|
 |
|

SERVET YILDIRIM
Åžaka gibi
Her biri derya olan usta kalemlerin tavlanın şans oyunu olup olmadığını günlerce tartıştıkları bir ülkede yaşıyoruz. Belki farkında değiliz ama farklıyız. Sorunları bile daha farklı yaşıyoruz. Otuz yıldır yüksek enflasyonla boğuşuyoruz ama enflasyon hiç bir zaman aynı sorunları yaşayan Latin Amerika ülkelerindeki gibi hiper enflasyon düzeyine, yani yüzde binlere ulaşmadı. Bu konuda dünyada bir benzerimiz daha yok. İktisatçılar bile henüz bu işin sırrını çözebilmiş değiller.
Alın şu IMF meselesini. Daha önce IMF ile 17 program başlatmış, parayı almış ancak programları yarıda bırakmışız. Diğer bir deyişle geçmişimiz parlak değil; sabıkalıyız. Buna rağmen, ne yapıp edip IMF'den son üç yılda 30 milyar dolara yakın kredi alabilmişiz. Hem de kotamızın, yani normalde alabileceğimizin kat ve kat üzerinde. Bu konuda da dünyada benzerimiz yok. Bu işin de sırrı henüz çözülebilmiş değil.
Türkiye'ye "şaka gibi bir ülke" yakıştırmasını ilk defa Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ve beraberindeki heyetin ünlü "Bağdat çıkarması" sırasında duymuştum. Batılı bir meslektaşım düşünmüş taşınmış ancak nedenini bir türlü bulamamıştı
Bir ülke neden birkaç haftalık ömrü kalmış bir yönetimle ticareti artırmak için görüşmeler yapar? Düşünsenize; Amerika binlerce askerini, tankını, topunu bölgeye yığmış ve saldıracak. Saddam'ın yıkılması an meselesi. Böyle bir atmosferde devlet bakanımızın başkanlığında yüzlerce Türk işadamı Bağdat'a gidip, birkaç hafta içinde resimleri arananlar listesini süsleyecek insanlarla görüşerek ticaret imkanlarını artırmaya çalışıyorlar. "Şaka gibi değil mi" demişti, meslektaşım. "Yoo, ne var bunda" diyemedim.
Maddenin 4 hali
İlk duyduğumda çok gülmüştüm. Maddenin dört hali vardır; katı, sıvı, gaz ve Türk. Her şeyi farklı ve aşırı yaşıyoruz.
Ekonomi bir yıl rekor seviyede daralıp ertesi yıl rekor seviyede büyüyebiliyor. Son yıllardaki tartışmaları hatırlayın. Önceki yıl şiddetle küçülen ekonomi geçen yıl herkesi kıskandıracak bir hızla büyüdü ancak iktisatçılar büyümenin kaynağı konusunda bir türlü hem fikir olamadılar. Aynı şekilde liranın dolar karşısında son aylarda gösterdiği müthiş performansın sırrı da çözülemedi. Bir yerlerden Türkiye'ye para giriyor olmalı ancak nereden geldiği konusunda ne bir görüş birliği oluştu ne de "tamam işte bu" dedirtecek bir giriş bulundu.
Seçim kazanmanın yolu
Örnekleri uzatmak mümkün. Mesela yükümlülüklerine yüzde 100 kefil olduğunuz bir bankacılık sistemini yeterince denetlememek bize özgü bir şey olsa gerek; ya da yap-işlet-devret projelerinde verilen garantiler nedeniyle boşa akan suya milyonlarca dolar ödemek. Dünyanın başka hangi ülkesinde seçimlere kısa bir süre kala şehri şantiyeye çevirerek seçim kazanmak mümkündür? Neyse, fazla uzatmadan biz yine ana konumuza dönelim. Bence tavla bir şans oyunudur ancak "şans oyunu değil" diyenlere de saygı duyuyorum...
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|