kapat
27.08.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL

GREENCARD

Denizde 52 saat boyunca yardım istedi

Ayvalık açıklarında üç gün dalgalarla boğuştuktan sonra kurtarılan 15 yaşındaki Uğur Kılıç, dehşet dolu 52 saati yeniden yaşar gibi konuştu "Tuzlu su içip, başımı ıslatarak sıcaktan korundum. Beni en çok da yiyecekmiş gibi yaklaşan martılar korkuttu"

Hastanedeki yatağına uzanmış incecik bir beden. Yaşadığı korkunun izleri güneşten kavrulmuş yüzüne sinmiş. Tedirginliği her halinden belli oluyor. Uğur Kılıç'tan söz ediyoruz. Altınova'nın Altınköy Sitesi'nden arkadaşı Çınarlı Meslek Lisesi öğrencisi Tansel Kılcı ile birlikte botla denize açıldıktan sonra kaybolan ve 52 saat sonra Foça Hayırsız Ada açıklarında baygın halde bulunan Uğur Kılıç'la konuşuyoruz. Dehşet saatlerini anlatırken faltaşı gibi açılıyor gözleri.

Karaya çıkartıldıktan sonra Foça Devlet Hastanesi'nde tedaviye alınan ancak tetkik ve yoğun tedavi için İzmir Yeşilyurt Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Kılıç, kabus gibi geçen 52 saatte deniz suyu içip, başını sürekli ıslatarak sıcaktan korunduğunu söylüyor. En çok da kendisine saldıracakmış gibi sesler çıkartıp, bota yaklaşan martılardan korktuğunu söylüyor.

KÜREKLER KAYBOLDU
Su kaybı nedeniyle de halsizlik ve yüksek ateş belirtileri görülen Uğur Kılıç, zorlanarak anlatıyor o günü

"Arkadaşım Tansel Kılcı ile denize açıldıktan sonra evimizin karşı tarafında bulunan Kum Adası'na gittik. Değişerek kürek çektik ve adaya çıktık. Kenarda yüzmeye çalıştık. Tansel bana dalmayı öğretiyordu. Akşam üzeri bota binip geri dönmek istedik. Ancak kürekler denize düştü. Tansel birkaç kez dalmasına rağmen bulamadı. Ellerimizi kürek gibi kullanarak sahile ulaşabileceğimizi düşündük. Ancak bir süre sonra dalga çıktı; botumuz kıyı yerine açığa doğru sürüklenmeye başladı. Hava karardı, evlerin ışıkları kaybolmaya başladı. Tansel, 'Bekle yardım getireceğim' diyerek denize atladı. Ben arkasından 'Geri dön, korkuyorum' diye bağırmama rağmen sesimi duyuramadım."

KORKULU İKİ GECE
O anı sanki yeniden yaşar gibi ürpererek bacaklarını karnına doğru çekip, elleriyle yatağı tutarak konuşmaya devam ediyor "Bir süre sonra karanlığın iyice çöktü. Geç saatlere kadar 'imdat' diye bağırmama rağmen sonuç alamadım. Gece yarısına kadar uyanık kaldım. Dalgaların bota doldurduğu suları avucum ile dışarıya atıyordum. Sabaha karşı uyumuşum. Üzerime gelen dalgalar nedeniyle gün doğumunda uyandım. Çevrede bir gemi veya tekne göremedim. Güneş yükselince sıcaktan bunaldım. İyi yüzme bilmediğim için suya girmeye cesaret edemiyordum. Bottan uzaklaşırsam asla kurtulamazdım. Deniz suyu ile ağzımı yıkadım. Mecbur kalınca da içtim. Bir ara üzerimde martılar uçtu. Yırtıcı hayvanlar olduğunu düşünerek korktum."

ANONSU DUYUNCA...
Kılıç, karanlık çöktüğünde çok korktuğunu sık sık dile getirirerek devam ediyor anlatmaya "Akşam saatlerine doğru yine halsiz düştüm; o gece de korkuyla geçti. Bildiğim bütün duaları okuyor, 'Allah'ım beni ve Tansel'i kurtar; ben günah işlemedim' diye mırıldanıyordum. Üçüncü gün de denizde yakıcı güneş altında geçti. Sık sık başımı ıslatarak güneş çarpmasından kurtulmaya çalışıyordum. Açlıktan halsiz düşmeye başladım. Bot içinde sızmak üzere iken Sahil Güvenlik hoparlöründen, 'Botta kimse var mı?' anonsunu duydum. İkinci anonsta başımı kaldırdım, hayal gördüğümü sandım; beni fark ettiler ve kurtardılar."

TANSEL DE KURTARILSIN
Sahil Güvenlik 11 Botu ekiplerince getirildiği Foça Devlet Hastanesi'nde tedavisi yapılan Uğur Kılıç'ı ilk arayan da Ayvalık'ta yaşayan halası Hatice Kılıç oldu. Halasından sevdiği yemekleri pişirmesini isteyen Uğur'un, "Halacığım çok acıktım, bana sevdiğim yemeklerden yap. Tansel de kurtulursa birlikte yeriz" demesi, hastane odasını bir anda gözyaşına boğdu.

2 metre 90 santim uzunluğundaki botta geçen 52 saatin korku ve acısının, arkadaşı Tansel'in de bulunmasıyla dinebileceğini söylüyor Uğur "Her şey, iyi vakit geçirmek amacıyla bot ile açılmamızdan sonra gelişti. Balık tutacak, denize girip hoşça vakit geçirecektik. Macera yaşamak istiyorduk. Tansel çok iyi bir yüzücü olduğu için sık sık denize giriyor, dalıyordu. Koylarda dolaşıyorduk. Aslında çok iyi zaman geçiriyorduk. Son olay olmasa unutamayacağım bir gezinti, maceralı bir yolculuk olacaktı. Ama şimdi yaşadığım korkular, çektiğim sıkıntı, çevremdeki insanların göz yaşları, hepsi arkadaşım Tansel'in de sağ salim bulunmasıyla kötü birer anı olarak kalacak."

Tansel'im bir adada bizi bekliyor
Şenay Kılcı, yaşlı gözlerini uçsuz bucaksız denize dikmiş oğlunun yolunu gözlüyor. "O yüzerek çıktığı adada bizi bekliyor" diyor

Bottan, yardım getirmek amacıyla ayrılan ve bir daha izine rastlanmayan Tansel Kılcı'nın annesi Şenay Kılcı ise sürekli göz yaşı döküyor. Oğlunun çok iyi yüzme bildiğini, bu nedenle de bir adaya çıkıp, beklediğine inandığını belirten gözü yaşlı anne Şenay Kılcı, "Oğlum çok iyi yüzme biliyordu. Denizi, yüzmeyi ve botunu çok severdi. Arkadaşını kurtarmak için denize atlamıştır. Tansel'im de geri dönecek. O da bulunacak. Onu da bekliyoruz.. Allah büyük" dedi.

ARAMALAR DURDURULDU
Bu arada, Ayvalık Sahil Güvenlik Komutanlığı'na bağlı ekipler, Tansel Kılcı'yı dün de bulamayınca arama çalışmaları durduruldu. Yetkililer, "Aramalar son verdik ama devriyelerimiz görevleri sırasında taramaya devam edecek" dedi.

YANLIŞ İHBAR HEYACANI
Öte yandan tatillerini Ayvalık'ta geçiren Alman bir ailenin 12 yaşındaki çocuklarının, "Kıyıda bir ceset gördüm" şeklindeki ihbarı sonrasında heyecanlı dakikalar yaşandı. Polis, jandarma ve sahil güvenlik ekipleri, belirtilen bölgeye giderek, ayrıntılı bir şekilde arama gerçekleştirdi. Uzun süren çalışmalar sonunda ihbarın yanlış olduğu anlaşıldı.

Erdal ÇARBOĞA - Şükrü ERCAMAT


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır