriydi Madam Anahit.. Ve Sait Faik'in Beyoglu'su nasil ki coktan olduyse(!) Beyoglu'nun son renklerinden Anahit de fani oldu iste! Hani sarkidaki gibi, butun meyhanelerini dolasirdi Beyoglu'nun... Istanbul'un degil, sadece Beyoglu'nun.. Cunku o "cile"yle gecen omrunu hep Beyoglu'nda tuketmisti..
Beyoglu'nda dogup buyumus, Beyoglu'na asik olmus, Beyoglu'nda asik olmus, Beyoglu'nda asik etmis, Beyoglu'ndan hic ayrilmamis ve sonunda Beyoglu'nda "Krepen meyhaneleri" arasindaki evinde son nefesini vermisti...
"Akordeoncu kadin" olarak once Cicek Pasaji'nin sembolu haline gelmisti.. Sonra da bizim Boncuk adiyla maruf Telemak Berberyan'in meyhanesine odaklanmis ve oradan cikmaz olmustu, en yasli zamanlarinda!..
Cunku, Boncuk'a, hisim, akraba ve dostlari olan "cemaat" uyeleri de gelirdi, eski Istanbul cocuklari da... Ve rahat ederdi burada, Ermenicesini patlatirdi "dedikodu" niyetine, gerektiginde istek uzerine Ermenice sarkilarini haykirirdi..
Iste, ben Madam Anahit'i Boncuk'ta tanidim 80'lerin sonunda.. "Anahit yazilari" kaleme almisim defalarca, belgesellere konu etmisim pek cok kez... Hatirlamaya calisiyorum da Anahit"li Boncuk'a Sezen Aksu'yla da gitmisiz, Arif Keskiner'le de Ara Guler'le de, mektep arkadaslariyla da, bizim "kahir mektebi"ne donusen meslekten arkadaslarla da ...
Ve makineler taniktir ki, Anahit, tum bu aksamlarda muhakkak ki bir fotograf karesinin kosesindedir... En gulec haliyle, en has pozlariyla, en beyaz disleriyle.. Oyle ya bir sohbetimiz sirasinda keyifle anlatmisti.. "Nebil Beycigim, sahneye cikiyoruz, agzimiz bir karis sarkilar soyluyoruz, paraya kiyip 32 disimi beyazlattim. Nasil?"
Aslinda muhtesem tanikliklar barindiriyordu hafizasinda.. "Baska bir bahar"da anlatilir belki ama.. Mesela, malum 6-7 Eylul olaylarinda yillar boyu akordiyon calip nese verdigi insanlarin nasil bir gecede "kurt"a dorustugu.. Mesela, sanattan kimi "buyuk adam"larin uc kadeh ardindan nasil da kuculdukleri.. Ve babasi icin "O kadar nefret ettim ki, cenazesine gitmedim"demek zorunda kalisinin ayrintilarini..
Neyse, hayat bu ya muhabir arkadaslardan ogrendim ki Anahit'in cenazesi de aslinda kendisine yakisan cinsten kalabaliga tuaniklik etmemis.. Aslinda ne de guzel olurdu Kilise avlusu'nun sokak cocuklariyla, Beyoglu cocuklariyla ve se-i muhabbetyillar geciren Anahit dostlariyla dolup tasmasi..
Simdi ne demeli
Topragin bol olsun Madam Anahit..
Artik alkislar tukendi. Cicek Pasaji'nin isiklari sondu O'nun icin. O artik Tanriyla basbasa". Boyle soyluyordu Beyoglu Balik Pazari'ndaki Uc Horon Ermeni Kilisesi'nin rahibi cenaze toreninde Madam Anahit icin. Ermeni cemaatinin taninmis bir ailesinin kizi olarak Istanbul'da dunyaya gelen Madam Anahit, kucuk yasta gonul verdigi akordeonuyla son 40 yilini Beyoglu, Cicek Pasaji ve Nevizade'de gecirdi. Hayatini akordeon calarak kazanarak 3 cocuk yetistirdi. Asil adi Anahit Yulanda Varan, ama herkes onu Madam Anahit olarak taniyordu. 78 yillik yasantisinin son iki ayinda kalp yetmezligi, seker ve bunlarin yani sira yakalandigi siroz hastaligi nedeniyle buyuk acilar icerisinde gecirdi. Son bir aydir Taksim Ilkyardim Hastanesi'nde tedavi altindaydi. Ancak Madam Anahit onceki gun hayata gozlerini yumdu. Dogup buyudugu Beyoglu'ndaki Uc Horon Ermeni Kilisesi'nde bir cenaze toreni duzenlendi. Yillarca yuzbinlerce insanin gozlerinin onunde hayatini surduren Madam Anahit'in cenaze torenine katilanlarin sayisi ise 30 kisiyi gecmedi.
MADAM SON ROPORTAJINDA BOYLE SOYLEMISTI
Bir hayvanlari severim bir de akordeonumu
Beyoglu'nu ve ozelliklede Cicek Pasaji'ni bilenler 'akordeonu' omuzunda asili masalari dolasan Madam Anahid'i de kendilerinden biri gibi gorurlerdi. Seker, kalp yetmezligi ve siroz nedeniyle yasaminin son gunlerinde Taksim Ilk Yardim Hastanesi'nde tedavi altina alinmisti. Temmuz ayi sonlarinda Madam Anahid son roportajini Beyoglu Gazetesi'ne hasta yataginda vermisti. Hastanede kendisiyle gorusmeye gelen muhabirlere siroz nedeniyle sisen karnini gostererek "Iki ay omrum kaldi. Ama ben olumden korkmam, kabullendim"diyordu Madam Ananit...
* Akordeon calmaya ne zaman basladiniz ?
Calmaz olaydim. Buyukada'daydik. Yorgo adinda bir genc akordeon caliyordu. Asik oldum ve anneme akordeon calmak istedigimi soyledim. Yuksekkaldirim'da muzik aletleri satan Papa Corc'a gittik. 80 lira verip akordeonu aldik.
* Beyoglu'na ne zaman geldiniz?
Dogma buyume Beyogluluyum. Tarlabasi'nda oturuyorduk. Basimiza gelmeyen kotuluk kalmadi. Dalan doneminde evlerimiz yikildi. Sonra cahil insanlarin haksizliklari... Ermeni cemaatinden taninan bir aileden geliyorum. Annemin babasi Hazine-i Hazira'da mufettislik yaparmis. Beni annem yetistirdi. Annem ozel dersler alarak piyano calmayi ogrendikten sonra Amerika'ya giden gemilerde calmis. Sahane bir anneydi o...
* Sokakta calmaya nasil karar ve O donemin Beyoglusu'ndan aklinizda neler kaldi?
Mekanlarda hicbir fark yok ama insanlar cok degisti. O zaman kibar ve saygiliydilar. Simdi ne yasliyi ne de hayvani taniyorlar. Gavur diye hitap eden kendini bilmezler bile var. Kimlerin eglencesine eglence katmadim ki. Ayhan Isik, Kemal Sunal ve adini hatirlamadigim bircok sanatci beni tanir. Gecelere kadar calisirdim. Hayatta bir hayvanlari severim bir de akordeonumu. "Papatya gibisin"i caldigimda baska bir yerlere giderim. 78 yillik bu kadin neler gormedi ki. Akordeonumu elime aldigimda asklarim da aklima gelir huzunlerim de...
Anayurdu Beyoglu'ydu
Yakasindaki kirmizi gulun rengi dudaklarina yansirdi. Dudaklarinin kirmizisi yanaginin gamzesine...
Gogsunun siginagina aldigi akordeonu ile Cicek Pasaji'nin variller uzerine kurulmus masalari arasinda dolasir, uyarina getirdiginde bir sandalye ceker altina, Pasaj'in gokyuzune acik tavanini akordeonunun nagmeleriyle suslerdi. Beyoglu cihetinin "Madam Anahit"i o...
Anayurdu Beyoglu'ydu. Calisma mekani Cicek Pasaji...
O Pasaj ki, onun gencligine yasit genc gunlerinde simdinin "uzun" masalari yerine bira ficilari uzerinde icilirdi.
Hayri usta yelek cebinde bir mendil, elinde kucuk bir keski ve cekicle Nacar marka kol saatlerinin arkasina yazilar yazardi.
Mahmut usta buzlu bademiyle masalar arasinda dolasirdi. Ve Madam Anahit...
Her zaman tiril tiril giysiler icinde, sol yakasinda bir kirmizi gul, sanki sevgisini ve sevdasini gozbebeginin isigindan anlamis gibi, sevdiklerinin masasina ilisir, akordeonunu calmaya baslardi. Cicek Pasaji, yangindan sonra biraz daha yaslaninca Anahit de yaslanir olmustu.
Hatta kuskundu de...
Son yillarda yeni yurdu Nevizade idi. Ama gokyuzu, bir avize misali artik ruhunu aydinlatmiyordu. Gencliginin heyecani asabiyetiyle yer degistirmisti sanki.
Masasina cagiranlari begenmezse, "ictigine meze olmam" diye cevapliyordu.
Fakat o halde bile ne yakasinda gul, ne dudagindaki kirmizinin golgesi degismemisti.
Hava, poyrazin yagmuruyla renk degistirse de Bogaz'in yolunu tutuyor, artik Kurucesme mi olur, Tarabya sahili mi olur, firfirli mayosuyla denizin serinligine birakiyordu bedenini...
Evi, bir objeler, ozellikle de her cinsten kumaslarin muzesiydi.
Gonlunun her turden muzigin muzesi oldugu gibi... Madam Anahit de Beyoglu'nun yakin tarihinin yok olan renkli simalarinin ani defterine yazdirdi adini... Beyoglu'nun o cok renkli renklerinden biri daha soldu. Yeni anayurdunda ruhu akordeonun sesi ve yakasindan dusurmedigi gulunun kokusuyla ferahlik bulacaktir bundan sonra... Her seveni gibi ben de ozleyecegim.
Nebil OZGENTURK- REFIK DURBAS - Murat KEKLIKCI
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|