kapat
28.08.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL

GREENCARD

SOLİ ÖZEL


Bu mülk kimin?

İktidar/güç alışkanlık yapar. Kurtulması zordur. Ancak lastik reklamında da sloganlaştırdığı gibi "Kontrolsüz güç, güç değildir". İktidarın en önemli, aynı zamanda da ulaşılması en zor kurallarından birisi, iktidarın sınırını doğru tanımlamaktır. Duracağınız noktayı susacağınız saati doğru kestiremezseniz, gücünüzü tüketmeniz işten değildir.

Üstelik bir dönem için geçerli sınırlar bir başka dönemde geçerli olmayabilir. Zira bağlam değişmiştir, oyuncular farklılaşmıştır, koşullar yeni tür ilişkiler gerektirmektedir.

İktidarın/gücün kaynakları, sembolleri kullanılmasının araçları vardır. Kaynaklar arasında şiddet, para, kurum/örgütlenme ve bilgi bulunur. Şiddet, para ve bilgiye sahip kişi gücünü bunları kullanarak sağlar.

Kurum içinde güç sahibi olmak kişisel beceriye bağlıdır. Ancak dışarıya yönelik iktidar yansıtmalarında kişinin kurumun gücünden istifade etmesi söz konusudur. Çoğu zaman bir kişinin gücünün kendisinden mi, yoksa ait olduğu kurum/örgütten mi kaynaklandığı tam anlaşılamaz. Yalnızca bazıları kurumla ya da kurumsuz etraflarında güç hanesi yaratabilirler.

Dolayısıyla tarih içinde nice muktedir, kurum dışı kaldıklarında güçsüzleşmenin getirdiği derin melankoliye gömülebilirler. Kurumun sembollerinden iktidar haznesinden yararlanamadıklarından kişisel becerileri güçlü bir aktör olarak kabul görmelerine yetmeyebilir.

Meşruluk koşullara bağlı
Her siyasi sistem, bir iktidar yapısını yansıtır. Bunun kalıcılığı gördüğü kabule, daha doğrusu toplumun gönüllü rızasına bağlıdır. Yani bir iktidar yapısının sürekliliği meşruluğuyla doğru orantılıdır. Meşruluğun sürebilmesi çeşitli koşullara bağlanabilir. Bunların başında da zaman ve mekan içinde yaşanan değişimlerin sisteme yedirilebilmesi gelir.

Kendilerini yenileyemeyen sistemler çökmeye mahkumdur. Bugünün dünyasında bu sözü yorumlamaya kalkarsak demokratik değerlere uyum sağlamanın meşruiyet için gerekli bir koşul olduğu söylenebilir.

Yukarıdaki kısa özet bağlamında bugün Türkiye'de yaşananın bir iktidar devri olduğunu söylemek mümkün. Halkın ezici çoğunluğunun düzeni sağladığı için desteklediği, kullandığı şiddetin dozuna aldırış etmediği 12 Eylül darbesinin kurduğu iktidar yapısı artık Türkiye'ye dar geliyor. Askeri rejimin hazırladığı anayasa, o anayasanın felsefesi ve kurumları ülkeyi boğuyor.

Bu süreçte fırtınalar kopacak
AB uyum süreci çerçevesinde gerçekleştirilen reformları bu bakımdan yalnızca dışarıdan gelen baskılarla açıklamak kolaycılık olur. Askeri vesayet dönemi bitmekte, siyasette sivilleşme başlamaktadır. Bu süreç pek çok nedende sorunsuz ya da itiş kakışsız geçmeyecektir. Özellikle laiklik ve etnik milliyetçilik konusu etrafında muhtemelen fırtınalar kopacaktır.

Toplumun bugün vardığı gelişme, bilinç ve siyasi olgunluk düzeyinde bu meselelerin hallini sivillerden beklediği aşikardır. 12 Eylül'de Türk-İslam sentezini kendisine dayatmış olanların şimdiki kızgınlıklarını da toplumun pek kaale almadığı ortadadır. Dolayısıyla Türkiye artık normal bir demokratik ülke olmanın gereklerine uygun hareket etmeyi öğrenmelidir.

Kaldı ki Türkiye'nin kollektif aklı yalnızca devletin aklından ibaret de değildir.

Bu bakımdan Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün Salı günkü konuşmasında altını çizdiği çağın dışında kalmama ve daha olgun bir fikri yapıya sahip olunması gereklilikleri Türkiye'nin tümü için geçerlidir.

Bu hedefe yönelirken değişimi sindiremeyenlerin görevi devretmeleri belki yaşanan tarihi an açısından da önemli bir şanstır.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır