|
 |
|

MEHMET BARLAS
Kadın gazeteciler de fazla erkeksi çıktı!..
Elbet 21'inci yüzyıl, geçen yüzyıllardan çok farklı olacak.
Bilimde, teknolojide, siyasette öylesine büyük gelişmeler ve öylesine müthiş bir değişim yaşanıyor ki, önümüzdeki yılların, geçmiştekilere benzemeyeceği kesin.
Sadece dünya siyasetinden bir örnek vereyim değişimin çapını anlamamız için.
1900 yılında dünyada 54 "Devlet" vardı.
2000 yılında ise, dünyadaki devlet sayısı 194'e ulaşmıştı.
Yani siyasette merkez-kaç kuvvetleri, belli ki bu yüzyılda artarak etkileyecek siyasal haritaları.
Evet.. Her şey değişecek bu yüzyılda.
Ama yine, doğanlar mutlaka sonunda ölecekler.
Ve yine kadın-erkek ilişkileri eskisi gibi karmaşık ve çok yönlü olarak, insanların aklını da, kalbini de etkileyecek.
Geçmiş yıllarda bir gün, gazetenin yazıişlerindeki arkadaşlarımla sohbet ediyorduk.
Herkes, ya yapmayı tasarladığı tatili, ya almayı hayal ettiği otomobili anlatıyordu. Bazılarımız çocuklarının gittiği okulları, bazılarımız da, evde eşleri ile yaşadıkları sorunları anlatıyordu.
Böyle şeyleri, yani insan olmanın gereklerini konuşuyorduk.
Bir ara dedim ki
- Biz bir araya gelince, yaşamın her alanı üzerinde konuşuyoruz. Ama ürettiğimiz gazetede sadece siyasi haberlere ağırlık veriyoruz. Acaba okurlarımızı, hayatın her yönüne ilişkin haberlerle bilgilendirmeye üşeniyor muyuz?
Gerçekten, böyle bir durum yok mu?
Düşünün mesela..
Uzun yıllardır evlisiniz. Çocuklarınız var. Eşinizle birlikte, bir aile inşa etmişsiniz.
Ve eşinizle aranızda, müthiş bir gerginlik sürüyor.
Birbirinizi görmek bile, zaman zaman sizlerde, işkenceye benzer bir eziyete sebep oluyor.
Gazeteyi alıyorsunuz elinize.
Cumhurbaşkanı Sezer, Başbakan Erdoğan'ın elini sıkarken, başını başka tarafa çeviriyor. Bunu fotoğrafta bile görebiliyorsunuz..
Acaba Sezer-Erdoğan gerginliği mi, yoksa sizin eşinizle olan gerginliğiniz mi, aklınızı daha fazla işgal ediyor?
Gerçekten manşetleri atan yazıişleri kadrolarının, biz köşe yazarlarının, habercilerin, siyasetten başka ilgilendikleri konu yok mu bu dünyada?
Siyaset dışı haberler de, ille vıcık vıcık tele-vole türü magazin mi olmalı?
Ben basının bu eksiğini, sayıları artan kadın gazetecilerin ve kadın köşe yazarlarının dolduracağını sanıyordum.
Ama onlar da çoğunlukla, erkeksi çıktılar.
Oysa kadın, erkekten daha çok ayrıntılara inebilir.
Kadın daha yumuşak kalplidir.
Kadının genlerinde, annelik bilgisi vardır ve erkekten daha çok affedicidir.
Oysa kadın gazeteci kuşağımız, genellikle erkeklerden daha acımasız, iğneleyici ve siyaset tutkunu çıktı.
Bir aya yakın süredir, Bodrum'da, tatil ortamındaki insanların rahatlığı içinde, çeşitli kesimlerle konuşuyorum.
Hemen herkesin kendisine veya ailesine ilişkin sorunları, siyasetin çok önünde konuşuluyor.
Uzun yıllar bir arada yaşayan çiftlerle sohbet ederken, erkeklerin de, kadınların da kendilerine özgü bunalımlar yaşadıklarını ve bunu
Birbirlerine yansıtmadıkları için, bunalımların çaresizliklere, streslere dönüştüğünü hissediyorsunuz.
Türkiye'de kadınlarla erkekler arasında, müthiş bir diyalogsuzluk var.
Bu yüzden, erkekler erkeklerle bir araya gelince kadınları çekiştiriyorlar. Kadınlar da, herhalde erkekleri çekiştiriyorlar aralarında.
"Güzin Abla" köşelerinden öteye, acaba basın bu alana nasıl girebilir?
Her sonradan servet sahibi olan erkek, ille de, karısının dışında bir kadında mı, egosunu tatmin etmelidir? Acaba eşler, birbirlerinin başarısını kutsamayı bilmiyorlar mı?
Bugün bunlara takıldım.
Oysa, siyaset yazmalıydım.
ÅžAKA
Vecize üretimi!
Müteveffa milyarder armatör Onassis şöyle demiş
- Kadınlar olmasaydı, paranın hiçbir anlamı olmazdı!
Ben de diyorum ki
- Kadınlar ve para olmasaydı, erkeklerin hiçbir anlamı olmazdı!
YALNIZLIK
En fazla neden korkulur?
Yıllar önce aktör Robert Morley'in "Korkular" adlı kitabını okumuştum.
Buna göre, insanlar en fazla kalabalık önünde konuşma yapmaktan korkarmış. Eşinden ayrılmak veya boşanmak hapse girmek, sonra gelen korkularmış..
"Ölüm Korkusu" bunlardan sonra gelirmiş.
Bunca yaşanan yılın ve deneyimin ertesinde, en fazla korkulması gereken şeyin, "Yalnızlık" olduğunu düşünüyorum.
Çok fazla sayıda yalnız insana rastlamaya başladım.
İnsanlar, sade problemlerini ve kederlerini değil, başarılarını ve neşelerini de, birileriyle paylaşmak ihtiyacındadır.
Arkadaşlık, çift taraflı bir yoldur.
Verdiğiniz kadar alırsınız dostluğu, sevgiyi ve arkadaşlığı..
Sadece "Ben" diyenler, arkadaş değil, hizmetçi aramalıdır.
Acaba hızlı kentleşme ve birbiri ardınca yaşanan sosyo-ekonomik krizler mi, çoğu insana, "Arkadaşlık" denilen o müthiş zenginliği unutturdu?
O kadar çok yalnız insana rastlıyorum ki..
Mesajlarınız için:
mbarlas@sabah.com.tr
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|