kapat
28.08.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

GREENCARD

İLKER SARIER


Tavlada şans mı ustalık mı hakim?

SABAH yazarı Mehmet Barlas, tavla tartışması açtı, çok da iyi yaptı.

Bir sürü meselede, kan ter içinde kalan Türk düşün alemi böylece bir mola alma şansı yakaladı.

Bu faydalı molaya, önce Emre Aköz ile Ali Saydam, ardından da ekonomistler Deniz Gökçe ile Asaf Savaş Akat katıldılar. Bizim elimiz sanki armut topluyor.

Mehmet Barlas, tavlanın bir "şans oyunu" olduğunu söylerken gerçi haksız değildi ama "Türkler'in tavlayı çok sevdikleri"teziyle, entelektüelizm ile tavla sevmek arasında bir "ters orantı" ima etmesi bizzat kendisiyle çelişti. Mehmet Barlas, gerçekten entelektüel bir gazetecidir ama tavlayı da çok seviyor. Demek ki, entelektüeller de tavla sevebilirler.

Emre Aköz ile diğer ekonomistler, yazılarında o kadar fazla "istatistik gerçeği" aktardılar ki, çok sayıda vatandaşın tavladan nefret etme tehlikesi başgösterdi.
Barlas'ın, "Bu oyun yüzde 95 şanstır" demesi üzerine, Emre Aköz'ün "kozların ancak uzun vadede paylaşılabileceğini" anlatarak, tavlacılara "20 yıl oynamalarını" teklif etmesi müstehzi bir hoşluk yarattı.

Bendeniz, ekonomik krizler yüzünden deli gömleği giyecek hale gelmiş okurlarımızın "akıl sağlığını" her şeyin üzerinde tuttuğumdan konuya bilimsel libas giydirmeyeceğim, merak etmeyin.

Tavla bence, hem çok basit, hem de karmaşık bir oyundur.

Kazanmanın temel faktörü, "zar bileşimlerinin hangi sıklıkta geleceği" değil; oyuncunun "ihtiyacı olan" bileşimin "o anda gelip gelmediği"dir.

Bir tek "penç" kapısına zar atıyorsanız farzımisal, bir dübeş hayat kurtarır, düşeş ise geleceğinizi söndürür. Fakat bu da yetmeyebilir...

Önemli olan "uygun" zarların "art arda" gelmesidir.

Bu anlamda tavla oyunu, bir "kombinasyon" oyunudur. Zarların kurduğu bu kombinasyona "uygun" oynarsanız becerikli oyuncu olursunuz, zarların "etkinliği" artar. Aksi halde karşı tarafa hizmet edersiniz. Yani tavlada iki oyuncunun becerileri arasında da "korelasyon" vardır. A'nın şapşallığı B'yi "usta" yapabilir. Yani, iki rakip, herhangi bir tarafın kazanması için el birliği etmiş olabilirler.

Öte yandan iki tarafa da "mükemmel zarlar" gelebilir. Denge devamlı değişir. Karşılıklı berbat zarlar gelir, denge yine sürekli değişir.

Tavlayı cazip ve ilginç kılan şey de bu sürekli değişkenliği ve dinamizmidir.

Entelektüellerin de tavlayı sevmesi bununla açıklanabilir.

Tavlayı "basit bir oyun" gibi gösteren faktör "zarın hakimiyeti"dir. Ama hem eğlenceli ve gerçekte "karmaşık" yapan da budur.

Tavlada, başka faktörler de vardır. Yüksek statülü oyuncu ile onun maiyetindeki bir oyuncu eşit şartlarda rekabet edemeyebilirler. Misal, bir general ile tavla oynamak bu açıdan zordur. 12 Eylül'de oynamak daha da zordur. Yensen bir derttir, yenilsen bir dert. Patronu tavlada sürekli yenmek gibi mesela... Bir gün mutlaka acısı çıkar.

Tavlanın "popülerliği", insanların ruhundaki "iddiacılığı" her dem "bileyli" tutabilmesinden, bir tarafın tartışmasız üstünlük sağlayamamasındandır. Tavla "yükseltici"dir üstelik. Yüksek "rütbeli" biri, sizinle oynamayı kabul ederse, bir süre için onunla "eşitmiş gibi" olursunuz, yararları saymakla bitmez.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır