|
 |
|

ALİ KIRCA
Kaos
Irak, çok farklı kültürlerin, mezheplerin ve etnik toplulukların bir arada yaşadığı bir mozaikti... Ancak, özgürlüklerin değil; diktatörlük "çimento"sunun bir arada tuttuğu bir bina gibiydi...
Çimento parçalanınca bina da çöküyor şimdi...
Necef'te dün meydana gelen patlama ve katliam görüntüleri, bundan sonra meydana gelebilecek daha büyük olayların habercisidir ancak...
ABD'nin askeri varlığının da, o mozaiği yeniden bir araya getirmeye gücü yetmeyecektir ne yazık ki...
Çünkü, bir kere kapalı kutunun kilidi kırılmıştır...
Arı kovanına çomak değil, bomba atılmıştır...
ABD askerleri, Irak coğrafyasına, fincancı dükkanına giren fil sürüsü gibi dalmıştır...
Kırıp dökerek...
Oysa "Gordion"un kör düğümünün başka türlü çözümleri de olmalıydı...
Bağdat'taki diktatörlük de yıkılmalıydı elbette... Bütün diktatörlükler gibi...
Etnik ve kültürel çeşitliliğin oluşturduğu mozaikler, özgürlüklerin çimentosuyla tutunabilmeliydi ayakta...
Ama daha işin başında kırıp dökerek değil...
Şimdi "şahinlerin şahini" bile yanlış yaptıklarını "itiraf" ediyor...
Karanlıklar Prensi Richard Perle diyor ki;
"Irak'ta hata yaptık... En büyük hatamız savaş öncesi Iraklılar'la işbirliği yapmamaktı... Şimdi yapılacak olan, iktidarın en kısa sürede Iraklılar'a devredilmesidir!"
İktidarın Iraklılar'a devredilmesi ve ABD'nin bir an önce, deyim yerindeyse "apar-topar" Irak'tan çekilmesi...
Washington'ın "arkadaki" planı bu...
Kısa süre sonra Amerika yeniden 11 Eylül'ü hatırlayacak...
Başkan Bush, anma törenlerinde kürsüye çıkacak ve muhtemelen- şöyle diyecek
"Teröristlere gereken ceza bulundukları yerde verilmiştir.. Saddam devrilmiştir.. Teröristlerin bir daha ABD'yi ve medeni alemi tehdit etme imkanları ortadan kaldırılmıştır.."
"Misyon ve amaç" gerçekten de buydu..
ABD'nin ne Irak'a demokrasi getirmek, hatta ne de uzun vadede Irak petrollerine hükmetmek gibi "birincil" hedefleri yoktu..
Temel hedef 11 Eylül'le "ulusal gurur ve onur"u yaralanan ve "asrın travma"sını yaşayan Amerikan halkının ayaklarının önüne bir "Pirüs zaferi"nden getirilmiş beyaz bayrağı serebilmekti..
Geride "telafi"si zor bir kaos bırakarak..
Şimdi hergün cenazeler taşınıyor ABD'ye..
Ve seçimlere bir yıl kala; Bush'a verilen destek yüzde 80'lerden yüzde 50'lere düşüyor..
Daha önce adı duyulmamış Demokrat bir aday, hızla yükseliyor.. Vaadettiği tek şey, ABD'nin Irak nedeniyle uluslararası alanda sarsılan prestijini ayağa kaldırmak ve "medeni dünya"yla ilişkilerini onarmak..
Yani özeti şu.. Irak işgali; 21. yüzyıl dünyasını "inşa etme"ye çalışan süper güç ABD'nin uygar toplumlar ve çağdaş insanlar tarafından desteklenmesi gereken o meşhur projesinin parçası değildir.. Göreve geldiklerinden bu yana "insanlık" adına "yanlış" işlere imza atan "Bush ve adamları"nın "acemi siyaseti"dir sadece..
Ve herkes de biliyor ki, yönetimde Bush ve adamları değil de Demokratlar olsaydı, bugün dünya "başka bir dünya" olacaktı..
Olup bitenler, bütün Amerikalılar'ın üzerinde hem fikir olduğu bir "Amerikan milli siyaseti"nin sonucu filan değildir..
Bugün Irak politikasıyla ilgili "sağduyu"lu eleştirilerde bulunanların da, "Amerikan düşmanlığı"ndan değil, olsa olsa "anti-Bush cephesi"nde yer alışlarından söz edilebilir..
Irak'a asker göndermeyi tartışan iktidarların, yalnızca Irak'taki "dermansız kaos" ortamının risklerini değil; seçim sonrasında Washington'da değişebilecek dengeleri de hesaba katmaları gerekir.. Kendilerini bir anda, yeni Amerikan yönetimi karşısında ve "yanlış at"a oynayanların arasında bulmaları işten bile değildir..
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|