|
 |
|

Demirel: Irak'ta olmalıyız
"Milli çıkarları gereği Türkiye şu an Irak'ta olmalıdır" görüşünde olan Demirel, "PKK orada duruyor. Biz Amerika'ya 'tesirsiz hale getir' desek, ABD onları dağıtıverir mi bizim için?" diyor
'Türkiye, ABD'yle birlikte mutlaka Irak'ta olmalı." 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, SABAH'a yaptığı açıklamalarda Türkiye'nin Irak politikası ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Demirel, SABAH Genel Yayın Müdürü Ergun Babahan, Başyazar Erdal Şafak ve karikatürist Salih Memecan'ı Ulus'taki evinde kabul ederek gündemdeki konularla ilgili yorumlarını aktardı.
9. Cumhurbaşkanı Demirel, hükümetin kurulur kurulmaz izlediği "Seyirci kalamayız" şeklindeki Irak politikasının doğru olduğunu, ancak ilerleyen zamanlarda bu politikada sapmalar yaşandığını kaydederek, "Türkiye mutlaka Irak'ta olmalıdır" dedi.
Demirel, "Sonra Amerika ile konuştular, hatta bu hükümetten önce de konuştular. Bazı konuşmaları Wolfowitz yaptı. Başkaları da geldi. Anlıyorum ki bu hükümet kurulduktan sonra da bundan evvelki hükümet de Birleşik Amerika'ya "Biz savaşa karşıyız. Karşıyız ama eğer savaş mutlaka olacaksa biz Amerika'yı yalnız bırakmayız" gibi birtakım ümitler verdi" görüşünü belirtti.
MİLLETVEKİLLERİNİN TALEBİ
ABD yönetiminin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı hiçbir sıfatı yokken ülkeye davet ettiğini de anımsatan Demirel, "Ama neler konuştular bunlar açıklanmadı. Ama şu intiba hasıl oldu ki, kendilerine Türkiye üzerinden bir cephe açılması halinde Türkiye'nin de kendileriyle beraber olacağı intibaı verildi. Verildi ki şu limanlarınızı, hava meydanlarınızı, askeri tesislerinizi düzeltelim talebinde bulundular. Gelin düzeltin denildi. O 1 numaralı tezkereydi aslında" diye konuştu.
"Sonra 2 numaralı tezkere dediğimiz tezkere, tamamen Kuzey Irak'a Türkiye'den bir cephe açmayı öngörüyordu. Bu tezkereyi de bizim hükümet hazırlamıştı. Yani başka birisi hazırlamamıştı" diyen Demirel, bu sırada çizilen zig zagların Türk-Amerikan ilişkilerine zarar verdiğini kaydetti.
BÖLGEDEKİ EN GÜÇLÜ DEVLETİZ
Bu güvensizliğin hala onarılmadığnı kaydeden 9. Cumhurbaşkanı, bu konuda yalnızca Türk tarafının değil, ABD yönetiminin de kusurlu olduğunu belirtti.
Türkiye'nin şimdi yapması gereken şeyin ileriye bakmak olduğunu kaydeden Demirel, izlenmesi gereken politikayı şöyle anlattı; "İleriye büyük bakarken sadece Irak'ta değil, Körfez'e, İran'a, Kafkasya'ya, Balkanlar'a, Ortadoğu'ya, yani Filistin'in İsrail'in içerisine ve Arap devletleri meselesine Ortadoğu'da ve Orta Asya'da tümüyle beraber olmak lazımdır. Bu bölgedeki en güçlü devlet Türkiye'dir. 'Her kim ne hali varsa görsün hiçbir şeye karışmıyorum' diyemez Türkiye. Bir rol oynayacaktır. Oynaması lazımdır. Milli menfaatleri, milli çıkarları bunu gerektirir. Bu rol aslında Irak'ta istikrarı teminde Amerika'ya yardımcı olmakla başlar. Şu anda Türkiye'nin Irak'ta olması lazımdır. Ve Irak'ın daha karışmadan, Lübnan'a dönmeden, Irak'ta bir içsavaş meydana gelmeden Irak'ta huzur ve sükun temin edilmeli ve Irak idaresi Iraklılar'a bırakılmalıdır. Türkiye bence, Irak'ta sulhun, sükunun ve istikrarın teminine yardımcı olmalıdır. Sadece Irak bakımından değil, kendi meseleleri bakımından, kendi Güneydoğu meselesi bakımından, kendisi karşı karşıya kaldığı bir PKK meselesi bakımından yardımcı olmalıdır. Esasen PKK'nın gövdesi orada duruyor. Biz Amerika'ya 'bunları tesirsiz hale getir, bunları dağıt' desek, yani biz burada otursak o onları dağıtıverir mi bize?
TÜRBAN SORUNUNU ÇÖZEMEZSİNİZ
Herhalde beraber olunması lazım gelen durumları Türkiye'nin milli çıkarlarına hizmet edecek unsurlar olarak düşünmek gerekir."
Süleyman Demirel, üniversitelerdeki türban sorununu da anlatırken bunu çözmenin zor olduğunu belirtti. Demirel, türban sorununun başlangıcının bir siyasi ideolojinin simgesi olduğunu kaydetti.
"Bu siyasi ideolojinin hedefi de radikal İslam'dır. Fundamentalizm, köktendinciliktir. Devlet bir seküler devlet ise hiç olmazsa kurumlarına bu radikal İslam simgelerini sokmayacaktır. Çünkü kurumların kendisine göre kuralları vardır" diyen 9. Cumhurbaşkanı, türban sorunu yaşayan üniversite öğrencisi sayısının 7 bin olduğunu da ifade etti.
Demirel, şöyle konuştu,
"Üniversitelerde 1 milyon 970 bin öğrenci var bunun 647 bini kız öğrenci. Türban meselesine takılmış 7 bin öğrenci var. Bırakalım türban serbest kalsın isteyen taksın, isteyen takmasın. Takanlar bir süre sonra takmayanları kafirlikle itham edeceklerdir. Niçin bunu takıyorsunuz dendiği zaman inancım böyle diyor. Peki takmayana bir şey diyeceğin var mı? Şimdilik yok' diyor yani şimdilik yok diyecek tabii. Böleriz üniversiteleri yeni kavgalara gideriz. Zaten başını bağlamak Türkiye'de yasak falan değil."
BİKİNİYLE GİDEBİLİR MİSİNİZ?
Demirel, kişilerin eğitim hakkını ancak eğitim kurumlarının koşullarını kabul ederek kullabileceklerini de söyledi. müessese şart koşmuş. Mesela o müesseseye bikiniyle gidemezsiniz veya şortla gidemezsiniz" diye konuşan 9. Cumhurbaşkanı, bunu zorlayarak bölücülüğe hizmet etmemek gerektiğini vurguladı. Demirel, hükümetin başbakan ve bakanlarının eşlerinin de türbanlı olduğunun hatırlatılması üzerine şu yorumu yaptı, "Yine bağlamaya devam etsinler, onlara bir şey demiyoruz da, onlara bakarak öğrenciler de bağlamaya kalkarsa o cereyanın takipçileri gibi olur."
"Özal ile lokmamızı paylaştık"
Bir süredir İstanbul'da bulunan 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel dün Süleymaniye Camii, Kanuni Süleyman Türbesi, Menderes, Zorlu, Polatkan ve Özal'ın anıt mezarlarını ziyaret etti.
Ziyaretlerini 26 Ağustos tarihinde gerçekleştirmesinin özel bir anlamı olmadığını dile getiren Demirel, Turgut Özal'ın anıt mezarını ziyareti sonrasında soruları yanıtladı. Aralarında geçmişte kırgınlık bulunan Özal'ın mezarını ziyaretinin kamuoyu tarafından manidar bulunacağına ilişkin bir soru üzerine Demirel, "Siyasette küslük olmaz. Kaldı ki Turgut Özal benim en yakın arkadaşımdır.
'O'NA EN YAKIN OLAN BENDİM'
Turgut Özal'a kim diyorsa ki 'ben yakınım', ben ondan daha yakınım. Bir lokmamızı paylaşmışızdır. Eğer 12 Eylül hadisesi olmasaydı biz Turgut Özal ile ben başbakan, o benim müsteşarım olarak siyasete devam edecektik zaten" dedi.
Adnan Menderes ve Fatin Rüştü Zorlu ile Hasan Polatkan'ı da demokrasi şehitleri olarak tanımlayan Demirel "Rahmetli Adnan Bey'in başına bu hal gelmese ben siyaset içinde yoktum. Hizmete devam ederdim. Rahmetli Özal bu kadar kısa zamanda ebediyete göçmese ben başbakanlığa devam ederdim. Ziyareti yaparken böyle hisler de geçer içimden her zaman" dedi.
DEHAP işinden hiçbir şey çıkmaz
Demirel, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) DEHAP'la ilgili kararının Meclis'te nasıl bir tablo oluşturacağı konusunda yaptığı yorumda ise, "Karar ne olursa olsun hiçbir şey değişmez" dedi. YSK'nın DEHAP'la ilgili iddiayı kabul etmesi durumunda AK Parti'nin 40 eksilerek 328'e, CHP'nin 26 eksilerek 149'a ineceğini, DYP'nin ise 66 üyesi olacağını belirten Demirel, "Bu tablo neyi değiştirir? Komisyonları değiştirir Meclis'te. Meclis Başkanlık Divanı'nı değiştirir. Ama öbür parti lehine 340 üyeli olacağı için aslında hiçbir şey değiştirmez" diye konuştu.
Ben YÖK yasasını değiştirmezdim
Son günlerin önemli tartışma konusu olan YÖK yasa tasarısını da değerlendiren Demirel, üniversitelere "Senden olacak, benden olacak kavgasını sokmamak" gerektiğini belirtti.
Demirel, "Biz üniversite olayında çok sıkıntı çektik. Şimdi üniversiteler, hür ve özgür üniversitelerdir, polis dahi girmemiştir. Korku, bu üniversitelerin tekrar okunamaz hale gelmesi endişesidir" diye konuştu.
Üniversitelerarası Kurul Başkanı Prof Dr. Ayhan Alkış'ın bu konudaki açıklamalarına da değinen Demirel, "Yıldız Üniversitesi'nin Rektörü gayet aklı başında dengeli uslu bir adamdır. 'Hükümetin getirdiği kanun çağdaş değildir' diyorsa, bunu söylerken de üniversiteler arası kurul adına söylüyorsa, ben olsam o kanunu olduğu yerde bırakırdım" dedi.
'Çankaya halkla kucaklaşmalıydı'
9. Cumhurbaşkanı, halefi Ahmet Necdet Sezer'in yönetim şekliyle ilgili de ilginç açıklamalar yaptı. Demirel, Cumhurbaşkanı'nın halkın başkanı olduğunu, bu nedenle halkla kucaklaşması gerektiğini belirtti. Demirel, Sezer'le karşılaştırılması istenince de "Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır" atasözünü anımsattı.
"Bana göre bu halkla kucaklaşmak lazımdı" diyen Süleyman Demirel, kendi dönemiyle ilgili şunları anlattı, Çankaya'da iki şey yapıyordum. Birisi ikibin kişinin yemek yiyebileceği, 5 bin kişinin ayakta durabileceği bir salon yaptırmak oldu.
HERKESİN BİR STİLİ VAR
Sanatçıları, çeşitli kuruluşları oraya çağırdım, geldiler. Orada konserler verdim, toplantılar yaptım. Tabii ki oranın prestijini de muhafaza edeceksiniz. Dört duvar arasında oturursanız herkes sizi merak eder. Ama herkesi kucaklarsanız merak biter, beğenen de olur beğenmeyen de. Yani bugünkü Cumhurbaşkanı'nın görevini nasıl yapacağı meselesini ben eleştirmiyorum, çünkü bir stil meselesidir.
Nevzat ATAL
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|