|
 |
|

YAVUZ SEMERCİ
SPK, ÇEAŞ gerçeğini kiminle paylaştı?
SORU Sermaye Piyasası Kurulu, ÇEAŞ ve KEPEZ'de imtiyaz sözleşmesine aykırı faaliyetleri tespit etti mi?
YANIT Evet
SORU SPK, ne zaman bu tespiti yaptı?
YANIT İlk tespit Hürriyet Gazetesi'nin "Cesur Yürek" adını verdiği eski SPK Başkanı Muhsin Mengütürk zamanında yapıldı. Aynı bulgular Doğan Cansızlar'ın yönetiminde de gündeme getirildi. Yani 2000 ve 2001 yılında SPK bu riski biliyordu.
SORU "Cesur Yürek" ve Doğan Cansızlar bu bilgileri kiminle paylaştı?
YANIT Enerji Bakanlığı'yla... SPK ve bakanlık arasında yazışmaların biri gitti, biri geldi...
SORU SPK, 3 kuruşluk manipülasyona karışmış kişileri bile kamuoyuna duyururken, binlerce yatırımcıyı ilgilendiren bilgiyi kamuoyu ile paylaşmadı mı?
YANIT Hayır. SPK, tespitlerini tüm çıplaklığı ile kamuoyuna açıklamadı. Böylece, SPK, kanunun kendilerine verdiği; yatırımcıların hak ve çıkarlarını korumak için piyasanın güven, açıklık ve kararlılık içinde çalışmasını sağlama görevini yerine getirmedi. Hizmet kusuru işledi.
SORU ÇEAŞ ve KEPEZ hakkında örtülü kazanç da dahil olmak üzere bilmem kaç yüz ayrı dava açan, 1994 yılında 558 sayılı kanun hükmünde kararname çıkarıp, şirketin yönetimine el koyan, bu kararnamenin Anayasa mahkemesi tarafından iptal edilmesiyle, şirketi terk eden SPK'ya "Hizmet Kusuru" işledi demek ağır bir suçlama değil mi?
YANIT SPK'nın kamuoyuna duyurduğu ve incelediği konuların hiçbiri "sözleşmesinin" iptal edilebileceğine yönelik değildi.
Dolayısıyla yatırımcılar ellerindeki hisse senetlerinin "çöp olacağı" ve büyük bir risk taşıdığı bilgisinden haberdar olamadılar. Sadece "ima" düzeyinde resmi olmayan bilgiler edindiler.
SORU TSPAKB, (Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşlar Birliği) SPK'nın tavrını neden eleştirmiyor?
YANIT Birliği oluşturan aracı kuruluşların yetki belgesini SPK veriyor. SPK ile dalaşmak, "yaz ortasında zincir ve çekme halatı soran trafik polisiyle" karşılaşmaya benzer. Bu nedenle SPK'yı sorgulamak yerine, gelirleri enerji hasılatından sağlanan bir fon kurularak mağdurlara ödenmesini istiyorlar.
ÇEAŞ'ın yüzde 26'sı Uzan ailesinin kontrolünde. Geri kalan hisseler ise yatırımcılara ait. Bu hisse senetlerinin önemli bölümü aracı kurumların kendi portföylerinde duruyor.
Yani ÇEAŞ'ta canı yananların arasında onlar da var. Çözüm önerilerinde bu faktörün etkili olduğunu hesaba katmak gerekir.
SORU Binlerce yatırımcı kaderleriyle baş başa mı kalmalı?
YANIT Elbette hayır. Bir kere bu şirketler tüzel kişiliğe sahip. Devlet, ÇEAŞ ve KEPEZ'in aktiflerini (dönen ve duran varlıklar) kaptı. Pasiflerini (borçları) bıraktı. Bankadaki 50 trilyon nakit para ile 1 milyar dolara mal edilen Berke Barajı da dahil 11 baraja el koydu. Sadece Berke yıllık 2 milyar kilovat saat elektrik üretim kapasitesiyle 260 trilyon getiri sağlıyor. Devletin el koyduğu bu varlıklar, şirketin yatırımcılarına dağıtılmayan temettü ve bankalardan sağlanan krediler ile gerçekleştirildi.
Bu iki şirketin varlıklarına bedelsiz el konulması insan haklarına da, hukuka da aykırı gözüküyor. En azından bu bedellerin ödenmesi ve bu paraların borçların kapatılması ve ortaklara (Uzanlar da dahil) temettü olarak dağıtılması gerekir.
Yatırımcılar kendilerini yeteri kadar bilgilendirmeyen SPK aleyhine tazminat davası açmalı. Ayrıca "idare"nin el koyma işleminin hukuka aykırılığı konusunda yargıya başvurmalı.
Pek çok insanla konuştum. Edindiğim bilgiler ışığında sorular ve yanıtlarla olayı irdelemeye çalıştım. Devam edeceğim...
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|